KİTAP
Açıklamalı İçtihatlı
İNŞAAT HUKUKU 9. BASKI
2018 /  17x25
1491 Sayfa
9. Baskı / Ciltli 

İNŞAAT SÖZLEŞMESİNİN SÜRESİZ HALE GELMESİ

~ 14.06.2019 ~

 Asıl dava, eser sözleşmesinin feshi ile bu sözleşme sebebiyle verilen bonoların iptal ve senetlerin iadesi istemine; birleşen dava ise, aynı sözleşme gereğince ödenen kısmi iş bedelinin iadesi için yapılan ilamsız icra takibine itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir.

Asıl davada davacı-iş sahibi vekili, yanlar arasındaki sözleşmenin, Ankara 38.Noterliği aracılığıyla gönderilen ve davalıya 19.1.2009 tarihinde tebliğ olunan 16.1.2009 tarihli ve 01523 yevmiye numaralı ihtarname ile müvekkili tarafından fesih olunduğunu belirterek, taraflar arasındaki sözleşmenin iptaline ve davalıya verilen 30.10.2008 tarihli ve 10.000 TL bedelli, 30.11.2008 tarihli ve 10.000 TL bedelli, 30.12.2008 tarihli ve 15.000 TL bedelli bonoların iptaline ve müvekkiline iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı-yüklenici vekili, sözleşme konusu vincin tamamlandığını, iş sahibi davacı şirketin, demonte vincin yerine montajı için gerekli olan işlemleri, tüm uyarılara karşın yapmadığını ve yüklendiği edimini ifa etmediğini, davalının borçlu temerrüdüne düşürülmediğini, Afyonkarahisar 1.Noterliği aracılığıyla gönderilen ve davacıya 28.1.2009 tarihinde tebliğ olunan cevabi ihtarname ile işin tamamlanarak montaja ve teslime hazır olduğunun ve montajla ilgili sözleşmede kararlaştırılan öncelikli ediminin ifa olunmaması sonucu alacaklı temerrüdünün gerçekleşmiş olduğunu ve fesih bildiriminin kabul edilmediğinin bildirildiğini belirterek, davanın haksız olduğunu savunmuştur.
Dosya kapsamından, yanlar arasında adi yazılı şekilde 13.5.2008 tarihli sözleşme yapıldığı, bu sözleşme ile davalı şirketin, 100.000 TL götürü bedelle 40 tonluk, 25 metre uzunluğunda portal vinç imalini ve montajını sözleşme tarihinden itibaren 45 gün içinde davacı şirkete teslimini yüklendiği, montaj için gerekli olan rayların sağlanmasını ve beton zeminin hazırlanması edimini ise davacı şirketin yüklendiği anlaşılmaktadır.
Birleşen itirazın iptali davasında (E:2009/85) ise; ödendiği ileri sürülen ve birer ay ara ile düzenlenen (30.6.2008 ila 30.9.2008) ve her biri 10.000 TL bedelli 4 adet senetlerle ödenen 40.000 TL ile 15.5.2008 tarihinde banka havalesiyle ödenen 25.000 TL olmak üzere 65.000 TL asıl alacak ve 8.750 TL işlemiş temerrüt faizinin tahsili, Afyonkarahisar 1.İcra Müdürlüğü'nün 2009/529 esas sayılı takip dosyası üzerinden başlatılan icra takibine; davalı vekilinin itirazı sebebiyle itirazın iptali istenmiştir.
Yapılan yargılama sonunda yerel mahkemece, “davacı iş sahibinin, davalı yükleniciyi temerrüde düşürmediği; aksine, edimi kapsamındaki vincin montajı ile ilgili işlemleri yapmadığı, yüklenici davalının vinç imalatını, sözleşme koşullarına uygun olarak gerçekleştirmiş olmasına karşın, teslim ve işin kabulünü engellediği, vinci teslim almaktan kaçınamayacağı ve davalının iş bedelini hak ettiği” gerekçeleriyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı-iş sahibi şirket vekilinin temyizi üzerine, karar Özel Daire'ce yukarda yazılı gerekçeyle bozulmuş; yerel mahkemece, önceki kararda direnilmiştir. Hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Direnme yoluyla H.G.K. önüne gelen uyuşmazlık; taraflar arasındaki sözleşme hükümleri dikkate alındığında eldeki davada davacı-iş sahibinin mi yoksa davalı-yüklenicinin mi temerrüde düştüğü, dolayısıyla davacı-iş sahibinin sözleşmeyi feshinin haklı olup olmadığı; buradan varılacak sonuca göre, yerel mahkeme direnme kararının yerinde olup olmadığı, noktalarında toplanmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, eser sözleşmesi, taraflarına haklar sağlayan ve borçlar yükleyen, tam iki taraflı bir iş görme akdidir. Yüklenici yapımını üstlendiği eseri sözleşmeye, teknik ve sanatsal ilkelere ve amaca uygun olarak imal edip iş sahibine teslim etmekle, iş sahibi de kararlaştırılan bedeli ödemekle yükümlüdür (Mülga 818 Sayılı BK. m.355; 6098 Sayılı TBK. m.470).
Uyuşmazlığın çözümünde uygulanması gereken, mülga 818 Sayılı B.K. (BK)'nun 106.maddesi hükmünde, karşılıklı yükümlülükleri içeren sözleşmelerde, borcun ifasında gecikme halinde, alacaklının hakkını nasıl kullanacağı düzenlenmiştir.
Alacaklı, BK'nun 106/II. maddesinde öngörülen seçimlik hakkını kullanabilmesi için borcunu yerine getirmede temerrüde düşen borçluya süre vermek zorundadır. Ancak aynı Kanunun 107.maddesinde de aşağıda gösterilen durumlarda bir süre verilmesi gerekli değildir:
a-) Borçlunun durumundan, bu tedbirin etkisiz olacağı anlaşılırsa,
b-) Borçlunun temerrüdü sonucu olarak, borcun yerine getirilmesi alacaklı için yararsız duruma gelmişse,
c-) Sözleşme kurallarına göre, borcun kesin olarak saptanan bir zamanda veya belirli bir süre içinde ödenmesi gerekiyorsa,
borçluya süre verilmez.
Ayrıca, BK'nun 106/II. maddesine göre, yükleniciye (borçluya) süre verilsin veya verilmesin borcun yerine getirilmemesi halinde, alacaklıya üç seçimlik hak tanınmıştır. Buna göre:
1-) Her zaman gecikmiş işi yerine getirme (ifayı) ve gecikme tazminatı isteme;
2-) Sözleşmenin yerine getirilmesinden vazgeçilerek olumlu (müsbet) zararını isteme;
3-) Sözleşmeden dönme ve olumsuz (menfi) zararı isteme.
Öte yandan, Hukuk Öğretisindeki yerleşmiş görüşe göre: Alacaklı, borcun yerine getirilmemesi halinde, başka bir anlatımla yerine getirmede direnme halinde (gecikmiş ifa halinde) alacaklı, BK'nun madde 106/II'deki hakkını “her zaman” kullanabilir; ancak kullanmak zorunda da değildir. Bu nedenle, alacaklı borcun yerine getirilmesini (ifayı) ve gecikme tazminatını zamanaşımı (kural olarak 10 sene) süresi içerisinde isteyebilir (Bkz. Haluk, Tandoğan: Türk Mesuliyet Hukuku, AÜHF Yayınları, Ankara 1961, Sahife: 501; Herman, Becer: İsviçre Medeni Kanun Şerhi, Cilt:VI, B.K. I.Kısım Genel Hükümler, IV. Fasikül (Madde:104/150), Dr. Saim Özkök Çevirisi, Ankara 1972, Sahife:23). Davacı olan alacaklı, bu seçimlik hakkını kullanmadığı takdirde, sözleşmenin yerine getirilmesini ve tazminat istediği (birinci seçimlik hak) yolunda “bir karinenin varlığı kabul edilir (Fikret, Eren: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 11.Baskı, İstanbul 2009, Sahife:1071). Bu karine, yasa koyucunun alacaklının borcun ifasını ve gecikme sebebiyle zarar ve ziyanını “her zaman” isteyeceğini kabul etmekle oluşmuştur (Ayrıca aynı yönde bakınız: H.G.K.'nun 9.10.1991 gün ve E:1991/340, K:1991/467 Sayılı ilamı).
Nihayet, alacaklının temerrüdü, mülga 818 Sayılı B.K.'nun Genel Hükümler Kısmında 90 ve ardından gelen maddelerinde düzenlenmiştir.
Eser sözleşmesiyle ilgili 368. maddenin 1. fıkrasında ve ayrıca 317. maddenin 2. fıkrasında da alacaklının temerrüdüne dair özel hükümler bulunmaktadır. Özel hüküm bulunmayan durumlarda B.K.'nun Genel Hükümlerinden olan 90 ve ardından gelen maddelerinin uygulanacağı açıktır.
BK'nun 90.maddesi hükmüne göre, “Yapılacak veya verilecek şey usulü dairesinde kendisine arzolunan alacaklı muhik bir sebep olmaksızın onu reddeder veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için takaddümen kendi tarafından yapılması lazım gelen muameleleri icradan imtina eder ise, mütemerrit addolunur” denilmektedir. Benzer düzenleme, 6098 Sayılı Türk B.K. m.106/I'da da yer almıştır.
Bu hükümden anlaşıldığı üzere, alacaklı temerrüdü, alacaklının kendisine arz edilen ifayı haklı sebep olmadan kabul etmemesi veya ifanın gerçekleşmesi için kendisinin yapacağı şeyleri yapmamasıdır. Böyle bir durum ise, ancak ifaya alacaklının katılması gereken borçlarda söz konusu olabilir (K. Oğuzman/Turgut Öz: Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, İstanbul 1995, Sahife:265).
Yukarıda yapılan açıklamaların ışığında somut olayın değerlendirilmesinde;
Taraflar arasındaki sözleşmenin “teslim süresi” başlıklı bölümünde, teslim süresi, sözleşme tarihinden (13.5.2008) itibaren kırkbeş (45) gün olarak kararlaştırılmıştır. Buna göre, 26.6.2008 tarihi teslim tarihi olup; vade kesin olduğundan, BK'nun 106/I.maddesi gereğince, alacaklı tarafından yükleniciye kural olarak, bir süre verilmesine gerek yoktur.
Yüklenici davalı şirketin edimi, vincin kabule elverişli şekilde imalini ve montajını gerçekleştirmek; iş sahibi davacının karşı edimi ise, iş bedelini ödemek ve sözleşmede öngörüldüğü halde montajın yapılabilmesi için kararlaştırılan işleri yapmaktır.
Yüklenici öncelikle imalatı montaja hazır hale getirdikten sonra; iş sahibinin karşı edimi kapsamındaki montaj işlerinin, yani montajın yapılmasına hazır hale getirilmesi ediminin ifasını isteyebilir. Yüklenici, bu edimin ifası için davacıyı temerrüde düşürmemiştir (Mülga 818 Sayılı B.K. m.81).
İş sahibi davacı, yüklenicinin teslimde temerrüdünün gerçekleştiği 26.6.2008 tarihinde, mülga 818 Sayılı B.K.'nun 106/II. maddesinde öngörülen “aynen ifa yerine olumlu zararını” veya “sözleşmenin feshini” istemediğinden sözleşme artık süresiz hale gelmiştir (Aynı yönde: H.G.K.'nun 26.10.1994 gün ve E:1994/15-443, K:1994/643 Sayılı ilamı).
İş sahibi davacı şirket, sözü edilen ve davalıya tebliğ olunan 16.1.2009 tarihinde gönderdiği ihtarnamesinde; “Sözleşme süresi, malın teslim alınması, fatura düzenlenmesi, son iki adet senedin protesto edilmesi, varsayılan ekonomik kriz sebebiyle tarafımızdan sözleşme iptal edilmiştir” denilerek sözleşmenin fesih olunduğu bildirilmiş ve verilen iş bedelinin ve üç adet bononun iadesi istenmiştir. Aynı sebepler, dava dilekçesinin 4. bendinde de sayılmıştır.
Davalı vekili, 22.1.2009 tarihli ihtarında ise, imalatın tamamlanıp, montaja hazır hale getirildiğini, montaj için gerekenlerin davacı tarafından yapılmadığını ve teslime engel olunduğunu, davacının, “alacaklı temerrüdüne” düştüğünü bildirmiştir.
818 Sayılı B.K.'nun 106/I.maddesi hükmü uyarınca, alacaklı tarafından borçluya uygun sürenin verilmesinin amacı, alacaklının aynen ifadan aniden vazgeçmek suretiyle borçlunun, ifaya hazır olduğu ya da kısa bir süre sonra yerine getirebileceği edimine engellemek olduğuna göre, somut olayda, sözleşme süresi dolduğu halde, BK'nun 106/II. maddesi uyarınca, davacı “derhal fesih” hakkını kullanmadığından ve “gecikmiş ifa”yı istediğinden, taraflar arasındaki sözleşme süresiz hale gelmiştir. Bu durumda, davacının, BK'nun 106/I.maddesi gereğince, “davalıya uygun bir süre” vermesi ve bu süre içinde davalı yüklenici tarafından vincin tamamlanmaması durumunda, “sözleşmenin feshi” hakkını kullanması gerekirdi.
Oysa davacı, anılan yasa kuralına uymadan 16.1.2009 tarihli “fesih” bildiriminde bulunmuş ve sözleşmenin feshini gerektiren sebepler olarak da; “Sözleşme süresi, malın teslim alınması, fatura düzenlenmesi, son iki adet senedin protesto edilmesi, varsayılan ekonomik kriz” gösterilmiş ve aynı sebepler dava dilekçesinde de tekrarlanmıştır.
Davalı taraf ise, 22.1.2009 tarihli cevabi ihtarında, sözleşme konusu vincin teslime ve montaja hazır olduğunu bildirmiş ve karşı edimi kapsamındaki “montaj” ile ilgili işlemlerin yapıldığının bildirilmesini istemiş, fesih bildiriminin de kabul edilmediği açıklanmıştır.
Yüklenici davalı, Afyonkarahisar 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2009/42 değişik iş sayılı dosyası üzerinden imalat üzerinde uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırmış ve delil tespiti dosyasına sunulan 19.2.2009 tarihli bilirkişi raporunda vincin, sözleşme hükümlerine uygun şekilde davalı tarafından imal edildiği ve montaja hazır olduğu belirtilmiştir.
Bunun üzerine, davalı, “tevdi yeri” tayini talebinde bulunmuş ve Afyonkarahisar 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 18.3.2009 tarihli ve 2009/60 değişik iş sayılı kararı ile (BK. m.91-95 uyarınca) davalı yüklenicinin atölyesi, vincin tevdi yeri olduğuna karar verilmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere, davacının 16.1.2009 tarihli ihtarnamesi, taraflar arasındaki sözleşmenin feshi sonucunu doğurmadığı gibi, davalının ediminin kabul edilmeyeceğini de bildirdiğinden, alacaklı temerrüdünü oluşturur. Bu durumda, BK'nun 107/I.maddesi gereğince, montaja dair ediminin ifası için yüklenici tarafından davacıya süre verilmesi gerekmemektedir.
BK'nun 364.maddesi gereğince kural olarak, iş bedeli işin teslimi zamanında istenebilir ise de, bu hüküm “emredici nitelikte” olmadığından, eser sözleşmesinin taraflarınca başka bir ödeme şekli kararlaştırılabilir.
Somut olayda, iş bedelinin taksitler halinde yükleniciye ödenmesi kararlaştırılmış ve 15.5.2008 tarihinde banka havalesiyle davalıya 25.000 TL ödeme yapılmış ve bir ay aralı 30.6.2008 ila 30.12.2008 tarihli bonolar da davalıya verilmiştir.
Eldeki davada ise, 30.10.2008 ve 30.11.2008 tarihli ve her biri 10.000 TL bedelli bono ile 30.12.2008 tarihli 15.000 TL bedelli bonolar için davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti de istenmektedir.
Oysa fesih bildirimi 16.1.2009 tarihinde yapılmıştır. Bu bonolarda gösterilen alacaklar, yüklenicinin istenilebilir alacaklarıdır. Yüklenicinin istenebilir alacağının ödenmemesi, BK'nun 101.maddesi gereğince de iş sahibini borçlu temerrüdüne düşürür. Bu durumda, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 950.maddesi hükmü gereğince, yüklenici borç ödeninceye kadar, taşınır mal olan vinci davacıya teslimden kaçınabilir ve hapis hakkını kullanabilir.
Davacının ihtarnamesi ve dava dilekçesinde gösterdiği fesih sebepleri incelendiğinde ve iş bedelinin 35.000 TL tutarındaki kısmını ödemediği de gözetildiğinde, ekonomik güçsüzlüğü sebebiyle sözleşmeyi feshetmek istediği sonucuna varılmaktadır. Bu durumda, BK'nun 82.maddesi uyarınca da davalı vinci teslimden kaçınabilir.
Sonuç itibariyle, davacı iş sahibinin alacaklı temerrüdüne düştüğü ve dolayısıyla sözleşmeyi feshinin haksız olduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; paralel gerekçelere dayalı olarak yerel mahkemenin asıl ve birleşen davanın reddine karar vererek, önceki kararda direnmesi usul ve yasaya uygundur (HGK. 22.5.2013, 1493/731).
Hits: 225

FORUM

FAİZ-AVANS FAİZİ
Faiz: Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat ...
BELİRSİZ ALACAK DAVASI
Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin ...
ŞEKİL EKSİKLİĞİNİN ÖNE SÜRÜLMESİ
Mahkeme gerekçesinde de kabul edildiği üzere tapuda pay devri içeren inşaat yapım sözleşmelerinin geçerli olabilmesi için, TMK'nın 706, BK'nın 213, TK'nın ...
EKSİK VE KUSURLU İŞLER BEDELİ YÜKLENİCİYE YÜKLENECEKSE SÖZLEŞME BEDELİNİN DE KENDİSİNE ÖDENMESI GEREKİR
Taraflar arasında yapılan 3.12.1979 tarihli sözleşmenin 15. maddesinde eserin götürü bedeli ( 710.000 ) lira olarak kabul edilmiş, ödemeler hususunda davacı işveren ...
YÜKLENİCİYE VEKALETNAME VERİLMEZSE TESLİM SÜRESİNİN İŞLEMEYECEĞİNE İLİŞKİN SÖZLEŞME HÜKMÜ
Taraflar arasında akdedilen 26.4.1978 ve 13.3.1979 tarihli sözleşmelerde kat karşılığı davalıların yükümlendiği inşaatın 30.9.1980 tarihinde bitirilip davacılara isabet ...
YÖNETİCİNİN YÜKLENİCİYE DAVA AÇMA HAKKI
Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti; dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup ...
YÜKLENİCİNİN APARTMAN YÖNETİCİSİ ALEYHİNE DAVA AÇMASI
Somut olayda, dava dışı Apartman Yöneticiliğine kat malikleri kurulu kararı ile binanın çatısının komple yapımı, asansörlerin yeşil etiket olacak şekilde yapılması, ...
YÜKLENİCİNİN İFLAS ETMESİ, ALACAĞIN İFLAS MASASINA BİLDİRİLMESİ, KAYIT KABUL
Acele durumlar ayrık olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabilir. Dava durduğu ...
KİRA BEDELİNİN UYARLANMASI
Sözleşme Hukukuna egemen olan sözleşmeye bağlılık  ilkesi hukukumuzda da kabul edilmiştir. Bu ilkeye göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. ...
TAMAMLANMA ORAN %10'U ALTINDA İSE BU ORANDA YÜKLENİCİ PAYINA DÜŞEN BAĞIMSIZ BİRİMLERİN SATIŞININ İDARENİN İZNİYLE YAPILMASI
 7181 Sayılı Yasanın 24. Maddesiyle 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 6 ncı maddesine eklenen 13 fıkrasında[1], Afet ...
KENTSEL DÖNÜŞÜM SÖZLEŞMELERİNİN FESHİ
7181 Sayılı Yasanın 24. Maddesiyle 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 6 ncı maddesine eklenen 14 fıkrasında[1], TBK. md. ...
MÜTEAHHİDİN PAYINA DÜŞEN DAİRENİN ARSA SAHİBİNE SATILDIĞI İDDİASI
 Taraflar arasında 29.3.1973 günlü sözleşme ile arsa payı karşılığında bina yapımı konusunda bir ilişki kurulmuştur. Davacılar, yüklenicidir ve sözleşme ...
İNŞAAT SÖZLEŞMESİNİN SÜRESİZ HALE GELMESİ
 Asıl dava, eser sözleşmesinin feshi ile bu sözleşme sebebiyle verilen bonoların iptal ve senetlerin iadesi istemine; birleşen dava ise, aynı sözleşme gereğince ...
TEMİNAT GÖSTERME BORCU İÇİN İHTİYATİ HACİZ KARARI VERİLEMEZ
Bankanın sıfatı teminatı veren olduğundan, taahhüdün, esas sözleşmeyi yapan taraflardan ve esas akitten ayrı ve tamamen müstakil olduğunu, banka taahhüdünün ...
YAPI KAYIT BELGESİNİN ALINMASI, YASALLIK İÇİN YETERLİ DEĞİLDİR
Bazı istisnalar dışında, bütün yapılar için belediye veya valiliklerden yapı ruhsatı alınması zorunludur. Yapı ruhsatı ise, ancak projelerine, imar plânı ve ...
ALACAĞIN DEVRİ İLE DAVA KONUSUNUN DEVRİ AYNI ŞEY MİDİR?
 Dava, davacı yüklenici şirket ile davalı iş sahibi ... arasında imzalanan eser sözleşmesinden kaynaklanan geçici kabul ve haksız kesintiler ile süre uzatımı ...
ARSA PAYI DÜZELTİM DAVASI
"634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 5711 sayılı Kanunla değişik 3. maddesi hükmüne göre; “Kat mülkiyeti ve kat irtifakı, bu mülkiyete konu olan ...
SÖZLEŞMEDE KARARLAŞTIRILANDAN FAZLA VE DAHA KALİTELİ MALZEME KULLANARAK YAPILAN İŞLERİN BEDELİ * BAĞIMSIZ BÖLÜMLERE YAPILAN FAZLA İMALAT
 Yüklenici kendi iradesiyle inşaatın tamamına ve bu kapsamda arsa sahiplerine ve kendisine verilen bağımsız bölümlere aynen yansıtılan değer artırıcı işler yapması ...
İNŞAAT SÖZLEŞMESİ İLERİYE ETKİLİ OLARAK BOZULMUŞSA, TASFİYE YAPMAK GEREKİR
 Asıl dava, Kat Karşılığı İnşaat Yapım ve Satış Vaadi Sözleşmesinin ve buna ek yapılan sözleşmenin feshinin tespiti, davalıların inşaata müdahalelerinin ...
GECİKİLEN SÜRENİN TAMAMI İÇİN GECİKME CEZASI İSTENEBİLİR Mİ?
 1. Yüklenici direnime düştüğünde, iş sahibi zamanaşımı süresi içinde, sözleşmede yazılı olan ceza koşulunu isteyebilir. 2. İş sahibinin direnim ...
YÜKLENİCİNİN BEDELİ HAK ETMESİ
 İş sahibinin ödemeyi borçlandığı bir bedel karşılığında yüklenicinin bir eser meydana getirip teslim etmeyi üstlendiği sözleşmeye "eser ...
TAPU TAHSİS BELGESİNE DAYALI TAPU İPTALİ VE TESCİL OLMADIĞI TAKDİRDE TAZMİNAT İSTEMİ
 Tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesinin varlığı ...
İŞ SAHİBİ İNŞAAT SÖZLEŞMESİNİ GERİYE ETKİLİ OLARAK BOZDUĞUNDA, YÜKLENİCİYE, YAPTIĞI KISIMLA ORANTILI BİR PAY VERİLEBİLİR Mİ?
 Kusuru ile borçlu direnimine düşen yüklenicinin, arsa payı karşılığında kat yapımı sözleşmesinin bozulmasına neden olması durumunda, sözleşme ilişkisi ...
ÖN ALIM HAKKI-FİİLİ TAKSİM-HAKKIN KÖTÜYE KULLANILMASI
 Yasal ön alım hakkı, paylı mülkiyette bir paydaşın, taşınmaz mal üzerindeki payını tamamen veya kısmen üçüncü bir kişiye satması halinde, diğer ...
6306 saylı KENTSEL DÖNÜŞÜM KANUNU "YA 2/3 ÇOĞUNLUĞA UYACAKSIN YA TERK EDECEKSİN"
SOMUT OLAY: Davacı ve davalılar, bağımsız bölümlere sahip oldukları  (...) Tapu bilgilerinde kayıtlı parsel numaralı kat mülkiyetine tabi apartman hakkında, bir malikin ...
SORUNA 6306 SAYILI KANUN MU YOKSA 634 SAYILI KAT MÜLKİYETİ KANUNU MU UYGULANACAKTIR?
Her türlü önemli yönetim işinde kat maliklerince oybirliği ile karar alınması gerekir (634 s. Kanun md. 45).   Her bir paydaş, eşyayı bir zarar tehlikesinden veya ...
DÜZEN, SADECE DÜZENİN ÇİĞNENMESİNE VERİLECEK CEZANIN YARATTIĞI KORKUYLA SAĞLANAMAZ
 Ülkemizin bağımsızlığını kazananlar, devletin nihai amacının yeteneklerini geliştirmeleri için halkı özgür kılmak ve ülkenin yönetiminde aklın ...
KENTSEL DÖNÜŞÜMDE SATIŞ SÜRECİ
 a.      Bu payın satış işlemlerini Bakanlık (Bakanlığa bağlı müdürlük) yürütecektir.   b.      ...
İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ VE SAVUNMA DOKUNULMAZLIĞI
 Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) göre, ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin ...
OSMAN BAHADIR: YEMİNİN TARİHTEKİ ROLÜ
Yemin etmek, kişinin doğruyu söylediğine ya da bir sözü yerine getireceğine dair bir kutsal değere atıfta bulunması veya onu şahit göstermesidir. Yemin ile kutsal ...
İNŞAAT SÖZLEŞMESİNİN GERİYE VEYA İLERİYE ETKİLİ OLARAK BOZULMASI
 Yüklenicinin kendi kusuruyla işi teslim gününde bitirmeyerek direnime düşmesinin hukuki sonuçları hakkında Borçlar Kanunu`nda özel bir hüküm ...
İNŞAAT HUKUKU SORUNLARINDA SÖZLEŞME İLE SORUMLULUKTAN KURTULMA
Borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. Borçlunun alacaklı ile hizmet ...
GÜNEŞ GÜRSELER: CMK DEĞİŞİKLİĞİ KAMUOYUNDAN NASIL KAÇIRILDI?
Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğü beş yıl ertelenen tutukluk süresine ilişkin 102 nci ve 252/2 nci maddelerinin 2011 yılı ile birlikte ...
ANAYASA DEĞİŞİKLİK ÖNERİSİ YARGI REFORMU SAYILABİLİR Mİ?
Konuyu açıklamadan önce, yargının gerçeklerine bakmakta yarar vardır: DANIŞTAY DAVA DAİRELERİNE, 2008 YILINDA, bir önceki yıldan devredilenle birlikte, ...