KENTSEL DÖNÜŞÜM
TMMOB Mimarlar Odası Kentleşme, Mimarlık ve Planlama Komitesi, yasama sürecinde tartışma gündeminde bulunan “5393 Sayılı Belediye Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi”ndeki 73.maddenin birinci fıkrasında yapılmak istenilen düzenleme ile 15 Ocak 2010 tarihinde TBMM Başkanlığına sunulan Dönüşüm Alanları Hakkında Kanun Tasarısını birlikte irdeleyerek bir rapor hazırlamıştır.
A) BELEDİYE KANUNU'NDA “KENTSEL DÖNÜŞÜM”
Bilindiği üzere Kentsel Dönüşüm kavramı ve uygulamalarının çerçevesini belirleyen iki yasal düzenleme mevcuttur. Bunlardan birincisi 5393 sayılı ve 3.7.2005 tarihli Belediye Kanunu’dur. Diğeri ise 5366 sayılı ve 16.6.2005 tarihli Yıpranan Tarihî ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun’dur.
Son yıllarda özellikle İstanbul'daki Sulukule ve Tarlabaşı projeleriyle gündemde yer alan “yıpranmış tarihî kent dokuları”nda yenileme uygulamaları olarak yaygınlaşan “kentsel dönüşüm” kavramı, bu kez de 15 Ocak 2010 günü TBBM Başkanlığına sunulan “Dönüşüm Alanları Hakkında Kanun Tasarısı” ile tarihî doku niteliği taşımayan kentsel alanları kapsayacak şekilde yasama sürecine girmektedir.
Bu gelişmeyle birlikte daha önce yine TBMM komisyonlarında görüşülmeye başlanan ve benzer amacı hedefleyen “5393 Sayılı Belediye Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi”ndeki 73. maddenin birinci fıkrasında yapılmak istenilen düzenleme, Hükümetçe geri çekilmiş olsa bile, kentsel dönüşüm konusuna siyasi erkin bakış açısını ve beklentilerini sergilemesi bakımından önem taşımaktadır.
Buna göre söz konusu düzenleme, sadece kent merkezlerinde değil, kent çeperlerinde de yasal ya da yasa dışı oluşmuş her türlü yerleşilmiş veya yerleşilebilir kabul edilen alanlarda, şehirciliğin genel ilkelerine ve kentsel bütünlüğü gözetmesi gereken planlama hiyerarşisine uyulmadan, mevzii ve keyfi imar uygulamalarına; dahası insanların yaşadıkları semtlerden adeta zorla çıkartılarak aynı yerlerde dönüşüm adına yeni emlak pazarlama alanları yaratmaya yasal kolaylaştırıcılık sağlamaktadır.
Gerek içeriği, gerekse zamanlaması açısından, müstakil Kentsel Dönüşüm Yasası beklenmeden yürürlüğe girmesi için Belediye Yasası kapsamında yapılmak istendiği anlaşılan bu düzenleme, deyim yerindeyse yeni Sulukuleler yaratılmasını hedeflerken, uygulamada karşılaşılan ve özellikle kültürel miras, mülkiyet hakları ile kamulaştırma ilkelerinden kaynaklanan engellerin kaldırılmasını amaçlamaktadır.
Nitekim, düzenlemeye ilişkin metinlerde “üzerinde yapı olan veya olmayan, imarlı veya imarsız...” gibi genelde imar hukukumuz ile şehircilik bilimi açısından uygun olmayan tanımlamaların yer alması; söz konusu yapıların yasal olup olmadıklarının önemsenmediği ve “imarlı, imarsız...”gibi bir tür emlakçı diliyle yasal tanımlar yapılmaya çalışılması, amacın planlı kentleşme değil keyfi rant alanları yaratma olduğu kanısını güçlendirmektedir.
Ülke gündeminin özellikle “demokratik açılım” kavramında yoğunlaştığı bir dönemde; söz konusu yeni rant alanlarının belde sakinlerini adeta zorunlu göçlerle yaşadıkları yerlerden uzaklaştırmayı ve böylece boşaltılan alanlarda farklı toplumsal kesimlere hitap eden bir tür emlak pazarlaması planlarını yürürlüğe koymayı hedefleyen böylesi bir düzenlemenin, sadece imar kavramı açısından değil, demokrasi, insan hakları ve kent kültürü bağlamında da Türkiye'nin hak ettiği çağdaş ve gelişkin toplumsal beklentilerden uzaklaşma, hatta daha da geriye gidiş olduğu açıktır.
En genel anlatımla, adına “kentsel dönüşüm” denilecek bu uygulamalar, imar rantı yükselen bölgelerin belediyeler eliyle inşaat ve emlak çevrelerine getirisi yüksek arsalar olarak sunulması; buna yönelik olarak mülk sahiplerinin mülkiyet haklarından kaynaklanacak engellerin kaldırılması; hatta dava açmaya bile kısıtlama getirilerek yargısal denetimin etkisiz kılınması anlamına gelmektedir.

Düzenlemede Büyükşehir Belediyesi ve mücavir alan sınırları içinde kentsel dönüşüm alanı ilan etmeye Büyükşehir Belediyelerinin yetkili kılınması da böylesine tartışmalı uygulamalarda ilçe belediyelerinin olası karşı çıkışlarını geçersiz kılmayı hedeflemektedir. Nitekim aynı alanlarda her ölçekteki imar planı, parselasyon planı, inşaat ruhsatı, yapı kullanma izni belgesi vb. gibi yerel belediye yetkilerinin de Büyükşehirlere aktarılması, kentlerin tüm bölgelerindeki yeni rant alanlarının yaratılmasında ilçe belediyelerini tümüyle devre dışına çıkartmaktan başka bir anlam taşımamaktadır.
Bütün bu değerlendirmeler, söz konusu yasa hazırlıklarını yapan siyasi iradenin “Kentsel Dönüşüm”den neyi amaçladığını yansıtması bakımından, TBMM Başkanlığına sunulan “Dönüşüm Alanları Hakkında Kanun Tasarısı”nın hedefleri hakkında da yeterli fikir vermektedir.
B) “DÖNÜŞÜM ALANLARI HAKKINDA KANUN TASARISI”
Ülkemiz kentlerinde, 1950’li yıllarda başlayan 1970’lerde hızlanan yoğun göçlere bağlı olarak oluşan hızlı nüfus artışı sonucunda, göçle gelen kitlelerin barınma sorunlarını çözecek, onları güvenli, sağlıklı, her türlü teknik ve sosyal altyapısı tamamlanmış yaşam çevrelerinde iskân edecek tutarlı ve etkin politikalar geliştirilmemiştir. Bu sürecin sonunda günümüzde bütün kentlerimizde, kentin fiziki alanının ve yapı stokunun yarısının güvensiz, sağlıksız, hiçbir mimarlık, mühendislik hizmeti almadan ve kentsel teknik ve sosyal altyapıdan yoksun, afet riskinin altında olduğu ortaya çıkmıştır.
Özetlenen bu saptama kapsamında kentlerin en öncelikli sorunu, açıklanan tarzda yapılaşmış kentsel alanların güvenli, sağlıklı hale getirilmesi ve yaşayanları mutlu edecek yaşam çevrelerinin elde edilmesi sorunu olarak belirlenmelidir.
Sıralanan nedenlerle, risk altındaki kentsel alanların ve yapı stokunun öncelikle iyileştirilmesi, güvenli hale getirilmesi amaçlanmalı, dönüşüm ise ikincil amaç olarak afet bölgelerini içermelidir. Son günlerde yaşadığımız Elazığ depremi de açıkça göstermektedir ki, bilimsel bir kentsel dönüşüm öncelikle afet tehdidi olan bölgelerdeki yapı stokunun iyileştirilmesi için ele alınması acil bir gereksinimdir. Bu gereksinim kanun tasarısının gerekçeleri arasındaki satırlarda yer almasına karşın, madde düzenlemelerinde unutulmuş olması yasa tasarısının yöneldiği amacın bu olmadığını açıkça göstermektedir.
Hazırlanmış olan kanun tasarısı taslağının adının yalnızca “Dönüşüm” olması, belirtilen hedeflerle uyum içinde değildir. Başta kanunun adının “Kentsel İyileştirme ve Dönüşüm Alanları Hakkında Kanun” olarak değiştirilmesi gereklidir.
Tasarının maddeleri; Belediye Yasası'nda yapılmak istenen kentsel dönüşüm amaçlı değişikliğe ilişkin yukarıdaki değerlendirmeler ışığında irdelendiğinde; imar ve şehircilik alanında Türkiye'nin hemen tüm bilimsel ve kamu yararına birikimlerinin adeta yok sayıldığı; kentleşmede yasallığın ve planlamanın değil yasa dışılığın ve plansızlığın egemen olmasına yol açan siyasal ve keyfi tutumların meşrulaştırıldığı; yıllardır süregelen ve ülkeyi çok yönlü imar kaosuna sürükleyen arsa ve arazi rantına odaklı yapılaşma politikalarını önlemek yerine daha da destekleyen; hatta aynı politikaları yasal güvencelere bağlamayı öngördüğü anlaşılan bir düzenleme olduğu açıkça anlaşılmaktadır.
Tasarı bu haliyle;
  • Bir “kentsel talan” yasasıdır;
  • Bir “kentsel sürgün” yasasıdır;
  • Bir “kentsel darbe” yasasıdır;
  • “Şehirciliğin, kent ve kentli haklarının, demokrasinin ve kuşaktan kuşağa sağlıklı kentleşme hedeflerinin terk edilmesi” yasasıdır...
Hemen tüm maddelerindeki, bu tanımlamalarımıza neden olan ifade, vurgulama ve düzenlemeler ise özetle şöyledir;

Amaç- Madde 1: Sadece plansız değil, planlı alanlarda da tasfiyeaçıkça amaçlanmakta; yani yüksek rant alanları yaratmak için sadece göz konulan her yerde operasyon yapılabilmesinin önü açılmaktadır.
Kapsam- Madde 2: TSK' ya ait alanlar dışındaki her yer kapsam içine alınmakta, uygulamaların hiç değilse kentsel planlama bütünselliği içindegerçekleşmesini sağlayabilecek hiçbir kurala yer verilmemektedir.
Tanımlar- Madde 3: Bu maddede de belirtilen tanımlardan “Dönüşüm Alanı” yetersiz bir ifade olup yine burada da “İyileştirme ve Dönüşüm Alanı” olarak değiştirilmelidir.
“Dönüşüm Alanı Sınırı”nın Bakanlar Kurulu’nca onaylanması koşulu, şehircilik tarihimize planlamanın reddi olarak geçmeye aday bir uygulamanın hükümet güvencesiyle gerçekleşmesi demektir. Bakanlar Kurulu’nun böyle bir sınırı hangi ölçütlere bakarak onaylayacağı belli olmadığı gibi, dönüşüm alanlarının bu yöntemle hükümet kararına bağlanmasında teknik ve bilimsel veriler yerine siyasi süreçlerin etkin olacağı açıktır.
Maddede adı geçen “Dönüşüm Amaçlı İmar Planı”nın nasıl bir plan olduğu; şehircilik biliminin öngördüğü planlardan varsa farkının neler olduğu; böyle bir plan türünün hangi şehircilik ilkesinden kaynaklandığı; dünyada ve ülkemizde hangi şehircilik okulunda öğretildiği de belli değildir. Benzer şekilde “Dönüşüm Amaçlı Parselasyon Planı”nın da şehircilik ve harita-kadastro mühendisliği bilimlerinde karşılığı yoktur. Yapılan değerlendirme kapsamında “Dönüşüm Amaçlı İmar Planı” tanımının tamamen iptal edilmesi daha uygun bir tutum olacaktır.
Maddedeki “dönüşüm projesi” tanımlaması da; mimarlık, mühendislik ve kentsel planlama dallarında bugüne dek gündeme bile gelmeyen, eğitim ve uygulamada örneği olmayan, uzmanlık konusu dahi belirsiz ve “müelliflik” tanımı da mümkün olmayan ifadelerle yer almaktadır.
Bütün bu bilim ve hukuk dışı “alan”, “sınır”, “plan” ve “proje” tanımlarının yanında, amacı ve işlevi anlaşılır olan yegâne tanım ise “proje ortaklığı”dır. Tasarı bu tanımında, dönüşüm alanlarının belirlenmesinden, rant projelerinin gerçekleştirilmesine ve hatta elde edilecek kazançların üleşilmesine kadar, belediyeler ve TOKİ'nin diledikleri yatırımcılarla istedikleri koşullarda ortaklıklar kurabilmelerine olanak sağlamaktadır.
Genel Esaslar- Madde 4: Ülkemizde sağlıklı ve planlı kentleşmeyi, çevrenin ve kültürel mirasın korunmasını, tarımın ve yaşam kaynaklarının gözetilmesini amaçlayan tüm yasalar ile bunların uygulanmasından sorumlu tüm kurumlar “kentsel dönüşüm” süreciyle sadece “görüş bildirme” işlevleriyle yetinilen bir düzeyde ilişkilendirilmektedir. Söz konusu kurumların görüşlerinin ve tekliflerinin kentsel dönüşüm uygulamalarında etkili ya da yönlendirici olabilmeleri için idarelerin bunlara uymalarını öngören bir hüküm ise maddede yer almıyor.
Sınırın Belirlenmesi- Madde 5: Bakanlar Kurulu'nun onayına sunulacak kentsel dönüşüm alanlarının sınırlarının belirlenmesinde “en az 5 hektar”koşulu dışında hiçbir kriter, bilimsel, kültürel ya da herhangi bir mekânsal veriye dayalı hiç bir ölçüt yoktur. Maddeye göre, kentlerin istenilen her yeri, hiçbir ciddi ve bilimsel neden ve gerekçeye bağlı kalınmaksızın, sadece kağıt dolduracak ve dosya şişirecek bir takım boş ve içeriksiz tanımlamalarla kentsel dönüşüm alanı olarak belirlenip, her türden haritalara işlenebilir.
Bu şekilde ve ciddiyetten uzak gösterim ya da tanımlarla “haritaya bağlanacak”sınırlar içerisindeki tüm gayrimenkullerin, mülkiyet ve kamulaştırma hukukunun genel ilkelerine aykırı olarak dönüşüm projeleri kapsamında rant alanına çevrilmesi de aynı keyfilik içinde gerçekleşebilecektir.
Planlama ve Yapılaşma- Madde 6: Bakanlar Kurulu’nun onayladığı dönüşüm alanlarının bir ay içinde çevre düzeni planlarına -otomatikman- işlenmesini öngörmek, planlamada en üst ölçek olan bu planların “yönlendirici değeri”ni inkâr eden bir anlayışı yasaya yansıtmaktadır. Oysa Bakanlar Kurulu eğer yetki kullanacaksa, onay istenen dönüşüm alanlarının söz konusu çevre düzeni planına uygun olup olmadığını, aynı dönüşümle çevre düzeninin olumsuz etkilenip etkilenmeyeceğini inceleyerek kararını vermelidir.
Bu nedenle çevre düzeni planlarıyla uyumsuzluk yaratabilecek kentsel dönüşüm alanlarının gerekirse “onaylanmaması”seçeneğinin tasarıda akla bile gelmemiş olması düşündürücüdür. Bunun yerine sadece “onaylanan dönüşüm alanları çevre düzeni planlarına bir ay içinde işlenir” demek, şehirciliğin ve planlama hukukunun tüm bilimsel ve etik kurallarını yok saymaktır.

Dönüşüm alanları kesinleştiğinde, alandaki tüm imar uygulamalarının, hatta ruhsatlı inşaatların bile durmasını öngörmek ise 2863 sayılı Koruma Yasasındaki “sit ilan edilen alanlarda koruma planı yapılıncaya kadar imar işlemlerinin durması” kuralına benzemektedir. Ancak sitlerde koruma planı yapılıncaya kadar “geçiş dönemi kuralları” getirilmekte ve bunları da koruma konusunda uzmanlıkları kabul edilen Koruma Kurulları belirlemektedir.
Dönüşüm alanlarında ise bu tür bir önlem olmadığı gibi, kaçak yapıların dönüşüm projeleriyle yasallaştırılmasına yönelik kurallar düzenlenmektedir. Özellikle elektrik, su vb. gibi teknik alt yapı hizmetlerinden yararlanmış olan kaçak yapı sakinlerine açıkça “imar affı” getiren maddenin hemen tüm fıkraları, kentlerin tüm bölgelerinin inşaat ve emlak pazarına belediyeler aracılığıyla açılmasını sözüm ona “planlayan” hükümlerden ibarettir.
Bu maddenin başta adı olmak üzere 3., 4. ve 5. bendleri iptal edilerek yeniden düzenlenmelidir.
Uygulama- Madde 7: Madde bütünüyle dönüşüm alanlardaki insanların adeta kovulacakları bir uygulama tarzının ayrıntılarını içermektedir. Bu nedenle tasarının bu en uzun maddesi içine eklemlenen “idare (belediye) veya başkanlık (TOKİ) dönüşüm alanında ikamet edenlerin mağduriyetlerinin önlenmesi için gereken tedbirleri alır...” hükmünün anlamı olmadığı gibi, eğer bu “dilek”önemsenirse, kentsel dönüşümden vazgeçilmedikçe asla sonuç alınamayacağı da maddenin bütününden açıkça görülmektedir.
Madde 8- Yukarda hedef ve amaçları yorumlanan uygulamadaki akçeli sorumluluklar ve mali kurallar düzenlenmekte; dönüşümle ilgili çalışmalar için kaynak yaratılması yönünde yetki ve yönlendirmeler tanımlanmaktadır.
TOKİ için- Madde 9- TOKİ' ye daha önce başka yasalarca tanınmış olan “bağımsız” planlama, imar ve uygulama yetkilerinin, birden fazla il veya belediye sınırlarını kapsayacak dönüşüm alanlarında da geçerli olmasını sağlamaktadır. Yani TOKİ bu düzenlemeyle birlikte, tek bir il ya da belediye sınırı içinde kalmaya gerek olmadan, yurt düzeyinde her boyut ve konumdaki “imar imparatorluğunu”daha da güçlendirecektir.
SONUÇ:
Yukarda irdelenen Kentsel Dönüşüm Yasa Tasarısı, ülkede süregelen plansızlığın ve imar karmaşasının çok daha vahim boyutlara tırmanmasına neden olabilecek; Türkiye'nin asıl özlemini duyduğu planlı, kimlikli ve çağdaş kentleşme hedeflerinden daha da uzaklaşılmasını körükleyecek; gerek şehircilik bilimine ve kamusal sorumluluklarına; gerekse mimarlığın ulusal ve evrensel değerlerine aykırı; 80 yıllık planlama birikimlerimizi reddeden ve yasa dışı kentleşmeyi aklayan, talihsiz bir düzenlemedir. Yapılan değerlendirmeler kapsamında, “Dönüşüm Alanları Hakkında Kanun Tasarısı Taslağı” yeniden ele alınmalı, başta adı olmak üzere içeriği ve madde açılımları kamu yararı çerçevesinde yeniden düzenlenmelidir. 08.03.2010
 
 

KİTAP

Av. İlker Hasan Duman
Açıklamalı-İçtihatlı
İNŞAAT HUKUKU
8. Baskı
Seçkin Yayıncılık, Mayıs 2016

YARGI HABERLERİ

İMAR PLANLARINDA HİYERARŞİK İLİŞKİ, de, nazım imar planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi [Devamı...]
İMAR PLANLARININ İPTALİ DAVASINDA DAVA AÇMA SÜRESİ, lanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin düzenleyici işlem [Devamı...]
UZLAŞMA TUTANAĞININ İPTALİ, dur. Bu işlem ise idarenin kendi iç bünyesinde yaptığı kişinin hukuki durumunda bir değişiklik meydana getirmeyen kesin ve yürütülebilir olmayan işlemdir. Kamulaştırma [Devamı...]
TÜKETİCİ HAKEM HEYETİ KARARLARI, rların ise İcra ve İflas Kanununun “ilamların yerine getirilmesi” hakkındaki hükümlere göre yerine getirileceği, Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararlarına karşı [Devamı...]
Kooperatif Ortağı, Ödemiş Olduğu Aidatın Ayrıldığı Yıl Bilançosuna Göre Hesaplanacak Masraf Hissesi Düştükten Sonra Bakiyesini Talep Edebilir;, n ayrılan ortak, ödemiş olduğu aidatın tamamını değil, ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanacak olan masraf hissesi düşüldükten sonra bakiyesinin iadesini talep [Devamı...]
Likit Sayılması Gereken Kooperatif Aidat Alacağı Hakkında İcra İnkar Tazminatına Hükmedilmesi Gerekir;, ooperatife ait üye kayıt defterinde davacının ödediği meblağlar açıkça yazılmıştır. Davalı kooperatif sadece alacağın muaccel hale gelmediğini savunmuştur. Bu durum [Devamı...]
Kooperatif Eski Yöneticilerinin Kooperatifi Zarara Uğrattığı İddiasına Dayalı Tazminat Davası;, rulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılmasına bağlıdır. Fakat anılan yönteme uyulmaması durumunda davacı tarafa süre verilerek açılan [Devamı...]
Yönetim Kurulu Ve Tasfiye Kurulunun Yetkileri;, ooperatifler Kanunu'nun 55/1. maddesi aidat toplama görevinin yönetim kuruluna ait olduğunu, kooperatif ana sözleşmesinin 44/10. maddesi ise kooperatif adına dava açma ve [Devamı...]
İmar Kısıtlamalarından Doğan Davalar, [Devamı...]
Avukatın Dürüstlük Kuralına Aykırı Davranışı;, kilde fazladan avukatlık ücreti isteyemez (8. HD. 9.3.2015, 5221/5534).  [Devamı...]
Tespite İlişkin Kararlar İcraya Konulamaz;, lir (8. HD. 8.9.2014, 23863/14838).  [Devamı...]
Acele Kamulaştırmada Acelelik Halinin Değerlendirilmesi, ele kamulaştırılacak taşınmazlar açıklıkla gösterilmek suretiyle acele kamulaştırmanın kapsamı ve çerçevesinin belirlenmesi, acelelik halinin dışındaki durumlar için [Devamı...]
Katkı Payı Davasında Zamanaşımı, t olaya yeni Medeni Kanunda yer alan zamanaşımı kuralları uygulanmaksızın mal rejimi ve Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri dikkate alınarak çözüm [Devamı...]
Vadeden Sonra Ciro Alacağın Temlikidir, (12. HD. 19.1.2010, 19566/934). [Devamı...]
Bonoda Zamanaşımı, ; yıldır (12. HD. 17.3.2009, 25557/5658). [Devamı...]
Sözleşmeye Aykırılıktan Kiracının Tahliyesi, lığın giderilmesinin istenmesi gerekir. Kiralanan yerin açık şekilde fena kullanılması durumunda ihtar gönderilmesine gerek yoktur (6. HD. 2.11.2010, 7891/11974). [Devamı...]
Kararın Yalnız Boşanma Hükmünün Kesinleşmiş Olması, uml;re, nafaka ve tazminat alacağı kesinleşip kesinleşmediğine bakılmaksızın takibe konulabilir hale gelmiştir (HGK. 22.10.2002, 656/638). [Devamı...]
Kiralanan Yerin Boşaltıldığının İspatı ve Geriye Kalan Ayların Kirasında Kiracının Sorumluluğu, nundan önce boşaltan kiracı geri kalan sürenin kira parsından sorumlu olur. Ancak kiralayan da zararın artmaması ve taşınmazı aynı koşullarda başkasına kiralamak için gerekli [Devamı...]
Sanayi Suyunun Kaçak Olarak Satılması, delin davalı tarafından ödenmediğini öne sürmüştür. Mahkemece, dava konusu olayla ilgili olarak davacının yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar [Devamı...]
Bağımsız Bölümde Oturanların Komşularını Rahatsız Etmesi Ya da Yükümlülüklerini Yerine Getirmemesi Tahliye Nedeni Değildir, nda o kişinin ya da kişilerin bağımsız bölümden tahliyesini değil, Kat Mülkiyeti Kanunu md. 33/son’daki yaptırımın uygulanması gerekir. Tahliye hususu aynı Yasanın 24. [Devamı...]
Mal Ayrılığı Rejiminin Geçerli Olduğu Dönemde Taşınmaz Alırken Eşe Yapılmış Olan Katkı "Elden Bağış" Niteliğindedir, karşılıksız kazanma yoluyla gelen bu para, onun kişisel malı olmuştur. Davalıya ait pay “bağış” yoluyla gelen bu para ile alındığına ve davalının kişisel malı olduğuna göre, davalı [Devamı...]
Verilen Onayın Geri Alınması TMK md. 2'ye Aykırıdır, a açmaları dürüstlük kuralıyla bağdaşmaz (18. HD. 15.6.2010, 1416/9003). [Devamı...]
Bonoda Bedelsizlik İddiasının İspatı, [Devamı...]
Manevi Tazminat, a açıklandığı üzere, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarar uğrayanın manevi ıstırabını bir nebze dindiren, ruhsal tahribatını onaran bir araçtır. Manevi [Devamı...]
Haksız Fiilde Failin Temerrüdü ve Faizden Sorumluluğu, inden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği [Devamı...]
Boşanma Davasında Ziynetlerin İstenmesi, ahsilini de istediğine göre, hüküm altına alınan ziynetlerin cins, gram ve ayarları gösterilmeden toplamının değerine göre hükmedilmesi doğru değildir (2. HD. [Devamı...]
Boşanma Davasında Çalışmaya İzin Verilmemesinden Kaynaklanan Kazanç Kaybının İstenmesi, asının izin vermediğini öne sürerek, bu yüzden yoksun kaldığı kazanç kaybına karşılık maddi tazminat istemiştir. Bu talep TMK’nun 174/1 kapsamında boşanmanın eki [Devamı...]
KAZANILMIŞ HAK, nmazdaki yapıların kaba inşaatının tamamlandığı, idare mahkemesince dava konusu yapı ruhsatlarıyla tespit edilen kısım haricinde yeni yapılaşma hakkı verilmediği, bu nedenle ruhsatların kazanılmış [Devamı...]
İŞLEMİ KURAN İDARE ONU GERİ ALABİLİR, ">Fazla çalışma ücretlerinden kesilen gelir vergisinin iadesi istemiyle yapılan başvurunun Defterdarlık tarafından kabul edilerek yapılan kesintilerin davacıya ödendiği, sonrasında [Devamı...]
İDARE MAHKEMESİNDE DAVA AÇMA SÜRESİ, ">Anayasanın 125’inci ve 1602 sayılı Kanunun 40’ıncı maddesinde, dava açma süresinin her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihini izleyen günden itibaren [Devamı...]
Karayolları Trafik Kanunundan Doğan Hukuk Davalarında Görevli Ve Yetkili Mahkeme, e yayımlanan değişiklikle bu kanunun uygulanmasından doğan hukuk davalarında görevli ve yetkili mahkemeler yeniden belirlendi: "İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları [Devamı...]
Alkollü Araç Kullanmak, ol açmaz. Mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan kurul aracılığıyla; olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip [Devamı...]
Bonoda Zamanaşımı, re üç yıllık zamanaşımı süresine tabi iseler de; söz konusu bonolar taraflar arasındaki temel borç ilişkisi yönünden yazılı delil başlangıcı olarak kabul [Devamı...]
Üye Kooperatifle İlişkisini Kesince Üyelik Sıfatı Sona Erer, üğünü yerine getirmeyen ve ilişkisini kesen davacının kooperatif ortağı olduğunun tespiti için açmış olduğu davanın MK’nın 2. Maddesi uyarınca kabul edilemeyeceği, [Devamı...]
Estetik Ameliyatı Yapılmasına İlişkin Sözleşme, öne sürerek maddi ve manevi tazminat istemiştir. Dosya kapsamından estetik ameliyat konusunda tarafların sözleştikleri anlaşılmaktadır. Tarafların sözleşme yapmaktaki asıl [Devamı...]
Müstehcen Görüntü Bulundurma, ideo görüntüleri olduğu, bir kısmının ise hayvanlarla insanların cinsel ilişkilerinin görüntülerini içerdiği, çocukların kullandığı müstehcen [Devamı...]
Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi-Yolsuz Tescil, nde olup, bu yolla oluşan tapu kayıtları gerçek mülkiyet durumunu oluşturmaz. Yüklenici edimini ifa ettiği oranda şahsi hak elde edebilir ve elde ettiği hakkını [Devamı...]
Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi-Alacağın Temliki-İtiraz ve Defiler, ly: Calibri; mso-fareast-language: TR; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">Yüklenici arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesine göre kazandığı şahsi hakkını [Devamı...]
Temyiz Harcının Yatırılamaması-adil Yargılanma Hakkı, kça yüksek miktarda olan karar ve temyiz harcının yatırılmasının istenmesi ve verilen sürede yatırılmaması üzerine kanun yoluna başvuru hakkının ortadan [Devamı...]
Harici Satış Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil, kümleri uyarınca isteyebilirler. Taşınmazın güncel karşılığı talep edilmez ise de, harici satış nedeniyle ödenen bedelin uyarlama kuralları gereğince hesaplanması ve sonucuna göre [Devamı...]
Tespit Davasında Hukuksal Yarar Koşulu, rdan söz edebilmek için; bir hakkın veya hukuki durumun mevcut ve yakın bir tehlike ile tehdit edilmiş olması, bu tehdidin zarar doğurabilecek nitelikte olması, tespit [Devamı...]
Sözleşmeye Aykırılık Nedeniyle Tahliye, iş olmasının verilen süreden sonra olup akde aykırı davranışı ortadan kaldırmayacağı gözetilmelidir. Öte yandan kiralanan kiralanma amacı dışında kullanılmaya da devam etmekte olup, [Devamı...]
İştirak Nafakası, ;ocuğa bakıyorsa, çocuğa bakan taraf velayetin nezi davasını açmadan doğrudan iştirak nafakası talebinde bulunabilir (3. HD. 11.10.2010, 14433/16126). [Devamı...]
Boşanmada Manevi Tazminat, zere boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden olmalıdır. Boşanma sebebi olarak gösterilmemiş, ancak boşanmanın kesinleşmesine kadar gerçekleşmiş sadakat [Devamı...]
CEMAAT VAKIFLARININ GAYRİMENKUL EDİNME HAKKI:, ip gerçek ve tüzel kişiler sahip olabilirler. Fransız ... Rahipleri adlı topluluk adına tapuya kayıtlıyken, açılan dava sonucu tüzel kişiliği bulunmayan ve ne Türkiye [Devamı...]
AİHM'NCE HÜKMEDİLEN TAZMİNATIN HAZİNECE ÖDENMESİ:, ersonele rücu mekanizması işletilmediği için dava yoluna başvurulduğunu, sorumlulara rücu etme konusunda idarenin takdir yetkisi bulunmadığını; maddi mağduriyetleri ödenen [Devamı...]
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ'NİN KESİNLEŞMİŞ HAK İHLALİ KARARLARI:, üler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurmuşlardır. Anılan mahkeme, hükümlülerin yargılandığı Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nin bağımsız ve tarafsız olmaması, savunma [Devamı...]
AVRUPA SOSYAL ŞARTI:, uml;venlik sisteminden yararlanarak böyle bir imkan sağlayamayan herkese yeterli yardımı sağlamayı ve hastalık halinde bu kişinin şartlarının gerektirdiği bakımı sağlamayı akit taraflar [Devamı...]
AHİM ÖNÜNDE YAPILAN SULH ANLAŞMASI İİK'NIN BELİRTTİĞİ ANLAMDA İLAM SAYILMAZ:, ilişkin kararına dayanarak Dışişleri Bakanlığı aleyhine ilamlı icra takibine geçmiş, takibe mercii nezdinde borçlu vekilince şikayet edilmiştir. İlamlı icra yoluna başvuru için [Devamı...]
AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİNE AYKIRILIK:, lgili davalarda, davanın taraflarının herbirinin; diğer taraf karşısında kendisini önemli ölçüde dezavantajlı konumda bırakmayacak şartlarda iddia ve savunmalarını mahkemeye [Devamı...]
TERCÜMANLIK ÜCRETİ SANIĞA YÜKLETİLEMEZ:, nığa sağlanan tercüman için ödenecek ücretin mahkumiyet halinde dahi sanığa yükletilemez (7. CD. 24.6.2003, 2478/5303). [Devamı...]
ADİL YARGILANMA HAKKINA AYKIRILIK, azlığın, taraflar arasında fark gözetmeksizin iddia ve savunmaların eşit ve karşılıklı yapıldığı dürüst bir yargılamadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi uluslararası insan [Devamı...]
DİL BİLMEYEN SANIĞIN ÜCRETSİZ OLARAK ÇEVİRMENDEN YARARLANMA HAKKI, yardımından ücretsiz olarak yararlanmak hakkına sahiptir" hükmüne aykırı olarak mahkemece mahkum olan dil bilmeyen sanıktan çevirmenlik ücretinin alınmasına karar [Devamı...]
AHİM'in KESİNLEŞEN KARARI, in kararına ilişkin AHİM 2. Dairesinin kesinleşen kararı nedeniyle 2577 sayılı Yasa'nın 53/1-ı maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulü ile dava konusu işlemin iptali gerekir [Devamı...]

HIZLI ERİŞİM

Seçilmiş Mevzuat Seçilmiş Yazı ve Yargı Kararları Dilekçeler Sözleşmeler İhtarnameler İnşaat-İmar Sözlüğü İnsan Hakları Belgeleri İnsan Hakları Kararları Bilirkişi Raporları Yasal Faiz Hesabı Hukukumuzda Parasal Sınırlar Avukatlık Asgari Ücret Tablosu Önemli Yasal Süreler

KÜMELER

AYIN KONUSU YÖNETSEL YARGI YARGI DÜNYASI ANAYASA VE ANAYASA MAHKEMESİ MAKALELER AVUKATIN GÜNCELİ TBB DİSİPLİN KARARLARI FORUM PRATİK BİLGİLER RESİM VE KARİKATÜR ÖZLÜ SÖZLER ATATÜRK VE CUMHURİYET BAĞLANTILAR

HAVA TAHMİNİ

5 Günlük Hava Tahmini (İstanbul) 5 günlük hava tahmini
5 Günlük Hava Tahmini (Ankara) 5 günlük hava tahmini
5 Günlük Hava Tahmini (İzmir) 5 günlük hava tahmini Kaynak http://www.dmi.gov.tr