KİTAP
İnşaat Hukuku Kitabı

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU'NDA YARGICIN TAZMİNAT SORUMLULUĞU

~ 03.10.2011 ~
 1.      GENEL OLARAK[1]
 
HMK. MD. 46-49 hükümleriyle, 1086 sayılı Kanunun 573-576’ncı maddelerinde düzenlenen yargıcın kusurlu davranışlarından, ilk aşamada Devletin sorumlu tutulamayacağı, yargıcın şahsen sorumlu tutulması gerektiği yönündeki kuraldan ayrılınmış ve yargıcın yargılama faaliyeti esnasında vermiş olduğu zararlardan, ilk planda Devlete karşı tazminat davası açılması ilkesi kabul edilmiştir. Devlet, daha sonra ödediği tazminatı almak için, kusurlu yargıca dönüp isteyecektir. Yeni düzenleme ile yargıçların hukuki sorumluluğuna ilişkin durum, idarenin memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri eylem ve yaptıkları işlemlerden birinci derecede Devleti sorumlu tutan ve daha sonra da Devletin sorumlu kişiye dönüp istemesini benimseyen, Anayasa’nın 129. maddesinin beşinci fıkrası hükmüne de uygundur[2].
 
II. SORUMLULUĞUN ESASLARI
 
A.     Davacı
 
Yargıcın karar, eylem ve davranışından zarar gören gerçek veya tüzelkişidir.
 
B.       Davalı
 
Yargıçların yargılama faaliyetinden meydana gelen zararlardan dolayı Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir. Davalı, Adalet Bakanlığı değil, Devlet; yani Hazine’dir (yani, Maliye Hazinesi).
 
Artık, yargıçların görevleri sırasında verdikleri zararlardan dolayı Devletin birinci derecede sorumlu tutulabileceğine ilişkin açık bir hüküm bulunmaktadır. Böylece, yargıçların hukuksal sorumluluğuna ilişkin kurallar daha kolay ve somut biçimde işleyebilecektir. Yargıçlar maddi açıdan Devlete göre sınırlı bir güce sahip olduğundan, davacı davasını kazansa bile zararlarının tümünü tazmin ettirememe durumu ortaya çıkabilir. Zararları karşılayamayacak durumda olan yargıcın bu durumu, zarara uğrayanların dava etme isteklerini ortadan kaldıracaktır. Yasa koyucu, yaklaşık olarak, yargıçla devleti birlikte sorumlu tutmuştur. İlk aşamada davaya Devlet muhatap olacaktır. Ancak mahkeme, davanın açıldığını kendiliğinden yargıca bildirecektir. Sonra, Devlet, yargıca dönüp, ödediği tazminatı isteyecektir. Burada Devlet ile yargıcın sorumluluğu hukukun genel ilkelerine ve adalete uygun biçimde düzenlenmiştir. Bütün bu gerekçelerin ötesinde, yasa kuyucunun devletin sorumluluğunu yargıcın önüne almasında, düzenlemenin Anayasa md. 129/5 düzenlemesine paralellik kurma yönündeki tercihini de dikkate almak gerekir.
 
C.      Tüm yargıçlar
 
HMK’nda “yargıçların hukuksal sorumluluğu”nu düzenleyen maddelerde geçen “yargıç” kavramı, genel anlamda kullanılmıştır. Buna yargı yetkisini kullanan tüm yargıçlar dahildir. Örneğin ilk derece mahkemesi yargıçları, bölge adliye mahkemesi yargıçları, Yargıtay ve Danıştay başkan ve üyeleri, ceza mahkemesi yargıçları da buraya dahildir[3].
 
Zorunlu tahkimle ilgili olarak hakem sıfatıyla hareket eden yargıçlar hakkında HMK. md. 46-49 hükümleri uygulanacaktır. Bunun dışında söz konusu özel sorumluluk hükümleri hakemler hakkında uygulanmayacaktır.
 
HUMK. md. 46-49 hükümleri, yargıcın, yargısal faaliyetinden değil de, idari faaliyetlerden dolayı verdiği zararlar için uygulanmayacaktır. Zira Yasa açık bir biçimde yargıcın yargı erkini kullanması dolayısıyla neden olduğu zararları kapsamaktadır. İdari faaliyet nedeniyle meydana gelen zarar hizmet kusurundan doğmuşsa, Adalet Bakanlığı aleyhine tam yargı davası açılabilecektir.
 
İdari faaliyet nedeniyle meydana gelen zarar yargıcın kişisel kusurundan doğmuşsa, yargıç aleyhine genel hükümlere göre dava açılabilecektir.
 
Savcı yargı erkini kullanmadığı ve dolayısıyla yargısal faaliyet icra etmediğinden, yargıçların hukuksal sorumluluğuna ilişkin hükümler onlar için uygulanmayacaktır. Hemen belirtelim ki, 6110 Sayılı Kanun’un 12. Maddesi ile 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’na 93/A madde eklenerek, savcıların soruşturma ile ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet ve verdikleri her türlü kararlardan dolayı zarar gören bireylerin savcı aleyhine değil Devlet aleyhine dava açılmasını düzenlen      miştir. Bu düzenlemenin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu veya Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda yer almamış olması bir eksiklik değildir. Zira bu kanunlar kovuşturmanın “muhakeme” aşamasını ve bu aşamanın önemli aktörü olan yargıcı temel almıştır. Ancak Yasa koyucunun, bir başka yasa ile savcılar için de aynı düzenlemeyi getirmesine engel ve aykırılık bulunmamaktadır. Nitekim Yasama organı, 1086 ve 6100 sayılı Kanunlardaki sorumluluk hükümlerine paralel ve onlarla bağlantı kurmak (onlara atıf yapmak) suretiyle Hakimler ve Savcılar Kanunu’na 93/A maddesini eklemiştir. Bu madde düzenlemesi şöyledir:
                            Hâkim ve savcıların bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar nedeniyle:
                            a) Ancak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir.
                            b) Kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk sebeplerine dayanılarak da olsa hâkim veya savcı aleyhine tazminat davası açılamaz.
                            Devlet aleyhine açılacak tazminat davası ancak dava konusu işlem, faaliyet veya kararın dayanağı olan;
                            a) Soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın veya kamu davası açılmış ise kovuşturma sonucunda verilen hükmün,
                            b) Dava sonunda verilen hükmün,
                            kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde açılabilir.
                            Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın veya hükmün kesinleşmesinden önce, hâkim veya savcının söz konusu işlem, faaliyet veya kararıyla ilgili olarak görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanmaktan mahkûmiyeti hâlinde ise tazminat davası bu hükmün kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde açılabilir.
                            Devlet, ödediği tazminattan dolayı, tazminat davasına konu işlem, faaliyet veya kararla ilgili olarak görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkim veya savcıya rücu eder.
                            Kanun yoluna başvurulması için miktar veya değere ilişkin olarak öngörülen sınırlamalar, hâkim ve savcıların işlem, faaliyet veya kararlarına dayanılarak açılan her türlü tazminat ve rücu davalarında uygulanmaz.
                            Hâkim ve savcıların bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar nedeniyle Devlet aleyhine açılacak tazminat davaları ile rücu davalarında bu madde hükümleri; bu maddede hüküm bulunmayan hâllerde ise ilgisine göre Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uygulanır.
                            Bu madde hükümleri;
                            a) Yüksek mahkemelerin başkanları, başkanvekilleri, daire başkanları ve üyeleri ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Danıştay Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekilinin bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar,
                            b) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu müfettişleri ile adalet müfettişlerinin, yetkilerini kullanırken yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar,     nedeniyle açılacak tazminat davaları hakkında da uygulanır.”
 
D.     Sorumluluğu Gerektiren Nedenler
 
Yargıçların hukuksal sorumluluğunu gerektiren nedenler, HMK. Md. 46’da genel olarak belirtilmemiş, tahdidi olarak sayma yoluna gidilmiş, böylece, yargıçların daha ağır bir sorumluluk rejimiyle karşılaşmaları engellenmek istenmiştir.
 
Tazminatı gerektiren durumların ortak özelliği, yargıcın yargısal faaliyeti sırasında kasten veya ağır ihmal sonucu bir zarara yol açmasıdır. Sorumluluk kasıt veya ağır ihmalle sınırlanmamış olsaydı, yargıç karar verirken, kendisini  tazminat davası tehdidi altında hissedebilirdi; bunun sonucunda da görevini gereği gibi yapamazdı, yargı erki etki altında kalabilirdi; adalet sarsılabilir; kötü niyetli insanlar mahkemelerin çalışmasına ve adaletin dağıtılmasına engel olabilirlerdi.
 
Yasa sorumluluk nedenlerini aşağıdaki gibi saymıştır:
 
a)                       Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması:
 
aa.Yargıcın taraflardan birine olan kin ve düşmanlığı, verilen kararın mutlaka hukuka aykırı olmasını gerektirmez. Kin ve düşmanlığa rağmen karar hukuka aykırı olmayabilir. Başka bir anlatımla, bir tazminat sorumluluğu doğması için, hukuka aykırı hüküm ve karar verilmesinin, yargıcın taraflardan birine olan kin ve düşmanlıktan kaynaklanması gerekirTaraflardan biri ile yargıcın dostluğu veya düşmanlığı yargıcın reddi nedeni sayılmıştır (HMK. Md.36/d).
 
bb. Kin ve düşmanlıkla hukuka aykırılık oluşturulmaması gereken yalnız hükümler değil, aynı zamanda usule ilişkin verilen kararlar ile ara kararları için de geçerlidir.
 
cc. HMK. md. 46’nın yeni düzenlemesi, “kanuna ve adalete aykırılık” kavramları yerine “hukuka aykırılık” kavramına yer vermiştir. Bununla, yasaya aykırılığın dikkate alınmayacağı anlamı çıkarılamaz. Belki de daha geniş yorumlamayı gerektirir. Örneğin, yasanın yalnız sözü değil, özü de dikkate alınacaktır. Bilimsel görüşler, içtihadı birleştirme kararları, yerleşmiş başka yargı kararları da dikkate alınacak demektir. Hatta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin benzer konularda verdiği kararları da göz önünde bulundurmak gerekecektir.
 
b)                  Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması:
 
aa. Sağlanan veya vaat edilen bir yarar nedeniyle yasaya aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması gerekir.
 
bb. Söz konusu eylem rüşvet suçunu  oluşturur.
 
cc. Yararın karardan önce veya sonra sağlanmış veya vaat edilmiş olması önemli değildir.
 
dd. Söz konusu yararın sağlandığı her türlü delille ispat edilebilir.
 
ee. Sağlanan ve vaat edilen yarar ile yasaya aykırı hüküm veya karar arasında nedensellik bağı bulunmalıdır.
 
c)                   Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması:
 
aa. Yargıç, farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir yasa kuralına aykırı karar veya hüküm vermiş olmalıdır.
 
bb. Bu kadar kesin ve açık aykırılık, ancak kasıt veya ağır ihmalle meydana gelebilir.
 
cc. Sözü edilen yasaya aykırılık, olaya uygulanacak yasa içindir. Davanın taraflarının yanlış bir yasa kuralına dayanmış olması, yargıcın doğru yasa kuralını bulup onu doğru biçimde uygulama zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.
 
dd. Bent hükmü hukuka aykırılıktan değil, yasaya aykırılıktan söz ettiğinden, içtihadı birleştirme kararı, bilimsel ve yargısal görüşlere aykırılık sorumluluk gerektirmeyecektir. Sorumluluğu gerektiren, olaya uygulanacak yasa ve Anayasa kuralı ihlal edilerek karar verilmiş olmasıdır.
 
ç) Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması:
 
aa.Yargıç, soruşturma ve yargılama işlemlerinin yapılmasıyla, iki tarafın veya diğer ilgililerin sözlü açıklamalarını, gerekirse özet olarak tutanağa kaydettirir. Ön inceleme, soruşturma ve yargılama işlemleri, ancak tutanakla ispat olunabilir (HMK. md. 154/I, 156).
 
bb.Tutanakta yer almayan bir konuya dayanarak karar verilemez.
 
cc.Duruşma sırasında söylenmekle birlikte tutanağa geçmemiş olan bir konu gerekçe yapılarak karar verilemez.
 
dd. Duruşma tutanağına aykırı karar verilmesi yargıcın basit bir ihmaline değil kasıt veya ağır kusurlu hareketine dayanması gerekir.
 
d)                  Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olması:
 
Yargıç, kasten veya ağır kusurla, duruşma tutanaklarını (örneğin tanık anlatımlarının değiştirilmesi, duruşmaya gelmeyen tarafın gelmiş gibi gösterilmesi, taraf ifadelerinin sonradan değiştirilmesi, alınmamış bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması, dinlenmemiş bir tanığın dinlenmiş gibi gösterilmesi) veya kararları değiştirdiğinde veya söylenmeyen bir söz hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi göstermesi ve buna dayanılarak hüküm vermiş olması durumunda tazminatla sorumlu olur.
 
e)                  Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması:
 
aa. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz (Anayasa md. 36/II).
 
bb. Yargıç, kasıt veya ağır kusurla, kabulü gereken dilekçeyi haklı neden olmadan reddederse, görülmeye hazır ve sırası gelmiş olan bir davaya <inandırıcı gerekçelere sahip olmadığı halde> bakmazsa veya benzer biçimde hakkı yerine getirmezse… hukuken sorumlu olur. Hakkı yerine getirmekten kasıt, gerek maddi hukuk ve gerekse usul hukukunda taraflara tanınan haklardır. Yargıç bu hakların yerine getirilmesinden kaçınamayacaktır.
 
E.      Sorumluluğu Gerektiren Nedenlerin Yargılama Faaliyetinden Kaynaklanması
 
Yargıcın hukuksal sorumluluğundan söz edilebilmesi için, yukarıda yasanın “saydığı” sınırlı sayıdaki nedenlerin yargıcın yargılama faaliyetinden kaynaklanması gerekir.
 
F.       Sorumluluğun Koşula Bağlanması (HMK. 46/II).
 
1.         Tazminat davasının açılması, yargıca karşı bir ceza soruşturmasının yapılması yahut mahkûmiyet kararı verilmesi koşuluna bağlanamaz: Yargıçların yargılama faaliyetinden kaynaklanan sorumluluk davasının açılması, aynen diğer sorumluluk davalarında olduğu gibi o konuda ceza davasının açılması ya da mahkümiyet koşuluna bağlanamayacaktır. Bu konuda yürürlükteki Borçlar Kanunu’nun 53. maddesindeki sistem geçerli olacaktır. Düzenleme hukuk önünde eşitlik kuralının da gereğidir. Sorumluluk hukuku yönünden bir eylemin suç oluşturması zorunlu olmayıp haksız eylem kategorisine girmesi gerekli ve yeterlidir. Şu kadar ki yargılama faaliyetinden sorumluluğun doğması için ağır kusurun varlığı şarttır[4].
 
2.         Yargıcın davranışından zarar gören kişi, hukuki yollara, örneğin kanun yoluna başvurarak zararı engelleme olanağı bulunmasına karşın, bunu yapmamışsa, bu durum tazminat istemenin koşulu sayılmayacaktır: Bu düzenleme olmasaydı, bu davaların açılabilme olanağı çok sınırlanmış olacaktı. Yasa yollarına başvurulmamış olmasına rağmen sorumluluk davasının koşullarının oluşmuş olması durumunda davanın açılamaması hak arama özgürlüğü ile bağdaşmaz.
 
G.     Zarar Doğması
 
1.      HMK. md. 46’da yazılı nedenler bulunsa bile, bir zarar doğmamışsa, yargıcın hukuksal sorumluluğuna gidilemeyecektir.
 
2.      Zarar, maddi olabileceği gibi manevi de olabilir. Kasıt veya ağır kusura dayanan aykırı davranışların kişilik değerlerine zarar verdiği takdirde manevi tazminata karar verilebilecektir.
 
H.     Zararla Yargıcın Karar Ve Eylemi Arasında Nedensellik Bağı Bulunması
 
a.      Yargıç, yargısal faaliyet icra ederken, md. 46’da sayılan eylem, davranış ve kararlarıyla (ki bunların tamamı kasıt veya ağır ihmal ile işlenebilir) ya da açık suistimalle verdiği zarardan sorumlu olacaktır.
 
b.      Zararla yargıcın kasıt veya ağır kusurlu yargısal faaliyeti arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Yargıcın yargısal faaliyeti olmasa bile yine davacının zararı meydana gelecek idiyse bu durumda nedensellik bağından söz edilemez.
 
III. DAVALARIN AÇILACAĞI MAHKEME
 
Devlet aleyhine açılan tazminat davası, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi hâkimlerinin fiil ve kararlarından dolayı, Yargıtay ilgili hukuk dairesinde; Yargıtay Başkan ve üyeleri ile kanunen onlarla aynı konumda olanların fiil ve kararlarından dolayı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda açılır ve ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülür (HMK. Md. 47).
 
Yargıçların sorumluluğu nedeniyle açılan tazminat davası, sıradan bir tazminat davası gibi değerlendirilmemelidir. O nedenle, gerek Devlet aleyhine açılan tazminat davasında, gerekse Devlet tarafından yargıca karşı açılabilecek dönüp isteme (rücü) davasında, yargıçlar için ayrıca bir teminat oluşturmak amacıyla, bu davalar için Yargıtay’ın görevli olması kabul edilmiştir. Buna göre, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi yargıçlarının eylem ve kararlarından dolayı Devlet aleyhine açılacak tazminat davası, dava konusuna göre karar temyiz edilse idi, temyiz incelemesi Yargıtay’ın hangi hukuk dairesinde yapılacak idiyse, o hukuk dairesinde, Yargıtay başkan ve üyeleri ile kanunen onlarla aynı konumda olanların eylem ve davranışlarından dolayı açılacak tazminat davsı da Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda açılacaktır.
 
IV. TEMYİZ MERCİİ
 
Yargıtay ilgili hukuk dairesinin tazminat davası sonucunda vermiş olduğu kararlara ilişkin temyiz incelemesi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca; bu Kurulun ilk derece mahkemesi sıfatıyla tazminat davası sonucunda vermiş olduğu kararlara ilişkin temyiz incelemesi ise Yargıtay Büyük Genel Kurulunca yapılır (HMK. md. 47).
 
V. DAVA DİLEKÇESİ
 
Tazminat davası dilekçesinde hangi sorumluluk sebebine dayanıldığı ve delilleri açıkça belirtilir; varsa belgeler de eklenir (HMK. md. 48/I).
 
Devlete karşı açılacak tazminat davasında, dava dilekçesinde sınırlı/sayılı olarak belirtilen sorumluluk nedenlerinden hangisine dayanıldığı, bunu ispat etmek için başvurulacak deliller belirtilecek ve var olan deliller dilekçeye eklenecektir. Davaya bakan mahkeme, bu konularda eksiklik görürse, bu eksikliğin giderilmesi için ilgiliye süre vermeden, dilekçenin reddine karar vermeyecektir: Eksikliklerin tamamlanabilmesi olanaklı ise davacıya süre verilerek eksikliğin tamamlanması, dilekçede süre verilerek giderilemeyecek nitelikte bir eksiklik var ise dilekçenin reddedilmesi gerekecektir.
 
Mahkeme, inceleme ve araştırmasını evrak üzerinde değil, duruşmalı yapacaktır. Tanık dinletme be bilirkişiden görüş alma dahil, usul hukukunda taraflara tanınan tüm haklar kullandırılacaktır.
 
Açıkça yetki verilmemiş ise vekil; yargıçların eylemleri nedeniyle Devlet aleyhine tazminat davası açamaz ve takip edemez (HMK. Md. 74). Bunun için dilekçe bir avukat tarafından yazılmış ise veya davacı davasını bir avukatla takip ediyorsa, vekaletnamesinde sözü edilen yetkinin bulunup bulunmadığına bakılacaktır. Yetki yoksa, bunun tamamlanması olanağı bulunduğundan, davacı tarafa makul bir süre verilecektir. Bu konu UMK. md. 114/e-f gereğince dava koşulu ise de, aynı Yasanın 115/II gereğince “giderilmesi olanaklı” bir eksiklik görülecek ve eksikliğin giderilmesi için makul kesin süre verilecektir. Buna rağmen eksiklik giderilmezse, dava “dava şartı yokluğu” nedeniyle reddedilecektir.
 
Hemen belirtelim ki, avukatın vekaletnamesinde bulunması gereken özel yetki, HMK. Md. 46-49 gereğince açılacak davalar için gereklidir. Yargıcın yargıçlık göreviyle ve yargısal çalışmalarıyla ilgisi olmayan bir nedenle aleyhine (genel hükümlere göre) tazminat davası açılmasına neden olması durumunda, davayı açan ve takip eden vekilin bu konuda özel yetkisinin bulunması gerekmemektedir.
 
VI. DAVANIN İHBARI
 
Mahkeme, açılan tazminat davasını, ilgili hâkime resen ihbar eder (HMK. md. 48/II).
 
Davayı ihbar ile ilgili kısa açıklama: Taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir. Dava kendisine ihbar edilen kişinin de aynı şartlarda bir başkasına ihbarda bulunması mümkündür ve bu şekilde ihbar tevali ettirilebilir. İhbar yazılı olarak yapılır; ihbar sebebinin gerekçeleriyle birlikte açıklanması ve yargılamanın hangi aşamada bulunduğunun belirtilmesi gerekir.  Davanın ihbarı sebebiyle yargılama bir başka güne bırakılamaz ve ihbarın tevali etmesi gibi zorunlu olan durumlar dışında süre verilemez. Dava kendisine ihbar edilen kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı olan taraf yanında davaya katılabilir. İhbar edilen davada verilen hükmün ihbar eden kişiye etkisi hakkında 69 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyasen uygulanır (HMK. md. 61-64).
Devletin aleyhine açılan tazminat davasına bakan mahkeme, bu davayı, sorumlu yargıca kendiliğinden ihbar edecektir.
 
 Dava kendisine ihbar edilen yargıç, davalı Devlet yanında davaya katılabilir.
 
Yargıç, böylece, görülmekte olan davada, yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olacak, açıklama yapabilecek, ispat hakkını kullanabilecek, mahkemeden, açıklamalarını dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini isteyebilecektir (HMK. md. 27).
 
VII. DAVANIN REDDİ DURUMUNDA VERİLECEK CEZA
 
Dava esastan reddedilirse davacı, beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına mahkûm edilir (HMK. Md. 49).
 
Yargıcın kusurlu davranışı nedeniyle, Devlete karşı açılan tazminat davası reddedildiğinde, davacı, disiplin para cezasına mahküm edilecektir.
 
Bu cezaya, davaya bakan mahkeme karar verecektir.
 
Para cezasının verilebilmesi için, esastan reddi gereklidir.
 
VIII.           RET HALİNDE YARGIÇ YARARINA TAZMİNAT
 
HMK. md. 49, 1086 sayılı Kanun’un 576’ıncı maddesinde olduğu gibi, davanın reddi halinde, yargıç yararına maddi ve manevi zarara hükmedilmesi esasına yer verilmemiştir. Zira, dava doğrudan doğruya yargıç aleyhine açılmayıp, Devlet aleyhine açıldığından, davanın tarafı olmayan, üçüncü kişi konumunda olan yargıç için, bu davada maddi ve manevi tazminata karar verilmesi uygun görülmemiştir. Kuşkusuz, yargıç, haksız dava nedeniyle uğramış olduğu maddi ve manevi zarar nedeniyle, davacıya ayrı bir tazminat davası açabilecektir.
 
IX. RÜCU DAVASI
 
A.      Devlet, ödediği tazminat nedeniyle, ödediği tazminatı, sorumlu yargıçtan isteyecektir.
 
B.      Dönüp isteme, ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde olacaktır.
 
C.      Devletin sorumlu yargıca karşı açacağı DÖNÜP İSTEME (rücu) davası, tazminat davasını karara bağlamış olan mahkemede görülür.
 
D.     Devlet, tazminatı öder ve ödediği parayı sorumlu yargıçtan isterse, bunun için dava açacaktır. Başka bir anlatımla, mahkeme kararı olmaksızın, kendiliğinden, aylığından kesemeyecektir. Mahkeme, tazminat davasını inceleyip, karara bağlayarak, uyuşmazlık hakkında zaten en iyi şekilde bilgi sahibi olmuş durumdadır. O nedenle, bu mahkeme, dönüp isteme davasını da kısa süre içinde gerçeğe uygun bir biçimde karara bağlayabilecektir.
 
IX.                SONUÇ
 
Yeni Usul Kanunu, yargıçların yargı erkini kullanırken bireylere verdiği zararların tazmini konusunu önemli ölçüde değiştirmiştir. Buna göre, dava yargıca değil, Devlete açılacaktır. Sorumluluk nedenleri sayılı ve sınırlı olarak gösterilmiştir. Davacı davayı kaybettiğinde otomatik olarak yargıç yararına tazminata hükmedilmeyecektir. Öte yandan tazminat davası açılması, yargıç hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılması veya mahküm olması koşuluna bağlanamaz. Devletin sorumluluğunun ön plana alınmış olması, yargıcın sorumluluğunu hafifletmemiştir. Yargıç, dava resen ihbar edileceğinden, haberdar olduğu dava için savunma ve delil sunma haklarını kullanabilecektir.
 


[1] Kaynakça: İlker Hasan Duman, Yargıcın Tazminat Sorumluluğu, Antalya Barosu Dergisi, sayı. 2000/10; İlker Hasan Duman, Konu ve Sorunlarda Hukuk Devleti, Kartal-2003, sf. 317-331; Orhan Özdeş, Hakimlerin Hukuki Sorumluluğu ve Devlet, Danıştay Dergisi, sayı 1971/2; Sezai Aydınalp, Hâkimin Hukuki Sorumluluğu, Adalet Dergisi, sayı 1990/2; Şerafettin Elmacı, Hâkimlerin Hukuki Sorumluluğu Rejiminin Cumhuriyet Savcıları Bakımından Uygulanması, Adalet Dergisi, sayı 2010/5; Erhan Günay, Yargısal Görevlerinden Dolayı Hâkimlerin Tazminat Sorumluluğu ile Hâkimlere, Cumhuriyet Savcılarına ve Avukatlara Karşı İşlenen Hakaret Suçları, Ankara 200; İsmail Hakkı Karafakih, Hâkimlerin Verdikleri Kararlardan Dolayı Şahsen ve Devletin Dolayısıyla Mesuliyeti, SBFD, sayı 1956; Ahmet Kılıçoğlu, Hâkimlerin Hukuki Sorumluluğu, AÜHFD, sayı 1973/1-4; Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, İstanbul 1974; Mehmet Akif Tutumlu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Ankara 2011.
[2] Yasanın Gerekçesi.
[3] Böylece 1086 sayılı Usul Yasası dönemindeki  tartışma sona erdirilmiştir. Zira, o dönemde, idari yargı yargıçlarının da HUMK. Md. 573-576 kapsamına gireceği ancak Yargıtay kararıyla belirlenmişti. 573-576’daki düzenlemelerin Yargıtay üyelerini kapsamayacağı konusunda Yargıtay kararları bulunmaktadır. 6100 sayılı HMK bütün bu tartışma ve belirsizlikleri ortadan kaldırmıştır.
[4] Yasanın Adalet Komisyonu Gerekçesi.
Hits: 5613

Ayın Konusu

YENİ ÇIKTI
İNŞAAT HUKUKU 13. Baskı 1500 sayfa Yayın Tarihi: OCAK 2023 Seçkin Yayınları Yazar: İlker Hasan Duman Bu alanda yazılmış en yeni ...
YENİ ÇIKTI
İNŞAAT HUKUKU 12. Baskı 1500 sayfa Yayın Tarihi: 20 KASIM 2022 Seçkin Yayınları Yazar: İlker Hasan Duman Bu alanda yazılmış en yeni kitap. İçindekiler: ...
2. BASKI YENİ ÇIKTI
(Seminer Notları) Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden Kaynaklanan Dava ve Sorunlar Nasıl İncelenmelidir? – Yargıç ve Avukatlara ...
KAT İRTİFAKI VE MÜLKİYETİNİN KURULMASI
    I-) Genel Olarak Kat mülkiyeti ve kat irtifakı resmi senetle ve tapu siciline tescil ile doğar. Anagayrimenkulün tümünün mülkiyeti (Kat ...
MUHTESAT NE DEMEKTİR? MUHTESATIN TABİ OLDUĞU HUKUKSAL REJİM NEDİR?
  Taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlarından birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi cinsi, İhdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve ...
KİRACI PANDEMİ NEDENİYLE UYARLAMA DAVASI AÇTIĞINDA, İHTİYATİ TEDBİR YOLUYLA KİRA PARASININ ÖDENMESİNİN DURDURULMASINI SAĞLAYABİLİR Mİ?
  İhtiyati tedbir öğretide "...kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek ...
YAPI DENETİM HİZMET SÖZLEŞMESİNİN SONA ERMESİ
Yapı ruhsatı alındıktan sonra iki yıl içinde inşaata başlanmadığı veya başlandığı halde, başlama müddeti ile birlikte beş yıl içinde yapı bitirilemediği ve bu ...
İNŞAAT HUKUKUNDA MAHKEME KARARININ ÖZELLİKLERİ
Mahkeme kararı gerekçeli olacaktır: Anayasası'nın 138 ve 141/3 maddeleri gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması ...
İNŞAAT DAVALARININ TAHKİMDE ÇÖZÜMLENMESİ
   İLKER H. DUMAN Yargı, devletin temel işlevlerinden biridir ve kural olarak taraflar arasındaki uyuşmazlıkların çözüm yeri mahkemelerdir. Ancak inşaat ...
KONUTUN "LÜKS? OLUP OLMADIĞININ İSPATI
“Lüks” kelimesinin sözlük anlamı şöyledir: 1) Gerekli olanın sınırlarını aşan. 2) Gösterişli, şatafatlı. 3) Giyimde, eşyada, harcamada aşırı ...
ALANINDA EN YENİ KİTAP
        İNŞAAT HUKUKU 10. BASKI, OCAK 2021, Seçkin Yayınları Konu Başlıkları: *Taşkın İnşaat, *Kâr Yoksunluğu, *İnşaat Hafriyatı ...
ALANINDA EN YENİ VE EN KAPSAMLI KİTAP: İNŞAAT DAVALARINDA İSPAT
YAZAR: İLKER HASAN DUMAN3. BASKI, 25 AĞUSTOS 2020, SEÇKİN YAYINCILIK  Üçüncü Baskıda, ikinci baskıda var olan tüm konular ...
YÜKLENİCİDEN BAĞIMSIZ BÖLÜM EDİNEN KİŞİNİN TAPU İPTAL VE TESCİL DAVASI AÇMASI VE BUNU DANIŞIKLIK NEDENİNE DAYANDIRMASI
Üç sözleşme… Birinci sözleşme: APKİS olup,  yalın biçimde yapılmıştır. BU sözleşmeye göre 6 daire ve 5 dükkan yükleniciye ...
AVUKATIN HAKLI AZLİ, AVUKAT ALEYHİNE TAZMİNAT DAVASI AÇILMASI
Vekil, müvekkiline karşı vekaleti sadakat ve özenle yerine getirmekle yükümlüdür (TBK. md. 506). Vekil, sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına ...
BEDELSİZ TERK EDİLEN TAŞINMAZIN AMAÇ DIŞINDA KULLANILMASI
  I-) Genel Olarak   Bir örnek olay: 107 ada 4 parsel sayılı, 2573 m2 lik taşınmaz davacılar adına müşterek mülk olarak kayıtlı iken davacıların başvurusu ...
YÜKLENİCİ EDİMİNİ YERİNE GETİRMEMİŞSE, İŞ SAHİBİ DEVRİ TAAHHÜT EDİLEN DAİRELERİN BİTMİŞ HALDEKİ RAYİÇ BEDELİNİ İSTEYEBİLİR
Bir örnek olay: Taşınmazın bulunduğu bölgede yüklenicilerin, gecekondu sahiplerine giderek belirli bir oran karşılığı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ...
6306 SAYILI YASAYA GÖRE 2/3 PAY ÇOĞUNLUĞUNUN BİR YÜKLENİCİ İLE ARSA PAYI KARŞILIĞI İNŞAAT YAPILMASI KONUSUNDA ANLAŞAMAMASI
İlker Hasan Duman I-) Sorunun Ortaya Konuluşu Bir somut olay düşünelim: Kat irtifaklı veya kat mülkiyetli bir apartman için “risk tespiti” yapılmış, idari ...
KAMU YAPIM İŞLERİNDE TARAFLARIN EŞİTLİĞİ SORUNU
I.Yapım İşleri Genel Şartnamesi   4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 53 üncü maddesinin (b) fıkrasının ikinci bendine dayanılarak hazırlanmış olan bu Genel Şartnamenin ...
ARSA SAHİBİNİN YÜKLENİCİDEN İSTEYEBİLECEĞİ EKSİK VE BOZUK İŞ BEDELİ, YÜKLENİCİDEN DAİRE SATIN ALAN KİŞİLERDEN İSTENEBİLİR Mİ?
BİR ÖRNEK OLAY: Olayınızda % 10 oranında inşaatın TAMAMLANMAMIŞ olduğunu kabul edelim. İnşaatın (…) TL eksik iş bedeli gerçekleşmiştir. İnşaatın (…) TL ...
AYIN KİTABI: İNŞAAT DAVALARINDA İSPAT
İnşaat Davalarında İspat İlker Hasan Duman Mayıs 2018 / 2. Baskı / 764 Syf. İspat yükü kime aittir? İspat yükü dağıtılmıştır. Yasada aksi ...
İNŞAAT TEMİNAT İPOTEĞİ VE PARAYA ÇEVRİLMESİ
İş sahibi, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden doğmuş veya doğacak alacaklarının zarara uğramaması için yüklenicinin payına ipotek konulmasını isteyebilir. Halen ...
KENTSEL DÖNÜŞÜM SÖZLEŞMELERİNİN TESLİM TARİHİNDEN ÖNCE BAKANLIKÇA FESHİ
Uygulama alanında hak sahipleri ile yüklenici arasında imzalanmış olan gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin feshi, ...
KENTSEL DÖNÜŞÜM KANUNUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİK
 7181 SAYILI OLUP 4.7.2019 TARİHİNDE KABUL EDİLEN VE 10.7.2019 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYINLANAN ( TAPU KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK  YAPILMASINA DAİR KANUNLA) BİR ...
TAPU KAYDINA İYİNİYETLE DAYANARAK TAŞINMAZ MÜLKİYETİNİN EDİNİLMESİ
Medeni Kanun'un "tapu sicilindeki kayda hüsnüniyetle istinat ederek mülkiyet veya diğer bir aynı hak iktisap edenin bu iktisabı muteber olur" biçimindeki 1023. ...
TAPU KAYDINA İYİNİYETLE DAYANARAK TAŞINMAZ MÜLKİYETİNİN EDİNİLMESİ
Medeni Kanun'un "tapu sicilindeki kayda hüsnüniyetle istinat ederek mülkiyet veya diğer bir aynı hak iktisap edenin bu iktisabı muteber olur" biçimindeki 1023. ...
2981 sayılı İMAR AF KANUNU KMK MD. 44'ÜN ARADIĞI "OYBİRLİĞİ MUVAFAKATI" HANGİ DURUMLARDA ARAMAMAKTADIR
 2981 Sayılı Yasanın 16. maddesi yeni bağımsız bölüm oluşturulmasına ilişkin olup 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Yasası'nın 44. maddesine getirilen istisna ...
BAĞIMSIZ BÖLÜMLERİN KÜÇÜK YAPILMASI
Taraflar arasındaki 31.10.2008 tarihli ... 1. Noterliği'nce düzenlenen Taşınmaz Mal Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi'nde yüklenici tarafından parsel ...
İMAR AFFI VEYA İMAR BARIŞI NEDİR?
Vergi Ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun 18.5.2018 tarihli Resmi Gazetede yayınlandı. (Kanun’un ...
İNŞAAT HUKUKU KÜTÜPHANESİ
   
YALIN ORTAKLIK
  Yalın ortaklık sözleşmesi, iki veya daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleşmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Yalın ...
ÖZEL MÜLK OLAN TAŞINMAZIN, KAMULAŞTIRMA YAPILMADAN, OYUN ALANINA AYRILMASI (DANIŞTAY KARARI)
Dava, Antalya İli, Kepez İlçesi, Sütçüler Mahallesi, 27409 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın imar planında oyun alanı olarak ayrıldığı ve bugüne kadar ...
BİR KİTAP: İNŞAAT HUKUKU (8.BASKI, YAYIN TARİHİ: 30.5.2016)
 (İNŞAAT HUKUKU) adlı kitabımın 7. baskısı, 13 ay gibi kısa sürede tükendi.   SEKİZİNCİ BASKI, 30 MAYIS 2016’de yayımlandı.   En son yargı kararları ...
PLANLAMA ESASLARI
  Planlar, kamu yararı amacıyla yapılır.  Planlar; pafta, gösterim, plan notları ve plan raporu ile bir bütündür. Planlar, kademesine ...
KESİN YAPILAŞMA YASAĞI BULUNAN I. DERECE SİT ALANI
Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum ...
YAPI RUHSATI
Yeni inşaat, ilâve ve esaslı tadilât yapmak üzere parsele ait imar durum belgesi, yol kotu tutanağı, kanal kotu tutanağı ve uygulama imar planına esas onaylı jeolojik ve ...
İMAR PLANLARIYLA MÜLKİYET HAKKININ BELİRSİZ BİR SÜRE KISITLANMASI
Yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla hazırlanarak yürürlüğe ...
İNŞAAT HAFRİYATI YAPILIRKEN KOMŞU TAŞINMAZLARA ZARAR VERİLMESİ
 I.Genel Olarak   TMK. md. 738 hükmüne göre taşınmaz malikleri kazı ve yapı yaparken komşu taşınmazlara, onların topraklarını sarsmak veya tehlikeye ...
HAKLARIN KORUNMASINDA VE EDİNİLMESİNDE İYİ VEYA KÖTÜ NİYETİN ÖNEMİ (YARGITAY KARARI)
 Davacı, arsa sahibi ile yüklenici arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye düşen bağımsız bölüme ilişkin olarak ...
İNŞAAT HUKUKU SORUNLARINDA DÜRÜSTLÜK KURALLARININ ÖNEMİ
 Sözleşmeciler haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken, dürüst, namuslu, makul ve yaptığı eylemin sonucunu bilebilen orta düzeyde iş ...
KÖTÜ SÖZLEŞME YAPMAKTANSA, HİÇ SÖZLEŞME YAPMAMAK DAHA İYİDİR. İNŞAAT (ARSA PAYI KARŞILIĞI İNŞAAT) SÖZLEŞMESİ YAZILI OLARAK YAPILMAMIŞ OLSA BİLE;
 1-) İŞE BAŞLAMA: Yüklenicinin işe başlama zamanı kararlaştırılmamışsa veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça, derhal işe başlamalıdır (TBK. Md. ...
ÖNALIM HAKKININ KULLANILAMAYACAĞI DURUMLAR
 Yasal önalım hakkı, tapuda kayıtlı, ortak (müşterek) mülkiyet hükümlerine bağlı taşınmazlarda paydaşlardan birinin payını üçüncü bir ...
ARSA PAYLARININ DÜZELTİLMESİ DAVASI
 Kat mülkiyetinin başkasına devri veya miras yoluyla geçmesi halinde, ona bağlı arsa payı da birlikte geçer; arsa payı, kat mülkiyetinden veya kat irtifakından ...
ARSA PAYI KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİ
 İnşaat yapım sözleşmeleri, eser sözleşmelerinin en çok uygulama alanı bulan türüdür.  “Arsa Payı Karşılığı İnşaat Yapım ...
ÖLÇÜLÜLÜK İLKESİ, YALNIZ ANAYASA MAHKEMESİNİN DİKKATE ALACAĞI BİR İLKE OLMAYIP, DEVLET VE TOPLUM HAYATININ HER ALANINDA GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURULMASI GEREKİR
 Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun ...
İNŞAAT SÖZLEŞMESİNİ İMZALAMAYAN KAT İRTİFAKI SAHİPLERİNİN ARSA PAYLARININ DEVRİ MÜMKÜN MÜDÜR?
 Toplumsal yaşamda, paylı mülkiyete bağlı taşınmazlarda, bazı paydaşların yüklenici ile yapılan sözleşmeye katılmadıkları, itiraz ettikleri, azınlıkta olmalarına ...
İNŞAAT DEVAM EDERKEN YÜRÜRLÜĞE GİREN YENİ İMAR PLANINDA KAT SAYISININ AZALTILMASI, YÜKLENİCİYE PAYLAŞIMIN YENİDEN YAPILMASINI İSTEME HAKKI VERİR Mİ?
          I.Genel Olarak Sözleşmeden sonra imar durumunda (planında) değişiklik yapılabilir; bu değişiklik tarafları yakından ilgilendirir ve ...
KORUMA BÖLGE KURULLARINCA TESPİT EDİLEN KORUMA ALANLARINDA BELİRLENEN ŞARTLARA AYKIRI İZİNSİZ İNŞAÎ VE FİZİKÎ MÜDAHALE YAPAN YA DA YAPTIRANLARIN CEZALANDIRILMASI
 21.7.1983 günlü, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu   İzinsiz müdahale ve kullanma yasağı Madde 9- (Değişik: 14/7/2004- 5226/3 ...
HERKESİN SAĞLIKLI, DENGELİ VE GÜVENLİ BİR ÇEVREDE YAŞAMA HAKKI İÇİN YAPILAŞMA SÜRECİNE DEVLET MÜDAHALESİ: KENTSEL DÖNÜŞÜM
       Afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve ...
İNŞAATIN YASALLIK KAZANMASI İÇİN MAHKEMENİN TARAFLARA SÜRE VE YETKİ VERMESİ
 I.                  Genel Olarak Bir inşaat imar mevzuatına ve sözleşmeye aykırıdır diye hemen ve ...
BİNALARDA SIĞINAK YAPILMASI
DÜZENLEME ORTAKLIK PAYI
     İmar Kanunu md. 18 ve 18. Madde Uygulama Yönetmeliğinin 28-33. Maddeleri Düzenleme Ortaklık Payını Şöyle Düzenlemiştir:     ...
İMAR KİRLİLİĞİNE NEDEN OLMA SUÇU
  (1) Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Yapı ruhsatiyesi ...
YÜKLENİCİDEN CEBRİ İCRA YOLUYLA BAĞIMSIZ BÖLÜM KAZA-NAN KİŞİNİN İYİ NİYETİNİN KORUNMASI
 I.Kavram: Arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmeleri, karşılıklı edimleri içeren, iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdir. Arsa sahibinin ...
YÜKLENİCİDEN ALACAĞI BULUNAN ÜÇÜNCÜ KİŞİNİN ARSA SAHİBİ ALEYHİNE TAPU İPTAL VE TESCİL DAVASI AÇMASI
   I.     Genel Olarak Yüklenici ile arsa sahibi arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi vardır. Yüklenici edimini yerine getirdiğinde ...
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU'NDA YARGICIN TAZMİNAT SORUMLULUĞU
 1.      GENEL OLARAK[1]   HMK. MD. 46-49 hükümleriyle, 1086 sayılı Kanunun 573-576’ncı maddelerinde düzenlenen yargıcın kusurlu ...
APARTMAN ORTAK YERLERİNİN BAZI MALİKLERE ÖZGÜLENMESİNİN YÖNETİM PLANI İLE DÜZENLENMESİ VE BU HÜKÜMLERİN DEĞİŞTİRİLMESİ
Kat Mülkiyeti Yasasının 28. maddesi hükmüne göre yönetim planı anataşınmazın yönetim tarzını, kullanma maksat ve şeklini ve yönetime ilişkin diğer ...
ACELE KAMULAŞTIRMA İŞLEMLERİNDE "ACELELİK" DURUMU
Anayasa'nın 46. maddesi uyarınca Devlet ve kamu tüzelkişileri kamu yararının gerektirdiği hallerde özel mülkiyette bulunan malları yasada gösterilen esas ve usullere ...
İNŞAAT HUKUKU KAPSAMINDA ECRİMİSİL DAVALARI
                                 &n...
YHGK: İMAR PLANLARINDA OKURL YERİ-FİİLEN ELATMA
Uyuşmazlık; dava konusu taşınmaza davalı idarece fiilen el atılmamış olmasına karşın, salt 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında İlköğretim Tesisi Alanına ayrılmış ...
AMK: SABIKA KAYDININ ADLİ SİCİLDEN SİLİNMESİ
352 sayılı Kanun’un 9. maddesinde, aynı Kanun’un 4. maddesi uyarınca adli sicile kaydedilen bilgilerin hangi hallerde arşiv kaydına alınacağı belirtilmiştir. İtiraz konusu ...
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI: HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜ VE ADİL YARGILANMA HAKKI
4.12.1984 günlü, 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun’un itiraz konusu 13. maddesi ...
İMAR PLANLARININ VE BU PLANLARA UYGUN YAPILAŞMANIN ÖNEMİ
             Anayasa’nın 5. maddesinde, “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve ...
ÜLKEMİZDE YAPILAŞMANIN VE DENETLEMENİN HUKUKSAL SEYİR DEFTERİ
Ülkemizde yapı ve denetimi ile ilgili ilk hukuksal düzenlemeyi 1930 yılında yürürlüğe giren 1580 sayılı “Belediye Kanunu” ve “Umumi Hıfzıssıhha ...
Sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı
Devletin, toplumun ve bireylerin planlı kentleşmede taşıdıkları sorumluluk ve sahip olacakları yararlar konusunda duyarlı ve bilinçli olduğu söylenemez. Yargı kararlarının ...