KİTAP
İnşaat Hukuku Kitabı

ANAYASA MAHKEMESİ - Esas: 1988/34 , Karar: 1989/26

~ 30.03.2010 ~
Esas Sayısı: 1988/34
Karar Sayısı: 1989/26
Karar Günü: 21.6.1989
Resmi Gazete Tarihi: 5 Aralık 1989
Resmi Gazete Sayısı: 20363
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Konya İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 9.5.1985 günlü, 18749 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 3.5.1985 günlü 3194 Sayılı îmar Kanunu’nun 13. maddesinin üçüncü fıkrasının Anayasa’nın 2., 10., 13. ve 35. maddelerine aykırılığı nedeniyle iptali istemidir.
OLAY:
Davacılara, miras bırakanlarından intikal etmiş 1 ve 35 nolu parsellerde kayıtlı 9092 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazın, 6980 metrekarelik kısmının imar plânında ilkokul, imar yolu ve çocuk bahçesi olarak belirlenmek suretiyle yapılanma hakkı kısıtlanmış, başvuruları üzerine de ilgili belediye tarafından, kısıtlı olduğundan inşaat ruhsatı verilemeyeceği gibi programda olmadığı için kamulaştırma yapılamayacağı da bildirilmiştir.
Daha sonra, taşınmaz malikleri, süresi içinde kamulaştırılmayan kısıtlı yerde inşaat yapabilme yolundaki isteklerine, belediyece sözkonusu bölgede 3194 sayılı îmar Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca kısıtlı alan dışında kalan bölüm için imar uygulaması yaptırabilecekleri karşılığının verilmesi üzerine, 21.3.1988 tarihinde, arsalarına konulmuş kısıtlılığı kaldıran yeni bir imar planı yapılması ve bu yerde yeni imar planına göre inşaat ruhsatı verilmesi gerektiğini ileri sürerek aksine oluşturulan işlemin iptali için Belediye Başkanlığı aleyhine dava açmışlardır.
Davacılar vekili, 6.7.1988 günlü duruşmada Belediye ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın 1981 yılında kamulaştırılması için yapılan başvurudan sonra beş yıl geçmesine rağmen kamulaştırma yapmadıklarından, inşaat ruhsatı almaya hak kazandıklarını, yeni imar Kanunu’nun ilgili hükmü mutlaka uygulanacaksa Anayasa’ya aykırılığının incelenmesini istemiş, davacıların Anayasa’ya aykırılık iddiasının ciddî olduğu kanısına varan idare Mahkemesi de 3194 sayılı îmar Kanunu’nun 13. maddesinin üçüncü fıkrasının tümünün, Anayasa’nın 2., 10., 13. ve 35. maddelerine aykırılığı nedeniyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştur.
ESASIN İNCELENMESİ:
Cumhuriyetin ilânı tarihinden 1928 yılına kadar ülkemizde 1882 tarihli, yollar, yangın yerleri ve binalarla ilgili düzenlemeleri kapsayan “Ebniye Kanunu” uygulanmış, bu arada, Kurtuluş Savaşı sonunda yangın geçirmiş olan İzmir şehri için 1924 yılında mevzii imar planı hazırlanarak şehrin düzenlenmesine girişilmiştir.
İlk şehir düzenlemesine geçilmesi, 1928 günlü, 1351 sayılı “Ankara Şehri İmar Müdiriyeti Teşkilat ve Vezaifine Dair Kanun” ile sağlanmış ve Başkent Ankara’nın imar planı hazırlanmıştır.
Daha sonra 1930 yılında bütün belediyelere imar planı hazırlama zorunluluğu getiren 3.4.1930 tarihli, 1580 sayılı “Belediye Kanunu” ve 1933 yılında da kentlerin planlaması çalışmalarım düzenleyen “Belediye Yapı ve Yolları Kanunu” yürürlüğe konulmuştur.
1956 yılında imar mevzuatını düzenleyen 6785 sayılı “İmar Kanunu” yürürlüğe girmiş ve 1958 yılında da, 7116 sayılı Yasayla yurdun, bölge, şehir, kasaba ve köylerin planlanması, mesken politikası, yapı malzemesi konuları ile ilgilenmek, bölge planları konusunda ilgili kuruluşlarla ortaklaşa etüdler yapmak, iç iskân, göçmen iskânı ve afetlerden önce ve sonra gerekli tedbirleri almak amacıyla “İmar ve İskân Bakanlığı” kurulmuştur.
İmar ve İskân Bakanlığınca, “Metropoliten planlama” çalışmaları başlatılarak büyük kentlerimizin nazım imar planları yapılmasına girişilmiştir.
İmar ve İskân Bakanlığı 13.12.1983 günlü, 180 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Bayındırlık Bakanlığı ile birleştirilmiş ve’ kamu oyunda “İmar affı” diye isimlendirilen 2981 Sayılı “İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun”, 2960 sayılı “Boğaziçi Kanunu”, 3030 sayılı “Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun”, 3086 sayılı “Kıyı Kanunu” gibi yasalarla imar konusunda yeni düzenlemeler gerçekleştirilmiştir.
İmar planlarında kamu hizmetlerine ayrılan yerlerde bulunan arsalar için ilk yasaklayıcı düzenleme, 1351 sayılı “Ankara Şehri İmar Müdiriyeti Teşkilât ve Vezaifine Dair Kanun” ile getirilerek, İmar Müdürlüğüne bu gibi yerler için beş yılı geçmemek kaydı ile yapı yapma yasağı koyma yetkisi verilmiştir.
İmar planlarında genel hizmetlere ayrılan yerler için tüm yurtta geçerli düzenleme, 6785 sayılı İmar Kanunu’nun 33, maddesinde yapılarak, “İmar ve yol istikamet planlarında yol, meydan, yeşil saha, park, otopark gibi umumî hizmetlere ayrılmış yerlerde inşaat yapılmasına ve mevcut binalarda ise esaslı tadilat ve ilâveler yapılmasına” izin verilmeyeceği hüküm altına alınmış, bu gibi yerlerde dört yıllık imar programına alınan yerler ile alınmayan yerlerin belirlenen sürede kamulaştırması yapılmadığı takdirde uygulanacak işlemler gösterilmiştir.
6785 sayılı Yasa’nın yapı izni verilmeyen yerlerde geçici inşaat izninin koşullarını gösteren 11. maddesi ile, yukarda anılan 33. madde hükümleri 11.7.1972 tarihli 1605 sayılı Yasa’yla değiştirilmiştir.
6785 sayılı İmar Kanunu’nu yürürlükten kaldıran 3.5.1985 günlü 3194 sayılı İmar Kanunu 9.5.1985 günlü, 18749 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur.
3194 Sayılı İmar Kanunu’nun bir bölümünün iptali istenilen 13. maddesi, 6785 sayılı Yasa’nın 33. maddesi yerine kimi yeni düzenlemeler getirmekle ve imar planlarında genel hizmetlere ayrılan yerler açıklanmaktadır.
B. İtiraz Konusu Yasa Kuralının Anayasa’ya Aykırılığı Sorunu: 1- Anayasa’nın 2. maddesi yönünden inceleme:
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, toplum yararına olarak, kentlerin çevre özellikleri ve koşullan nazara alınarak sağlıklı bir yaşamın sağlanmasını öngören bir planlama yapılması ve bu planda kişilere ait taşınmazların kamusal alan ve tesislere ayrılmasının doğal olduğunu, bu planda kamuya ayrılan yerlerin de ancak belirli olması ve yasa ile öngörülen sürelerde kısıtlı tutulması, aksi takdirde kamulaştırılması gerektiğini, kişilere ait taşınmazların idarenin istediği kadar, daha doğrusu sınırsız ve sonu belirsiz bir süre ile kısıtlı tutulmasının hem de kamulaştırma yapılmaması ve bu arada kişinin taşınmazını değerlendirmesine engel olunmasının hukuk devleti ilkesine aykırı olduğunu ileri sürmektedir.
Mahkeme, planda kendilerine tahsis edilen yerlerin planın kesinleştiği anda kamu kuruluşları tarafından kamulaştırılmasının beklenemeyeceğini, buna maddî olanaklarının da elvermeyeceğini, ancak bu beklemenin kabul edilebilir bir sınırı olması gerektiğini belirterek 6785 sayılı Yasa’da bu olanak sağlanmış iken, 3194 sayılı Yasa’da bu hususun idarenin takdirine bırakıldığı savında bulunmaktadır.
Anayasa’nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti olarak nitelenmiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin birçok kararında belirtildiği üzere, Hukuk devletinin temel koşulu bütün devlet işlem ve eylemlerinin hukuk kurallarına uygun olmasıdır. Hukuk devleti, insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her eylem ve işlemi hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurulup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan, yasaların üstünde Yasakoyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasa’nın bulunduğu bilincinden uzaklaştığında geçersiz kalacağını bilen devlettir.
Devlet faaliyetlerinin hukuk kurallarına uygun olması, kazanılmış haklara saygı duyulmasını gerektirir. Ancak, kazanılmış bir haktan söze-dilebilmesi için bu hakkın yeni yasadan önceki yürürlükte olan kurallara göre bütün sonuçlarıyla eylemli biçimde ekle edilmiş olması gerekir.
3194 sayılı Yasa’nın 13. maddesinin birinci fıkrasında, imar planlarında kamu hizmetlerine ayrılan alanlarda inşaata ve mevcut binalarda esaslı değişiklik ve ilaveler yapılmasına izirı verilmeyeceği hüküm altına alınmıştır.
13. maddenin dava konusu üçüncü fıkrasında, parsel sahibi, imar planlarının tasdik tarihinden itibaren beş yıl sonra müracaat ettiğinde, imar planlarında meydana gelen değişikliklerden ve civarın özelliklerinden dolayı genel hizmetlere ayrılan alanlardan ilgili kamu kuruluşunca yapımından vazgeçildiğine dair görüş alındığı takdirde, hazırlanacak yeni imar planına göre inşaat yapılacağı ve bu Yasa’nın yayımı tarihinden önce yapılan imar planlarında sözü edilen beş yıllık sürenin bu Yasa’nın yürürlük tarihinden başlayarak geçerli olduğu öngörülmüştür.
6785 sayılı Yasa’nın yürürlüğü zamanında, planda kamu hizmetlerine ayrılmış yerlerde beş yıl geçtikten sonra yönetmelik hükümlerine göre inşaat yapılması olanağına karşın, plan değişmediği sürece planın uygulanması kapsamında programa alınan bu yerler kamulaştırılmakta idi. 3194 sayılı İmar Yasası da aynı nitelikte kurallar içermektedir.
Kamu hizmetine ayrılan yerlerin ne zaman kamulaştırılması gerektiği ya da yapımından ne zaman vazgeçileceğinin belirlenmesi, hukuk devleti ile doğrudan ilgili bir konu değildir.
Mülkiyet hakkının sınırlandırılması, Anayasa’da özel olarak düzenlenmiştir. Demokratik toplum kurallarına aykırı olmayan, toplum yararı ile bireyin yararını dengeleyen bir sınırlandırma hukuk devleti ilkesine uygun olacaktır. Planda kamu hizmetine ayrılmış bir yerin geleceğinin belirsiz olduğu düşünülemez. Aynı belirsizlik kamu hizmetinin yerine getirilmesine uygun düşen her taşınmaz için sözkonusu olup, bu gibi yerlerin de “kamu yararı” kararı alınması üzerine kamulaştırılması olasıdır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin nitelikleri arasında sayılan “Hukuk Devletinin öğeleri içinde yasaların kamu yararına dayanması ilkesi de vardır. Bütün kamusal girişimlerin temelinde bulunması doğal olan kamu yararı düşüncesinin yasalara da egemen olması, Yasakoyucunun bu esası gözardı etmemesi gerekir.
Dava konusu hükümle getirilen kısıtlama ileride bir fayda sağlamayacak yatırımları önlediği, kişi ve toplum yararına düzenlemeyi ve yapılaşmayı sağlayacağı için hukuk devleti ilkelerine uygundur. Kazanılmış hakları ortadan kaldırmayan, yargı denetimine engel olmayan, herkes için geçerli genel kurallar getiren bu düzenleme hukukun genel ilkelerine de ters düşmemektedir. Toplum yararını öngören düzenleme, bu niteliğiyle sosyal devlet ilkesine de uygundur.
Kısıtlama genel ve nesnel nitelikte olduğu farklı hukuksal durumlar yaratmadığı ve taşınmazın kullanılması olanağını tümüyle kaldırmadığı gibi, yapılacak plan değişikliklerinin idarî yargı mercilerinin denetimine bağlı olacağı ve bu denetim sırasında “kamu yararına” uygunluğun da araştırılacağı kuşkusuzdur.
Belirtilen nedenlerle, dava konusu hüküm. Anayasa’nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykırı görülmemiştir.
2- Anayasa’nın 10. Maddesi Yönünden inceleme:
Başvuru kararında, 3194 sayılı Yasa’nın yayımlandığı 9.5.1985 gününden önce getirilen kısıtlamaların yürürlük tarihinden sonra beş yıl süreceği, örneğin daha önce, dört yıl onbir ay kısıtlı olarak kalmış olan bir yerin, beş yıl daha bekleyeceği, Yasa’nın yayımlanmasından önce kısıtlanan yerler ile sonradan kısıtlanan yerler arasında yapılan farklı düzenlemenin eşitlik ilkesine aykırı düştüğü öne sürülmektedir.
Anayasa’nın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesi, eylemli eşitliği değil, hukuksal eşitliği ifade ederek aynı hukuksal durumda bulunanlar arasında haklı nedene dayanmayan ayırımlar yapılmasını önlemeyi amaçlar. Bu doğrultuda, hukuksal durumu aynı olanların aynı kurallara bağlı tutulacağını, ayrı durumda olanların ise ayrı kurallara bağlı tutulmasının Ana-yasa’ya aykırılık oluşturmayacağı kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin kararlarında açıklandığı gibi, yasa karşısında eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulması değildir. Kimi yurttaşların başka hükümlere bağlı tutulmaları haklı bir nedene dayanmakta ise eşitlik ilkesine uyulmadığından söz edilemez.
Yürürlükten kaldırılan 6785 sayılı İmar Kanunu’nun 1702 sayılı Yasa ile değişik 33. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında; kamuya ayrılan yerlerin iskân sınırları içinde bulunanlardan, dört yıllık imar programına dahil edilmiş olan yerler süresi içinde dört yıllık programa dahil bulunmayan yerler ise sahiplerinin yazılı başvurularından başlayarak beş yıl içinde kamulaştırılmadığı takdirde, talimatname hükümlerine uygun inşaat yapılmasına izin verileceği dört yıllık program dışında bulunan yerlerde sahiplerinin isteği halinde, beş yıllık süre beklenmeksizin geçici inşaat izni veren aynı Yasa’nın 11. maddesi hükümlerinin uygulanabileceği öngörülmüştür.
3194 sayılı imar Kanunu’nun “Umumi hizmetlere ayrılan, yerler de muvakkat yapılar” başlıklı 33. maddesinin birinci fıkrasında, 13. maddede belirtilen hizmetlere ayrılmış olan ve haklarında bu madde hükmünün uygulanması istenen parsellerde, koşulları varsa sahipleri tarafından, imar planı uygulanmasına kadar muvakkat inşaat veya tesisata müsaade edileceği ve buna dayanılarak usulüne göre yapı izni verileceği, aynı maddenin son fıkrasında da, plan uygulanırken, muvakkat inşaat veya tesislerin yıktırılacağı, on yıllık muvakkattik müddeti dolduktan sonra veya dolmadan yıktırılması veya kamulaştırılması durumunda muvakkat bina ve tesislerin bedelinin sahibine ödeneceği hükme bağlanmıştır.
Böylece İmar Yasası’nın 13. maddesinin üçüncü fıkrasıyla, genel hizmetlere ayrılan ve üzerinde inşaata izin verilmeyen alanların, imar planlarının onay tarihinden başlayarak beş yıl sonra başvurulduğunda, genel hizmetlere ayrılmış yer olma niteliğinin değiştirilmesi ve yeni imar planına göre inşaat yapılması olanağı getirilmiştir.
Bu yeni düzenleme nedeniyle, Yasa’nın yürürlüğünden önce plan değiştirilmesi söz konusu olmayacağına göre, yeni düzenleme ile hak sahibi olanların, bu haklarını kullanabilmelerinin başlangıç tarihinin Yasa’nın yürürlük tarihi olarak belirlenmesi doğaldır.
Parsel sahibinin başvurma ve inşaat yapabilme hakkı, 3194 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girmesiyle doğduğuna ve Yasakoyucu bu hakkı geriye yürütme zorunda olmadığına göre, bekleme süresinin farklı olduğu ve bunun da eşitlik ilkesine aykırı bulunduğu savı geçerli olamaz. Yasa’nın 13. maddesinin dava konusu üçüncü fıkrasındaki beş yıllık sürenin imar planlarında genel hizmetlere ayrılan yerlere ilişkin olarak idarenin görüş değiştirmesi ve parsel sahibinin başvurması yönlerinden düzenlenmesi karşısında; idarenin genel hizmetlere ayrılan yerlerde yapı yapmaktan kendiliğinden vazgeçmesi durumunda beş yıllık süreyi beklemek söz konusu olmaksızın yapılacak imar planına göre inşaat izni alınması yolu açıktır.
Belirtilen nedenlerle dava konusu hükmün Anayasa’nın yasa önünde eşitlik ilkesine aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
3- Anayasa’nın 13. ve 35. Maddeleri Yönünden İnceleme:
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, planda kamu hizmetlerine ayrılan alanlarda inşaat yapılmasının, beş yıl geçtikten sonra da ilgili kuruluşun görüş ve isteğine bağlı tutulmasını ve idare vazgeçse de yeniden planlamaya alınmasına kadar bekletilmesini öngören itiraz konusu 13. maddenin üçüncü fıkrasının, mülkiyet hakkının kullanılmasını fiilen ortadan kaldırıp çok güç kullanılmasına yol açtığını, hu suretle mülkiyet hakkının özüne dokunan bir sınırlama olduğunu ileri sürmektedir.
Temel hak ve özgürlüklerin soyut Anayasa kuralları olmaktan çıkarılması, kullanılabilir ve uygulanabilir duruma getirilmeleri, dolayısıyle kişi yönünden pratik bir değer taşıyabilmeleri için sınırlarının belirtilmesi, kullanma ve uygulama yollarının gösterilmesi gerekir. Anayasa’nın 13. maddesinde temel hak ve özgürlükler üzerinde yerine göre yapılması gereken sınırlamaların ne tür tasarruflarla, ne gibi sebeplere dayanılarak ve hangi ölçüler içerisinde yapılabileceği hükme bağlanmıştır. Bu belirlemeye göre, temel hak ve özgürlükler üzerindeki sınırlama ancak yasayla yapılabilecek, sınırlamayı haklı gösterecek sebep olarak ancak maddede sayılı ve sınırlı olarak gösterilmiş bulunan genel sınırlama nedenleriyle Anayasa’nın ilgili diğer maddelerinde öngörüleri özel sınırlama sebeplerine dayanılacak “demokratik toplum düzeninin gerekleri” de sınırlamanın ölçüsünü oluşturacaktır.
Anayasa’nın 35. maddesinde herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu açıkça belirtilmekle beraber mülkiyet hakkının niteliği üzerinde herhangi bir açıklama yapılmadığından bunun öğretiden ve yasalardaki kurallardan yararlanılarak ortaya konulması gerekmektedir.
Bu anlamda mülkiyet hakkı; bir kimsenin, başkasının hakkına zarar vermemek ve yasaların koyduğu sınırlamalara da uymak koşulu ile bir şey üzerinde dilediği biçimde kullanma, ürünlerinden yararlanma, tasarruf etme (başkasına devretme, biçimini değiştirme, harcama ve tüketme hattâ yok etme) yetkilerini anlatır. Görülüyor ki bu nitelikteki mülkiyet hakkı kavramında, başkasına zarar vermemek ve özellikle yasaların koyduğu sınırlamalara uymak zorunluluğu vardır.
Medeni Yasa’nın 618. maddesi de, bu hukuksal anlayışa koşut olarak mülkiyet hakkını şöyle tanımlamaktadır:
“Bir şeye malik olan kimse, o şeyde kanun dairesinde dilediği gibi tasarruf etmek hakkını haizdir; haksız olarak o şeye vaz’iyed eden herhangi bir kimseye karşı istihkak davası ikame ve her nevi müdahaleyi men edebilir.”
Bu yolla Medeni Yasa da kişiye, malik olduğu şey üzerinde, yasaların koyduğu sınırlamalara uyularak istediği gibi tasarruf etmek hakkını tanımış bulunmaktadır.
Açıklanan bu hukuksal ve yasal durum karşısında Yasakoyucunun mülkiyet hakkına, dilediği sınırlamaları getirmekte serbest bulunduğu düşünülebilirse de Anayasa’nın 35. maddesindeki kuralların gözönünde tutulması zorunludur.
Gerçekten Anayasa’nın 35. maddesinde, Yasakoyucu, ancak kamu yararı amacı ile mülkiyet hakkı üzerinde sınırlama yapmaya yetkili kılınmış ve malikin de bu hakkı, toplum yararına aykırı biçimde kullanması engellenmiştir.
Anayasa’nın bu hükümleri karşısında mülkiyet hakkının, söz konusu iki yöndeki sınırlamalardan başka herhangi bir koşulla sınırlandırılması mümkün değildir. Diğer bir deyimle yasa koyucunun yetkisi de bunlarla sınırlandırılmıştır.
Mülkiyet hakkı, eski anlamında bireyin dilediği biçimde kullanabileceği bir hak ve sınırsız bir özgürlük olma niteliğini çoktan yitirmiş, mülkiyet anlayışı, bu hakkın bir bakıma sosyal yapıda bir hak olduğu yolunda gelişmiş, bir çok hak gibi bu hakkın da kamu yararı amacıyla sınırlanabileceği ilkesi benimsenmiştir.
Başlangıçta kişinin eşya üzerinde mutlak bir egemenliği demek olan ve kutsal olarak kabul edilen mülkiyet hakkı, çağımızda bu niteliğini yitirmiş, mutlak ve sübjektif olarak düşünülen bu hak, mutlak olmayan bir duruma dönüşmüş ve sosyal işlevleriyle sınırlanmıştır. Taşınmazlar bakımından mülkiyet hakkı, belirli bir zamanda, devletin izin verdiği ölçüde, taşınmazdan olabildiğince yararlanma hakkıdır.
İmar Yasası’nın 13. maddesinin birinci fıkrası ile imar planlarında “Umumî hizmetlere” ayrılan yerlerde inşaata ve mevcut binalarda esaslı değişiklik ve ilâveler yapılmasına izin verilmeyeceği, ancak imar programına alınıncaya kadar mevcut kullanma seklinin devam edeceği hükme bağlanmış olmakla bu yerlerde kişilerin mülkiyet hakkı, imar planlarıyla sınırlandırılmış bulunmaktadır. Kentlerin gelişmesini düzenleme gereksinimi kamu düzeni ve kamu yararını koruma amacına yönelik olduğundan bölge ve şehir planlaması da bu amaca hizmet için kurumsallaştırmıştır.
İmar planları, planlanan yörenin bugünkü durumunun, olanaklarının ve ileride ki gelişmesinin gerçeğe en yakın şekilde saptanabilmesi için coğrafî veriler, beldenin donatımı ve malî, sosyal kültürel ve ticarî yönden kullanılışı gibi konularda yapılacak araştırma ve incelemeler sonucu elde edilecek bilgilere göre, çeşitli kentsel işlevler arasında var olan veya edinilecek olanaklar ölçüsünde, en iyi çözüm yollarına ulaşmak, belde halkına iyi ve uygar bir yaşama düzeni ve koşulları sağlamak amacıyla, kentin kendine özgü yaşayış biçimi ve karakteri, nüfus, alan ve yapı ilişkileri, yörenin gerek çevresiyle ve gerekse çeşitli alanlar arasındaki bağlantıları, halkın sosyal ve kültürel gereksinimleri, güvenlik ve sağlığı ile ilgili konular gözönüne alınarak hazırlanır.
İmar planlan, nazım imar planı ve uygulama imar planından oluşur. 3194 sayılı îmar Kanunu’nun 5. maddesinde, nazım imar planı; varsa bölge ya da çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla birlikte bütün olan plan olarak tanımlanmıştır. Uygulama imar planı ise, onaylı halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan biçiminde nitelendirilmiştir.
Aynı Yasa’nın 8. maddesinde, varsa bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planlarının ilgili belediyelerce yapılacağı veya yaptırılacağı ve belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe gireceği; 9. maddesinde de, Bakanlığın gerekli gördüğü durumlarda imar planı yapmaya, yaptırmaya, değiştirmeye ve re’sen onaylamaya, bir kamu hizmetinin görülmesi amacı ile resmî bina ve tesisler için imar planlarında yer ayrılması veya bu nedenle değişiklik yapılması gerektiği takdirde, valilik kanalı ile ilgili belediyelere talimat vermeğe veya gerekirse imar planının resmî bina ve tesislerle ilgili kısmım re’sen yapıp onaylamağa yetkili olduğu hüküm altına alınmıştır.
Bu bakımdan, insan, toplum, çevre ilişkilerinde kişi ve aile mutluluğu ile toplum hayatını yakından etkileyen fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak, yatırımların yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmek ve toprağın koruma, kullanma dengesini en akılcı biçimde şehircilik ilkelerine uygun olarak belirlemek amacıyla düzenlenen imar planlarının yapılmasında ve imar planında belirtilen biçimde davranılmasında kamu yararı olduğu belirgindir. Bu olanaklar sağlandığında o belde insanlarının maddî ve manevî varlıklarım kolaylıkla geliştirecekleri kuşkusuzdur, imar planlarının yukarda belirtilen koşulları içerecek biçimde hazırlanması gerekli ve bunun yargı güvencesi altında bulunması doğal olduğundan, kişiler yasaya aykırı ve keyfî davranışlardan, yargı yoluna başvurmak yoluyla korunabilirler.
Kişilerin malik bulundukları taşınmazların imar planında kamu hizmetine özgülenmesinden ve bunların kamulaştırılmasında kamu yararı olduğu kuşkusuzdur. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 6. maddesinin son fıkrasında da bu yön benimsenerek, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca “kamu yararı kararı” alınmasına ve onaylanmasına gerek olmaksızın, yalnızca yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınacağı öngörülmüştür.
İptal davasına konu edilen hüküm, imar planında genel hizmetlere ayrılan özel kişilere ait taşınmazlar üzerinde, bulunduğu durum dışında kullanamama, değiştirememe ve yapı yapamama biçiminde mülkiyet hakkına kısıtlılık getirilen taşınmazın, belirli bir süre sonra genel hizmetlere ayrılan alan niteliğinden çıkarılması durumunda bazı koşullarla kısıtlılığın sona ereceği hükmünü içermektedir.
Anayasa’nın 65. maddesinde; “Devlet sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, ekonomik istikrarın korunmasını gözeterek, mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir”, hükmü ile belirlendiği üzere Devlet tarafından yapılması gerekli bütün hizmetlerin derhal yerine getirilmesi güçtür. Belirli nüfus yoğunluğuna ulaşmış yerleşim birimlerinin ilerdeki durumlarını da tasarlayarak imar planı yapılması ve bu planda vazgeçilemez olan kamu hizmetleri için yer ayrılması zorunlu olduğundan, bu taşınmazlara yapılanma yasağı getirilmesinde, kamulaştırma işlemlerinin güçleşmemesi ve olanaksız duruma gelmemesinde, yıkım nedeniyle kişisel mal varlığının ve millî servetin yok olmamasında kamu yararı olduğu kuşkusuzdur. Anayasa Mahkemesi’nin kimi kararlarında belirtildiği gibi, yasayla yapılan kısıtlamanın topluma sağlayacağı yarar, kişilerin uğrayacağı zarara göre ağır bastığından burada kamu yararının varlığını kabul etmek gerekir. Öte yandan, sosyal nitelik taşıyan mülkiyet hakkının toplum ve toplum yararı ile doğrudan ve yakından ilgili olması karşısında bu konuda, bireyle toplum yararının karşılaştığı durumlarda, toplum yararının üstün tutulması tartışılamayacak kadar açıktır.
Plan hazırlanırken, kamu hizmetine en uygun olan yer bulunduğu için, bu yerdeki yapılanış biçiminin değiştirilmesinde veya kişinin ve toplumun servet kaybına uğramayacağı biçimde yapı yapılabilmesinde de kamu yararı vardır. Kamu yararının var sayılması, kamu işlerinin görülebilmesi zorunlu bulunan taşınmazların sınırlandırılmasını gerekli kılar.
İmar Yasası’nın 33. maddesi, bu gibi yerlerde yönetmelik esaslarına uygun yapı yapılması mümkün olanlarda sahiplerinin istekleri üzerine belediye encümeni veya il yönetim kurulu kararıyla imar planı uygulanmasına kadar geçici inşaat ya da tesisata müsaade edileceği ve buna dayanılarak usulüne göre yapı izni verileceği hükmünü taşımaktadır. Ayrıca, yönetmeliklerde, muvakkat yapıya izin verilen yerlerde bu yapıların gösterilen miktarı geçemeyeceği ve binanın hangi amaçla kullanılabileceğinin belediye encümenince saptanacağı belirtilmektedir.
İtiraz konusu kuralın, yerleşim birimlerinin ilerde ulaşması düşünülen olanakların gereği olarak, toplum yaşamı yönünden büyük değer taşıyan kamu yararı, kamu düzeni ve hukuk devleti kurumlarının daha iyi işlemesini ve sosyal yararı sağlama, ekonomik ve sosyal dengeyi oluşturma gibi haklı ve doğru bir ereğe yönelik olması karşısında, içeriği bakımından mülkiyet hakkının özüne dokunmadığı, Anayasa’nın özüne ve sözüne uygun türde bir sınırlama getirdiği sonucuna varılmıştır.
Bu bakımdan, yapı yapma dışında, kamu yararı nedeniyle ve dengeli biçimde kısıtlanmış yapılanma hakkını kullanabilen malikin mülkiyet hakkının özüne dokunulduğundan da söz edilemeyeceğinden dava konusu kuralla getirilen kısıtlama demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı değildir.
Diğer yandan, imar planlarında genel hizmetlere ayrılan ve bu suretle yapı yapmaya ve mevcut bina varsa esaslı değişiklik ve ekler yapılmasına izin verilmeyen yerlerde, gerçekten ve objektif ölçüler içinde kamu hizmetleri sağlanamayacak durumların ortaya çıkmasında, ilgili kurum olumlu görüş bildirmiyorsa, taşınmazın sahipleri tarafından her zaman yasal yollara başvurulabileceği doğaldır.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu hükmün Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerine aykırı bir yönü de bulunmadığından iptal isteminin reddine karar verilmelidir.
SONUÇ
3.5.1985 günlü, 3194 sayılı imar Kanunu’nun 13. maddesinin üçüncü fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Servet TÜZÜN, Mustafa GÖNÜL, Mustafa ŞAHİN ile Erol CANSEL’in karşıoyları ve oyçokluğuyla, 21.6.1989 gününde karar verildi.
Hits: 2467

İMAR HUKUKU YARGI KARARLARI

KAMULAŞTIRMA BEDELİNİN ÖDENMESİ İSTEMİ - OBJEKTİF ÖLÇÜLERİN BELİRLENMESİ SURETİYLE TAŞINMAZ BEDELİ TESPİT EDİLEREK UYUŞMAZLIĞIN ESASI HAKKINDA YENİDEN KARAR VERİLMESİ
İdare Mahkemesince, ü  öncelikle sorumlu idare/idareler belirlenerek, ü  uyuşmazlığa konu taşınmazdaki tasarruf imkanının mülkiyet hakkının özüne ...
6306 Sayılı Yasa Uygulamasında Ortaklığın Giderilmesi Davası Açılamaz
DANIŞTAY ALTINCI DAİRE Esas No : 2019/17559 Karar No : 2021/11060 DAVACI___________________ : Şehnaz Bor Caddebostan Mah. Plajyolu Sok. No:21 İç Kapı ...
RİSKLİ ALAN İLAN EDİLME
Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 05/12/2018 tarih ve 226718 Sayılı yazısı üzerine, alana ilişkin hazırlanan dosya ve teknik rapor doğrultusunda, üzerindeki yapılaşma ...
TAŞINMAZIN İMAR PLANINDA OLIMPIYAT PARKI ALANI OLARAK AYRILMASINA RAĞMEN KULLANIM AMACI DOĞRULTUSUNDA KAMULAŞTIRILMAMASI
Davacıya ait İstanbul ili, Başakşehir ilçesi, İkitelli-2 Mahallesi, Altınşehir Mevkii, 21 pafta, 1633 parsel sayılı 250,00m² yüzölçümlü taşınmazın ...
İDARE TARAFINDAN MÜLKİYET HAKKININ BELİRSİZ SÜRE İLE KISITLANMASI / FAİZ BAŞLANGICININ BELİRLENMESİ / İMAR PLANI
Dava, İstanbul ili, Maltepe ilçesi, Büyükbakkal Mahallesi, 482 484, 473 ve 477 parsel sayılı ve imar planlarında bölge parkı olarak ayrılan taşınmazların ...
PROJEYE AYKIRI HUSUSLARIN GİDERİLMESİ AKSİ HALDE YIKIM MASRAFLARININ ÖDETİLECEĞİNE DAİR İŞLEMİN İPTALİ İSTEMİ
Ankara İli, Çankaya İlçesi, 2651 ada, 21 parsel sayılı taşınmazda bulunan baz istasyonunun 3194 Sayılı İmar Kanununun 32. maddesi uyarınca 16.10.2012 günlü, ...
ÇED KARARININ İPTALİ
Muğla İli, Köyceğiz İlçesi, Çamovası sınırlarında 200809719 ruhsat numaralı saha içerisinde Efes Endüstri Min. San. ve Tic. A.Ş tarafından yapılması ...
İMAR PLANINDA TİCARET ALANI TANIMLI OLAN KISMIN YEŞİL ALAN OLARAK BELİRLENMESİ
 Dava konusu taşınmazın kısmen "ticaret alanı", kısmen 20 metrelik ve 25 metrelik yolların kesiştiği "kavşak alanı"nda kaldığı 13/04/2013 onaylı 1/5000 Ölçekli ...
PARA CEZASININ HESAPLANMASI
İstanbul İli, F. İlçesi, .... Mahallesi, 13 ada, 24 parsel sayılı taşınmazda bulunan binada ruhsat ve eki mimari projesine aykırı imalat yapıldığından bahisle, 3194 Sayılı İmar ...
TAŞINMAZ İMAR PLANINDA YOL VE PARK ALANI OLARAK AYRILMIŞSA KAMULAŞTIRILMALIDIR
Sakarya İli, Adapazarı İlçesi, 96 pafta, 507 ada, 23 parsel sayılı taşınmaz imar planında park ve yol olarak belirlendiğinden kamulaştırılması için davalı idareye ...
İMAR PLANLARININ İPTALİ
İzmir İli, Torbalı İlçesi, Pancar Mahallesi, G. Pınarı Mevkii, L18 C01D pafta, 527 parsele ilişkin 1/1000 ölçekli uygulama imar planının Torbalı Belediye Meclisinin ...
NAZIM İMAR PLANI VE UYGULAMA İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİNİN İPTALİ
Mülkiyeti hazineye ait Şanlıurfa ili, Karaköprü ilçesi, Karaköprü Mahallesi, 761 parsel sayılı taşınmaz Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ...
KIYIDA VE SAHİL ŞERİDİNDEKİ RUHSATSIZ YAPILAR
Davalı idare görevlileri tarafından düzenlenen 30/03/2015 tarihli yapı tatil tutanağı ile kıyı kenar çizgisi içerisinde ruhsatsız olarak 146,4 m² lik işyeri ...
İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE DAİR BELEDİYE ENCÜMEN KARARININ İPTALİ İSTEMİ
Davalı idare görevlileri tarafından düzenlenen 02/07/2015 tarih ve 5283 sayılı idari yaptırım karar tutanağında belediyeye ait yol üzerinde bulunan gararın yıkılmayarak ...
TAPU TAHSİS BELGESİNE RAĞMEN TAŞINMAZIN TAPUSUNUN VERİLMEMESİ
Kocaeli İli, … İlçesi, …. Mahallesi, 81 pafta… ada, 68 Sayılı parsel üzerinde bulunan gecekondu için 2981 Sayılı Kanun kapsamında 400 m² alan ...
RUHSATSIZ YAPI NEDENİYLE YIKIM KARARI
Davalı idare görevlileri tarafından düzenlenen 23/06/2015 tarihli yapı tatil tutanağı ile ruhsatsız olarak 15x15 metre ebadında zemin katın çelik direklerinin dikildiği, ...
UYGULAMA İMAR PLANININ İPTALİ İSTEMİ (Danıştay 6. D. 8.6.2020, 587/4875)
3194 Sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde, nazım imar planı; varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak ...
TAŞINMAZIN İMAR PLANINDA YOL VE PARK ALANI OLARAK AYRILMASINA RAĞMEN KAULAŞTIRILMAMASI NEDENİYLE TAZMİNAT İSTEMİ
3194 Sayılı İmar Kanununun 04.07.2019 tarihli değişiklikle getirilen "İmar planlarında umumi hizmetlere ve kamu hizmetlerine ayrılan yerler" başlıklı 13. maddesinde; "Özel hukuk ...
DAVA VE GEREKÇE HAKKI
Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin yargı organlarına davacı veya davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı ...
İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ YAPILMASINA İLİŞKİN BELEDİYE MECLİSİ KARARININ İPTALİ İSTEMİ
Afyonkarahisar ili, Merkez, A. Çetinkaya Mahallesi, 5 ada, 119 parsel sayılı, Hazinenin mülkiyetinde olan, üzerinde dokuz katlı betonarme hastane binası bulunan, arsa vasıflı ...
TAŞINMAZIN SAĞLIK TESİSİ ALANI OLARAK BELİRLENMESİNE İLİŞKİN BELEDİYE MECLİSİ KARARININ İPTALİ İSTEMİ ? YOĞUNLUK ARTTIRICI TALEP ? ŞEHİRCİLİK İLKELERİ VE PLANLAMA ESASLARINA AYKIRI HÜKÜM
Kestel ilçesinde 2006 yılından itibaren yapılan çok sayıda imar planında tamamen sağlık tesis alanı kullanımında kalan Bursa ili, Kestel ilçesi, ...
NAZIM İMAR PLANI İL UYGULAMA İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİNİN İPTALİ İSTEMİ
Uyuşmazlık konusu taşınmaza ilişkin Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 13.03.2012 tarihli, 332 Sayılı kararı ile onaylanan dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar ...
? UYGULAMA İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİNİN İPTALİ İSTEMİ ? PLANIN ŞEHİRCİLİK İLKELERİNE VE PLANLAMA TEKNİĞİNE UYGUN OLMAMASI ? YAPILAŞMA KOŞULLARI ? TAŞINMAZLARIN YÜKSEK YOĞUNLUKLU KONUT ALANI OLARAK BELİRLENMESİ TALEBİ ? PARSELASYON İŞLEMİNİN İPTALİ
Uyuşmazlık konusu alanda yürürlükte olan 1/25000 ölçekli nazım imar planında davacının maliki olduğu 28 Sayılı kadastral parsel kısmen orman alanı, kısmen 20 ...
? UYGULAMA İMAR PLANININ İPTALİ İSTEMİ ? UYGULAMA İŞLEMİ İLE BİRLİKTE DAYANAK İMAR PLANININ İPTALİNİN TALEP EDİLMESİ
Yalova ili, Çiftlikköy ilçesi, Taşköprü Beldesi, 159 ada, 2 parsel sayılı taşınmaza ilişkin 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin ...
1/1000 ÖLÇEKLİ İMAR PLANININ İPTALİ İSTEMİ ? UYGULAMA İŞLEMİ ÜZERİNE PLANA KARŞI DAVA AÇILMASI
Antalya ili, Muratpaşa İlçesi Şirinyalı Mahallesi 12718 ada 1 parsel sayılı taşınmazın günübirlik tesis alanı olarak düzenlenmesine ilişkin 1/1.000 ...
REVİZYON VE İLAVE İMAR PLANININ İPTALİ İSTEMİ
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü" başlıklı 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve ...
TAŞINMAZIN UZUN SÜREN KISITLILIĞI
Dava, Mersin İli, Tarsus İlçesi, Caminur Mahallesi, 2607 ada, 17 parsel sayılı taşınmazın ilköğretim alanı olarak belirlendiği uzun süredir kısıtlı olduğu ve ...
RUHSATA AYKIRI YAPIDAN DOLAYI İDARİ PARA CEZASI VE YIKIM İŞLEMİNE İLİŞKİN BELEDİYE ENCÜMENİ İŞLEMİNİN İPTALİ
Davalı idare görevlileri tarafından düzenlenen 05/02/2015 tarihli yapı tatil tutanağı ile ruhsat ve eki mimari projeye aykırı olarak, bina sağ yan cephe parsel sınırına 22,00 m ...
YAPININ YIKIMINA DAİR BELEDİYE ENCÜMEN KARARININ İPTALİ İSTEMİ
Antalya İli, İbradı İlçesi, Ormana Mahallesi, 393 ada, 32 parsel sayılı taşınmazda ruhsatsız yapı yapıldığından bahisle, 3194 Sayılı İmar Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca ...
RUHSATSIZ YAPI NEDENİ İLE İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİ
Antalya İli, Aksu İlçesi, Kemerağzı Mahallesi, 13379 ada, 4 parsel sayılı taşınmaz üzerinde ruhsatsız olarak 837,57 m2 aquapark, 752,91 m² havuz, 231,02 m2 dükkan, ...
TAPU TAHSİS BELGESİ ,TAŞINMAZIN TAPUSUNUN VERİLMEMESİ İŞLEMİNİN İPTALİ
Kocaeli İli, … İlçesi, …. Mahallesi, 81 pafta… ada, 68 Sayılı parsel üzerinde bulunan gecekondu için 2981 Sayılı Kanun kapsamında 400 m² alan ...
İMARA İLİŞKİN DANIŞTAY KARARLARI
• PARSELASYON İŞLEMİNİN İLAN EDİLMESİ • ARAZİ VE ARSALARIN İMAR PLANINA UYGUN OLARAK DÜZENLENMESİ • İŞLEMİN İDARECE GERİ ALINMASI ÖZET : Dava konusu ...
YAPI RUHSATI İPTALİ-KAZANILMIŞ HAK
Dava, Dikmen Vadisi, 3.Etap Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Projesi alanında bulunan 7050 ada, 43 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binalar için verilen 11.3.2008 ...
FENNİ MESULİYET
4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun’un 1. maddesinde, kanunun amacının can ve mal güvenliğini teminen, imar planına, fen, sanat ve sağlık kurallarına, standartlara uygun ...
İMAR UYGULAMASI SONUCU BEDELE DÖNÜŞTÜRÜLEN PAYA TAKDİR EDİLEN KARŞILIĞIN ARTIRILMASI DEVASI, TEBLİGAT YAPILMAMIŞ VEYA FERAĞ VERİLMEMİŞ İSE TAKDİR EDİLEN KARŞILIĞIN ARTIRILMASININ HER ZAMAN İSTENEBİLİR
Dava, imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payına takdir edilen karşılığın artırılması istemine ilişkindir. Davacı vekili 19.06.2006 tarihli dava ...
DÜZENLEME ORTAKLIK PAYI KARARLARI
• DÜZENLEME ALANI NAZIM İMAR PLANININ İPTALİ İmar planları, yörenin bugünkü durumunun, olanaklarının ve ilerideki gelişmesinin gerçeğe en yakın şekilde ...
KORUMA KURULU KARARLARININ İPTALİ (DANIŞTAY KARARLARI)
UYGULAMA İMAR PLANININ ÜST ÖLÇEKLİ PLANA AYKIRI OLAMAYACAĞI - PLANIN ÜST ÖLÇEĞE UYGUN OLDUĞU/ÜST ÖLÇEK DE DAVA KONUSU YAPILMADIĞINDAN İMAR ...
TAŞINMAZIN PARK ALANINDAN ÇIKARILMASI - BELEDİYE MECLİSİ KARARININ İPTALİ İSTEMİ - İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ İSTEMİ - ŞEHİRCİLİK İLKELERİ VE PLANLAMA ESASLARI
TAŞINMAZIN PARK ALANINDAN ÇIKARILMASI - BELEDİYE MECLİSİ KARARININ İPTALİ İSTEMİ - İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ İSTEMİ -   ŞEHİRCİLİK İLKELERİ VE PLANLAMA ESASLARI ...
İmar Planlarının Yargı Kararıyla Yürütülmesinin Durdurulması
İmar Planlarının Yargı Kararıyla Yürütülmesinin Durdurulması (Danıştay 6. Daire, 23.1.2009, 10824/608)   Dava, Ankara, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... ...
Doğalgaz Kullanılmasının Zorunlu Tutulması
Doğalgaz Kullanılmasının Zorunlu Tutulması (Danıştay 6. Daire, 23.1.2009, 8751/617). Dava Konya Valiliği Mahalli Çevre Kurulu'nun 06.11.2007 günlü, 2007/11 sayılı ...
Yapı Kullanma İzni Verilebilme Koşulları
Yapı Kullanma İzni Verilebilme Koşulları (Danıştay 6. Daire, 6.2.2009, 2267/954) Dava, Bolu, ... Mahallesi, ... pafta, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan yapının ...
İmar Planı Hazırlama ve Onaylama Yetki ve Görevi
İmar Planı Hazırlama ve Onaylama Yetki ve Görevi (Danıştay 6. Daire, 6.2.2009, 2496/949) Dava, Muğla, Bitez Beldesi, ... Mevkiinde bulunan ... , ... , ... , ... , ... , ... , ... , ... , ...
Yapı Ruhsatına Karşı Dava Açma Süresi
Yapı Ruhsatına Karşı Dava Açma Süresi (Danıştay 6. Daire, 23.2.2009, 4066/1729) Dava, İstanbul İli, Gaziosmanpaşa İlçesi, Taşoluk Beldesi, 4120 ada, 2 parsel sayılı ...
Moloz Döküm Alanı İlan Edilen Yer
Moloz Döküm Alanı İlan Edilen Yer (Danıştay 6. Daire, 2.3.2009, 11449/1896) Dava, İstanbul, Arnavutköy, İmrahor Mahallesi’nde bulunan Yeşil Göl’ün moloz ...
Dolgu Alanı İmar Planı
Dolgu Alanı İmar Planı (Danıştay 10. Daire, 10.3.2009, E. 2008/7842) Dava, Yalova İli, Altınova İlçesi, Hersek Köyü, Kumluk Mevkiinde 5.6.2008 tarihinde 3621 sayılı ...
İlave İskele ve Dolgu Yapılması
İlave İskele ve Dolgu Yapılması (Danıştay 6. Daire, 23.3.2009, E. 2008/7837) Dava, İzmir İli, Aliağa İlçesi, Çakmakçı-Kendirci Mevkiinde faaliyet gösteren ...
İmar Planı Değişikliği
İmar Planı Değişikliği (Danıştay 6. Daire, 3.4.2009, 4056/3367) Dava, İstanbul, Beşiktaş İlçesi, Ortaköy, 30 ada, 157 sayılı parsele ilişkin olarak 27.12.2006 tarihinde ...
Kazanılmış Haklar
Kazanılmış Haklar (Danıştay 6. Daire, 8.4.2009, 767/3601) Dava, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca para cezası verilmesine ilişkin 29.8.2001 günlü, 2001/344 ...
Bodrum Katların İskan Edilmesi ve Yükseklik Sınırlandırmasının Kaldırılması
Bodrum Katların İskan Edilmesi ve Yükseklik Sınırlandırmasının Kaldırılması (Danıştay 6. Daire 29.4.2009, 11773/4698) Dava, mülkiyeti davalı idareye ait olan ve İ.E.T.T. ...
Nazım İmar Planı Değişikliğinin İptali İstemi
Nazım İmar Planı Değişikliğinin İptali İstemi (Danıştay 6. Daire 8.12.2009, 10541/11645)    Dava, İstanbul, Şişli, Seyrantepe, 4 pafta, 3 ada, 29 parsel sayılı ...
ANAYASA MAHKEMESİ - Esas: 2005/5 , Karar: 2008/93
Esas Sayısı: 2005/5 Karar Sayısı: 2008/93 Karar Günü: 17.4.2008 Resmi Gazete Tarihi: 5 Kasım 2008 Resmi Gazete Sayısı: 27045 3194 SAYILI "İMAR KANUNU"NUN 42. ...
ANAYASA MAHKEMESİ - Esas: 1996/72 , Karar: 1997/51
Esas Sayısı : 1996/72 Karar Sayısı : 1997/51 Karar Günü : 15.5.1997 Resmi Gazete Tarihi : 1 Şubat 2001 Resmi Gazete Sayısı : 24305 İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Ankara 7. İdare ...
ANAYASA MAHKEMESİ - Esas: 1990/9 , Karar: 1990/13
Esas Sayısı: 1990/9 Karar Sayısı: 1990/13 Karar Günü: 21.6.1990 Resmi Gazete Tarihi: 3 Şubat 1991 Resmi Gazete Sayısı: 20775 İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Zonguldak İdare ...
ANAYASA MAHKEMESİ - Esas: 1990/8 , Karar: 1990/12
Esas Sayısı: 1990/8 Karar Sayısı: 1990/12 Karar Günü: 21.6.1990 Resmi Gazete Tarihi: 3 Şubat 1991 Resmi Gazete Sayısı: 20775 İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Zonguldak İdare ...
ANAYASA MAHKEMESİ - Esas: 1990/7 , Karar: 1990/11
Esas Sayısı: 1990/7 Karar Sayısı: 1990/11 Karar Günü: 21.6.1990 Resmi Gazete Tarihi: 4 Şubat 1991 Resmi Gazete Sayısı: 20776 İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Zonguldak İdare ...
ANAYASA MAHKEMESİ - Esas: 1990/10 , Karar: 1990/14
Esas Sayısı: 1990/10 Karar Sayısı: 1990/14 Karar Günü: 21.6.1990 Resmi Gazete Tarihi: 4 Şubat 1991 Resmi Gazete Sayısı: 20776 İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Zonguldak İdare ...
ANAYASA MAHKEMESİ - Esas: 1999/33 , Karar: 1999/51
Esas Sayısı : 1999/33 Karar Sayısı: 1999/51 Karar Günü: 29.12.1999 Resmi Gazete Tarihi : 29 Haziran 2000 Resmi Gazete Sayısı : 24094 İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : İstanbul 6. ...
ANAYASA MAHKEMESİ - Esas: 1988/34 , Karar: 1989/26
Esas Sayısı: 1988/34 Karar Sayısı: 1989/26 Karar Günü: 21.6.1989 Resmi Gazete Tarihi: 5 Aralık 1989 Resmi Gazete Sayısı: 20363 İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Konya İdare ...
ANAYASA MAHKEMESİ - Esas : 2005/98 , Karar : 2006/3
Esas Sayısı: 2005/98 Karar Sayısı: 2006/3 Karar Günü: 5.1.2006 Resmi Gazete Tarihi: 4 Ocak 2008 Resmi Gazete Sayısı: 26746 İPTAL DAVASINI AÇAN: Türkiye ...
ANAYASA MAHKEMESİ - Esas: 1990/38 , Karar: 1991/32
Esas Sayısı: 1990/38 Karar Sayısı: 1991/32 Karar Günü: 26.9.1991 Resmi Gazete Tarihi: 28 Kasım 1991 Resmi Gazete Sayısı: 21065 İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Danıştay 6. ...
ANAYASA MAHKEMESİ - Esas:1985/11, Karar: 1986/29
Esas Sayısı: 1985/11 Karar Sayısı: 1986/29 Karar Günü: 11.12.1986 Resmi Gazete Tarihi: 18 Nisan 1987 Resmi Gazete Sayısı: 19435 İPTAL DAVASINI AÇAN : Türkiye ...
Danıştay İDDGK. 8.6.2006, 2467/503
 - 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinin 4. fıkrasında; "İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden ...
Danıştay 6. Daire, 2003/1984-5538
İmar Kanununun 32. maddesinde: "Bu Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine ...
Danıştay 6. Daire, 2.6.2003, 5832/3421
-Yıkımına karar verilen 3. kat inşaatın davacı tarafından ruhsat alınarak yapılmış, daha sonra da iskan ruhsatı alınmış olması nedeniyle davacının, yıkımına karar verilen ...
Danıştay 6. Daire, 23.5.2000, 5620/3259
Dosyanın incelenmesinden, davacının hissedarı bulunduğu 12 sayılı parseldeki yapıya ait 10.1.1978 onay tarihli projenin 28.2.1968 tarihli imar planına göre verilen imar durumuna ...
Danıştay 6. Daire, 22.5.2000, 1663/3194
Dava, .... Beldesi .... mevkiinde bulunan ... parsel sayılı taşınmazın tarım alanından çıkarılarak sanayi alanına alınması yönündeki 1/1000 ölçekli mevzi ...
Danıştay 6. Daire, 23.12.1999, 5655/6830
Dava. .... ... Mahallesi. ... pafta. ... parsel sayılı taşınmaza yönelik imar planı değişikliğinin kabulüne ilişkin 28.2.1997 günlü. 26 sayılı ...
Danıştay 6. Daire, 13.1.1999, 2925/199
İmar Kanunu'nun ruhsat alma şartları başlıklı 22. maddesinde; yapı ruhsatiyesi almaları için belediye, valilik bürolarına yapı sahipleri veya kanuni vekillerince ...
Danıştay 6. Daire, 26.3.1999, 2161/1788
-İmar Kanununun 5. maddesinde: nazım imar planları; varsa bölge ve çevre düzeni planlarına uygun olarak hali hazır haritalar üzerine yine varsa kadastral durumu işlenmiş ...
Danıştay, 6. Daire, 28.1.1999, 426/479
-İmar Yasasının 18. maddesinin 1. fıkrasında, imar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakati aranmaksızın ...
Danıştay 6. Daire, 14.12.1998, 5436/6285
İmar Kanununun Tanımlar başlıklı 5. maddesinde uygulama imar planı tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar ...
Danıştay 6. Daire 17.6.1997, 5362/3020
-Dosyanın incelenmesinden, onaylı nazım imar planından önce herhangi bir plan kararı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı olmayan, üzerinde tuğla ve ...
Danıştay 6. Daire, 18.2.2005, 4166/977
Davacının maliki olduğu bağımsız bölümde ruhsat eki projesinde açık olan balkonu kapalı hale getirdiğinin belirlenmesi üzerine, İzmir Büyükşehir Belediyesi ...
Danıştay İDDGK.8.11.1996, 313/538
-3194 sayılı İmar Kanununun 28.maddesinin düzenleniş şekliyle fenni mesulün görevinin, yapıyı ruhsat ve eklerine uygun olarak yaptırmak, yapı ruhsat ve eklerine aykırı ise, ...
Danıştay 6. Daire, 22.12.2004, 3434/6885
-3194 sayılı İmar Kanununun 32. maddesinde; "Bu Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ...