YÜKLENİCİNİN ARSA PAYI İSTEMİ
Arsa payı karşılığı bağımsız bölüm yapım sözleşmesinde, iş sahibi, kat irtifakı kurulmuş olan arsasından ileride bağımsız bölümlere özgülenecek belli payların mülkiyetini tapuda yükleniciye devretmektedir. İş sahibi, yüklenicinin tüm paylarını sözleşmenin başında kendisine devredebileceği gibi; sözleşmenin öngördüğü biçimde inşaattaki aşamalara göre de pay devrini gerçekleştirebilir. İş sahibi, devri, sözleşmenin açık hükmüne göre, yükleniciye vereceği vekâletname ile de yapabilir. Sözleşme, satış ve vaadinden söz etmemiş olsa bile, biçim koşulu gerçekleşmemiş ise, tarafların sözleşmede kullandıkları sözlere bakmaksızın, amaçladıkları hukuki sonuçlara göre sözleşmeyi yorumlayarak, bu sözleşmenin bir satış vaadi olduğunu kabul edip uyuşmalığı çözümlemek gerekir. İş sahibinin haklarını güvence altına almak için, yükleniciye devredilecek paylar üzerine teminat ipoteğinin konulması gerekir. İş sahibinin arsa paylarını satış yoluyla yükleniciye devretmesi ve bedelini aldığını belirtmesi, inşaat sözleşmesi kapsamında edimin yerine getirilmesi olarak görülmelidir. Bu devir işleminin nedeni eser sözleşmesinde belirtilen arsa payları karşılığı bağımsız bölüm yapma sözleşmesidir. Arsa ve arsa paylarının tescilinden ayrı olarak yapılan inşaat sözleşmesinin, bu tescilin nedeni olduğunu, tapuda satış nedeni olarak belirlenen nedenin gerçek olmayıp, asıl nedenin bağımsız bölüm yapma olduğunu, devir ile inşaat sözleşmesinin bir arada ve bütün olarak değerlendirmek gerekir. Arsanın tamamının yükleniciye devri halinde de aynı ilke geçerlidir[1].
I. Koşulları
Kural olarak yüklenici edimini yerine getirmiş ise, kişisel hak kazanır ve sözleşme gereğince kendisine bırakılan dairelerin mülkiyetinin adına devrini isteyebilir ya da isterse, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan hakkını, yazılı olarak, üçüncü kişi­lere devredebilir. Temlikin satış vaadi sözleşmesi biçiminde ol­ması zorunlu değildir[2]. Kat karşılığı inşaat sözleş­meleri karşılıklı edimleri içeren tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler­dir. Sözleşmenin yanlarından arsa sahibi, sözleşmeye uygun ko­şullarda arsasını yükleniciye teslim etmek, yüklenici edimini ye­rine getirdiğinde edimi karşılığı kendisine bırakılan bağımsız bö­lümlerin tapusunu devretmekle yükümlüdür. Sözleş­menin öbür yanı olan yüklenicinin edim borcu ise, sözleşmede kararlaştırılan koşullarda binayı yapıp arsa sahibine teslim et­mektir.
Yükleniciye pay devrinin ne zaman yapılacağı sözleş­mede belirtilmemiş olsa bile, bunun en geç, inşaatın eksiksiz ve kusursuz olarak tamamlanıp, fiilen veya hukuken teslim edildiği tarihte ger­çekleştirilmesi gerekir. Yüklenici bu tarihe kadar söz­leşmeden kaynaklanan alacağını üçüncü kişilere temlik edebilir; ancak onla­rın arsa sahibinden pay devrini isteyebilmeleri için yüklenicinin nihai edimi olan (eksiksiz/kusursuz tamam­lama/fiilen ve hukuken) teslim borcunu yerine getirmiş olması gerekir. “Eksiksiz ve kusur­suz tamamlama”yı, “kabul edilebilir düzeyde tamamlama” olarak anlamak ve iş sahibinin bağımsız bölümlerinde ve ortak yerlerdeki eksik ve kusurların yüklenici ve onun ardılı olan üçüncü kişiler tarafından (yaptırma veya giderle­rini ödeme biçiminde) giderilece­ğinin taahhüt edilmesi gerekir.
İş sahibi, yüklenicinin inşaatı kaçak (ruhsatsız/projesiz) yapması ve teslim tarihinde tamamlanma oranını çok alt düzeyde bırakarak terk etmesi nedeniyle sözleşmeyi geriye etkili olarak bo­zabilir. Eserin, onaylı projeye, imar durumuna, imar mevzuatına, in­şaat ruhsatına uygun duruma getirilmesi olanaklı bulunmuyorsa ve bunun için de yıkılması söz konusu ise, yüklenici ve ondan kişisel hak edinen üçüncü kişi arsa sahibinden tescil isteğinde bulunamaz. Bir yörede yapılaşmanın onaylı projeye, imar du­rumuna, inşaat ruh­satına ve imar mevzuatına aykırılığın yaygınlık kazanması, yük­leni­ciye veya ondan kişisel hak kazanan üçüncü kişiye herhangi bir hak sağlamaz. Hukuka aykırılık ne denli yay­gınlık kazanırsa ka­zansın, meşruiyet kazanamaz ve taraflar bu gerekçe ile yapılan işin bedeli, tescil veya başka her­hangi bir hak ileri sürme olanağını elde edemezler. Bu durumda, iş sahibi, yüklenici ve onun ardılı olan üçüncü kişiler aleyhine tapu iptal ve tescil da­vası açabilir[3]. Bu durumda üçüncü kişiler, kazanımlarının iyi niyetli olduğunu öne süremezler. Üçüncü ki­şilerin, yükleniciye daha önce yapılan pay devrinin avans niteli­ğinde olduğunu, yükle­nicinin taahhütlerini yerine getirmemesi durumunda bu payların iptal edileceğini bildikleri kabul edilir.
Yeniden vurgulayalım: Yüklenicinin sözleşme koşullarını yerine getirmemesi kişisel hak kazanmasına engel olacağı gibi, yüklenicinin bu durumda yaptığı temlikleri de geçersiz kılar[4].
Kat karşılığı inşaat sözleşmesine konulan devir yasağı, hu­kuki ve fiili teslim tarihinde sona erer. Söz konusu yasağı bil­me­yen üçüncü kişiler, yüklenicinin iş sahibindeki şahsi hakkını te­mellük edebilirler. Ancak onlar, iş sahibine karşı temlik söz­leşme­sinden kaynaklanan alacağını yasağın kalktığı tarihte veya en geç fiilen veya hukuken yapılan teslim tarihinden sonra öne sürebilir­ler.
Pay devrinin henüz gerçekleştirilmediği bir aşamada, yük­lenici, kendisine kalan bağımsız bölümlerden bazılarını iş sahibine –resmi olmayan bir senetle- satıp teslim edebilir. Şahsi hak devre­dilmiş olduğundan, işlemin resmi biçimde yapılması gerekmez.
İş sahibindeki alacağını üçüncü şahsa devreden ve bede­lini de alan yüklenici, şekil eksikliğine dayanarak, temlik işlemi­nin geçersizliğini öne süremez. 30.9.1988 tarih ve 2/2 sayılı İçti­hadı Birleştirme Kararı, teslim edilmiş ve bedeli alınmış bir söz­leşme­nin şeklen sakat olduğunun öne sürülmesini hakkın kötüye kulla­nılması olarak kabul etmiş ve buna izin vermemiştir.
Sözleşmede pay devri için özel kurallar öngörülebilir:
A. Yükleniciye pay devri yapı kullanma izin belgesi alın­ması koşuluna bağlanmışsa, bu koşul gerçekleştiğinde yükle­niciye pay devrini gerçekleştirmek gerekir. Sözleşme, eser ta­mamlanma­dan veya yapı kullanma izni alınmadan “pay devri yapılmayaca­ğını” öngörmüşse; bu kural tarafları bağlar; yükle­nici, eseri ta­mamlamadan veya yapı kullanma izni almadan “pay devri iste­ğinde bulunamaz.
B. Sözleşmede, “sözleşmenin imzalanmasından veya in­şaat ruhsatı alınmasından ya da kat irtifakı kurulmasından başla­yarak belli bir süre içinde, örneğin üç gün içinde yüklenicinin payının devredilmesi” öngörülmüşse;
1. Yüklenici, pay devri gerçekleşmeden inşaata devam et­mek zorunda değildir.
2. Yüklenici söz konusu olanağa karşın pay devrinin ger­çekleştirilmesini beklemeden inşaata devam etmişse, bu durum yüklenicinin ilerleyen aşamalarda pay devrini isteme hakkını yi­tirmesine neden olmaz. Yeter ki, inşaat projeye, imar durumuna ve sözleşmeye uygun yapılmakta olsun.
3. Yüklenici projeye aykırı inşaata rağmen yani edimini sözleşme gereğince yerine getirmediği halde iş sahibi aleyhine dava açarak pay devri yapılmayan bağımsız bölümlerin tescilini istemiş ve mahkeme tescil koşullarının oluşmadığına karar ver­mişse;
a. Yüklenici ancak inşaatı yasal duruma getirdiğinde tapu payının adına tescilini isteme hakkını kazanacağından;
b. İnşaatın gerek tadilat projesi ile ve gerekse aykırılıklar giderilmek suretiyle onanmış projesine uygun olarak, yasal du­ruma getirilmesi ve bu konuda gerekli yıkım ve değişikliğin ya­pılabilmesi için yükleniciye icrada infazı kabil nitelikte izin ve yetki verilmesi,
c. İnşaatın iskân alınmaya hazır duruma getirilmesinden sonra, yüklenicinin tescil isteği –öbür koşullar da oluşmuşsa- be­nimsenebilir[5].
Sözleşmede eser tamamlanıncaya kadar veya yapı izni alının­caya kadar pay devri yapılamayacağına ilişkin bir kural yoksa yapılan iş oranında yüklenicinin hak ettiği bağımsız bö­lümlerin devrini yapmak gerekir[6].
4. Sözleşme inşaatın aşamalarına göre teminat ipoteği ile yüklü veya yüksüz olarak pay devri yapılmasını öngörmüşse, yüklenici belirtilen aşamaları gerçekleştirdiği zaman iş sahibin­den pay devri talebinde bulunabilir.
Kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili olarak bo­zulmasına karar verilmiş ve bu karar kesinleşmişse, tasfiye süreci başlar. Bu süreçte, yüklenicinin yaptığı işlerin karşılığının para veya tapu payı olarak ödenmesi gerekir. Somut olayın özelliğinin gerektirdiği durumlarda, tasfiye, yüklenici veya ondan bağımsız bölüm satın alan üçüncü kişilerin adına kurulan tapu kayıtlarının tümüyle iptalini gerektirebilir[7].
Arsa sahibinin inşaat aşamalarına göre pay devri edi­minde direnime düşmesi durumunda, yüklenicinin işi yavaşlat­maya ve yavaşlattığı bu süre için ek süre istemeye hakkı olduğu gibi, bu edimin yerine getirilmesini mahkemeden istemeye veya sözleşme­den dönmeye hakkı olur.
Bir taşınmaz şahsi hakkın devri suretiyle birden çok ki­şiye satılmış ve satışların tümü geçerli ise, eski tarihli sözleşmeye değer verilir. Sonraki alıcı nedensiz zenginleşme kuralları uya­rınca yap­tığı ödemeyi geri isteyebilir.
Yüklenicinin açtığı pay devri (tapu iptal ve tescil) istekleri değerlendirilirken, bunun “teminat ipoteği” ile birlikte gerçekleş­tirilmesi düşünülmelidir. Başka bir anlatımla, “aynı anda ifa” ilke­sinin gözetilmesi gerekir.
Pay devirlerinde sözleşmenin öngördüğü oranın bozul­ma­ması gerekir. Tapudaki arsa payları kazanılmış hak oluştur­maya­cağından, paylar sözleşmeye uygun olarak düzenlenmeli­dir[8].
Pay devri yapılırken veya daha önce yapılıp da sonradan iptali istenirken, yüklenici sözleşmeye ve projeye aykırı olarak yaptığı fazlalıkları istemekteyse, bu fazlalıktan arsa sahibinin pa­yına ne kadar düştüğü belirlendikten sonra, tarafların aynı anda ve karşılıklı olarak borçlarını yerine getirmesine olanak verilme­li­dir[9].
Yükleniciye finans kolaylığı sağlamak için pay devrinin önceden gerçekleştirildiği durumlarda, yüklenici sözleşmeden ve mevzuattan kaynaklanan yükümlülüklerinden kurtulmuş olmaz: Arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi çift tipli karma sözleşmedir. Bu tür sözleşmelerde bir yandan taşınmazdaki belli bir pay mülkiyetinin öbür tarafa geçirilmesi, diğer yandan bir eserin yapımı öngörülür. İlişkideki yüklenicinin ana edimi, sözleş­meye, fen kurallarına ve imar mevzuatına uygun inşaat yapıp teslim etmek olup, arsa sahibi­nin edimi ise yapılacak bu inşaata karşılık (bedel olarak) ona arsa payı dev­retmekten ibarettir. Arsa payı devri işin bedeli olduğundan, yüklenici bu bedele ancak eserin amaca uy­gun teslimi halinde hak kazanır. Pay dev­ri peşinen yapılmışsa, bu devir avans niteliğinde ve yük­leniciye finans kolay­lığı sağlamak için yapılmış olacağından yükleniciden geri istene­bilir[10].
Eksik ve bozuk bırakılan iş var ise;
1.Bu eksiklik pek az ve arsa sahibi tarafından katlanıla­bi­lecek boyuttaysa, yüklenicinin edim borcunu tamamen yerine ge­tirmediği sonucuna varılmamalıdır. Anılan eksikliğin yüklenici ya da halefi olan davacı tarafından tamamlanması olanağı tanın­malı­dır. Tamamlama yükümlülüğü “eylemli ve somut” biçimde olabi­leceği gibi, giderlerini karşılama ve mahkeme veznesine depo etme biçiminde de olabilir; bunun için mahkeme yükleni­ciye veya üçüncü kişiye “uygun süre” vermelidir. Verilen uygun süre içinde eksikler tamamlanır, bozukluklar giderilir veya gi­derleri depo edi­lirse, tescile karar verilir.
2. Yapıdaki eksiklik arsa sahibinin katlanamayacağı bo­yutta ise ve arsa sahibi bu nedenle sözleşmesinin feshini iste­mişse, yüklenici ve ondan kişisel hak edinen üçüncü kişi tescil isteğinde bulunamaz.
3. Yapıdaki bozukluk projeye, imar durumuna, ruhsata ve imar mevzuatına aykırılık biçiminde olmasına karşın, giderilebi­lir nitelikteyse (binanın projeye, inşaat ruhsatına ve imar durumuna uy­gun duruma getirilmesi olanaklıysa), aykırılık giderilmeden iş sa­hibinden pay devri istenemez.
Temlik eden yüklenici kayden malik bulunmasa bile ken­di­sinden daire satın alan kişiye karşı tapu verilmesinden, kayıt ma­liki (arsa sahibi) ile birlikte sorumlu olduğundan; üçüncü kişi­nin açacağı tapu iptal ve tescil davasında husumetin malik ile birlikte yükleniciye de yöneltilmesi gerekir.
Taraflar, temlik işlemini, aralarında kararlaştırdıkları hu­kuksal koşulun varlığına veya gerçekleşmesine bağlı tutabilirler. Bir alacak sözleşme ile alacaklı tarafından başka bir kişiye dev­redildiğinde, yeni alacaklı eski alacaklının yerini alır. Kapsamını değiştirmeksizin ilk alacaklıdan başka birine ödenmesi ola­nağı bulunmayan veya borçlu ile yapılan sözleşmede başka­sına devredilemeyeceği belirtilmiş bir alacak temlik edilemez. Bir ala­cağın haczi olanaksızsa temlik edilemez[11].
A.Tapu Müdürlüğünde Resmi Satış Sözleşmesi İle Pay Devri
Koşullar gerçekleştiğinde, sözleşmeciler pay devrini Tapu Müdürlüğünde resmi satış sözleşmesi biçiminde yapabilirler. Bu biçimde yapılan pay devrinin, “satış biçiminde” düzenlenmiş olsa bile, inşaat sözleşmesiyle ilgili/bağlantılı ve yüklenicinin hak ettiği payın kısmen veya tamamen devri olduğu unutulmamalıdır.
B.Mahkeme Kararıyla Pay Devri
Yüklenici, pay devrini hak ettiği halde buna yanaşmayan iş sahibi aleyhine tapu iptal ve tescil davası açabilir. Mahkeme pay devri koşullarının gerçekleştiği ve kanıtlandığı durumda, pay devrinin kısmen veya tamamen ya da ipotekle yüklü veya yüksüz olarak yüklenici adına tesciline karar verebilir.
C.Satış Vaadi Sözleşmesi İle Pay Devri
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun, 1, 2 ve 3. maddeleri gereğince kat mülkiyeti, tamamlanmış bir yapının ayrı ayrı ve başlıbaşına kullanmaya elverişli bölümleri üzerinde kurulmuş, arsa payı ve ana taşınmazdaki ortak yerlerle bağlantılı, bağımsız, özel bir mülkiyet hakkıdır. Kat irtifakı, yapılmakta bulunan veya ileride yapılacak olan bir yapının, bağımsız bölümleri üzerinde, yapı ta­mamlandıktan sonra tesis edilecek kat mülkiyetine esas olmak üzere arsa payına bağlı olarak kurulan bir irtifak çeşididir. Sözü edilen bağımsız bölüm satış vaadi, inşa edilecek veya edilmekte olan binalardaki katlara ilişkindir. Topraktan kat satışı denilen bu hukuki ilişki; bir eser sözleşmesi değil, bir satım sözleşmesidir. Çünkü bunda önceden belli bir projeye göre işin yerine getirilmesi söz konusudur ve emek (çalışma), satılan kat için özel bir nitelik taşımamaktadır. Bu nedenle sözleşmede emek değil, nesne teslimi edimi üstün bulunmaktadır.
Binada kat mülkiyeti kurulmuş ise, kat malikinin bağımsız bölümünü başkalarına devir ve temlike ve satış vaadinde bulun­maya yetkili olduğunda ve satış vaadi sözleşmesi noterlerce dü­zenlenebilir. Kat mülkiyetinin kurulmasıyla Kat Mülkiyeti Kanu­nunun 13/4. maddesi gereğince her bağımsız bölüm, ayrı bir ta­şınmaz niteliği kazanır. Kat malikleri sahibi oldukları bağımsız bölümler üzerinde Medeni Kanunun maliklere tanıdığı yukarıda anılan işlemleri yapmaya yetkilidirler. Taşınmazda kat irtifakı ku­rulmuş ise bunun da satış vaadine konu olması ve sözleşmenin noterlerce düzenlenmesi olanaklıdır.
Acaba kat mülkiyeti ya da kat irtifakı henüz kurulmadan önce yapılan bağımsız bölüme ilişkin kat mülkiyeti veya irtifakı satış vaadi sözleşmeleri geçerli midir? Kat mülkiyeti kütüğüne henüz tescil edilmeyen ve böylelikle ayrı bir taşınmaz mal niteliği kazanmayan bir bağımsız bölümün ya da bir bağımsız bölüme iliş­kin henüz kurulmamış kat irtifakının satışı vaadinin hukuken ge­çerli ve mümkün olup olmadığı konusuna ilişkindir.
Kat Mülkiyeti Kanununda, kat irtifakı ve kat mülkiyetinin başkasına ne yolla devir ve temlik edileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığından, bağımsız bölümler üzerinde kurulacak kat mül­kiyetinin ya da kat irtifakının satışı vaadinin (kurulmadan sonraki devir ve temlik işleminde olduğu gibi) genel hükümlere göre ka­rara bağlanması gerekir.
Ana taşınmazda henüz kat mülkiyetinin ya da kat irtifakı­nın meydana gelmediği bir evrede, bağımsız bölümün devri için satış vaadi sözleşmesi yapılmasına eşya hukuku ve Borçlar Ka­nunu yönünden engel bir hüküm bulunmamaktadır. Kuşkusuz kat mülkiyeti veya kat irtifakı tapu kütüğüne tescil edilmediğinden ayni hak olarak tapuda satım ve başkası adına tescili mümkün de­ğildir. Fakat asıl satım sözleşmesinin yapılmasına yönelik olarak taraflar arasında borçlandırıcı (iltizamî) bir ilişki kuran bağımsız bölüm satış vaadi sözleşmesi bu halde de yapılabilir. Sözleşme yapma vaadi, bir sözleşme olarak genellikle sözleşmeler hakkın­daki hükümlere bağlıdır. Borçlandırıcı sözleşmelerin konusuna ilişkin genel sınırlar, Borçlar Kanununun 19 ve 20. maddelerinde gösterilmiştir. Bunlara göre konusu ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı ve konusu imkânsız olan sözleşmeler yapılamaz. Konumuzdaki bağımsız bölüm satış vaadi, yasalara aykırı olma­dığı gibi objektif anlamda imkânsız da değildir. Satış konusunun ifa zamanında var olması veya satıcının tasarrufunda bulunması yeterlidir. Satış vaadine konu olan bağımsız bölümün ifa zama­nında var olması mümkün bulunduğundan sözleşme geçersiz de­ğildir. Çünkü satışı vaat eden yüklenicinin inşaatı bitirmesi, taşın­maza tek başına malik ise kendisinin kat mülkiyetini kurması ve bağımsız bölüm satım sözleşmesi yapması ve taşınmazı tapuda temlik etmesi, taşınmazda ortak paydaşlar varsa onlarla anlaşarak kat mülkiyetini kurması bağımsız bölümü alıcıya satması olanağı bulunduğundan objektif imkânsızlık yoktur. Kat irtifakı için de durum böyledir.
Bir kimsenin, başkasına karşı, malik olmadığı bir taşınmazı iktisap ederek satışını vaat etmesi, malik olduğu bir taşınmazın belirli bir parçasını parselleyip bağımsız bir taşınmaz olarak ta­puya tescil edilmesinden sonra satışının vaadi ve iştirak halindeki taşınmazda belli bir payın satışı vaadi sözleşmeleri geçerlidir.
Bu nedenlerle kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulmadan ve bağımsız bölüm ayrı bir taşınmaz niteliği kazanmadan önce de, bir bağımsız bölümün satışı vaadi geçerlidir.
Satış vaadi konusu bağımsız bölüme tahsis edilecek arsa payı oranının bilirkişi görüşünden yararlanmak yoluyla belirlen­mesi her zaman mümkün bulunduğundan bağımsız bölüme düşen arsa payı oranının satış vaadi sözleşmesinde belirlenmemiş olması da sözleşmenin geçerliliğine engel değildir. Çünkü Kat Mülkiyeti Kanununun 3. maddesinin 2. bendi gereğince arsa payı kat mülki­yetine konu olan ana yapının değerinin bağımsız bölümün değe­rine olan oranıyla belli edilmek gerekir. O nedenle bağımsız bölüm satış vaadi sözleşmesi, başlangıçta arsa payı ile bağlantılı veya bağlantısız olarak, eş deyişle arsa payı gösterilerek veya gösteril­meksizin de yapılabilir.
Sözleşmenin hangi resmi memur tarafından düzenlenmesi gerektiği sorununa gelince: Henüz kat mülkiyeti ya da kat irtifakı kurulmadan bağımsız bölüm satış vaadi sözleşmesiyle satış vaa­dinde bulunan, ileride kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulması sonucu malik olacağı bağımsız bir bölümün satım sözleşmesini yapmayı borçlanmaktadır. Burada bir taşınmaz satış vaadi sözleş­mesi söz konusu olduğundan 1512 sayılı Noterlik Kanununun 60. maddesinin 3. bendi gereğince bu işlemi noterler yapmaya yetkili­dirler.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 10, 13 ve 14. madde­leri gereğince, kat mülkiyeti ya da kat irtifakı, tapu memuru tara­fından düzenlenecek resmi senet (sözleşme) ve tapu siciline tescili ile kurulur. Ne var ki, bağımsız bölüm satış vaadi sözleşmesiyle kat mülkiyeti ya da kat irtifakı kurulmamakta, sadece ileride kat mülkiyeti ya da kat irtifakı kurulacak bağımsız bölümün satışı vaat edilmektedir. Sözü edilen satış vaadi sözleşmesinin Kat Mülkiyeti Kanununun 10-14. maddelerinde düzenlenmiş olan kat mülkiyeti ve kat irtifakı kurma işlemi ve sözleşmesiyle bir ilgisi ve benzer­liği yoktur. Bunlar şekil bakımından olduğu kadar esas ve konu yönünden de farklı ve ayrı işlemlerdir. Kat Mülkiyeti Kanununa göre kat mülkiyeti veya kat irtifakının kurulabilmesi için yalnız taşın­maz malikinin bu husustaki tek taraflı irade açıklamasının veya taşınmazın bütün paydaşlarının bu konuda aldıkları kararın söz­leşme denilen resmi senetle tespiti gereklidir. Daha önce 3. kişiye karşı bağımsız bölüm satış vaadi yapılmış olsa bile lehine satış vaadinde bulunulan kişi, bu işlemlere katılmaz. Kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurmak için senet düzenlenmesi, taşınmaz maliki veya malikleriyle 3. kişi arasında herhangi bir hukuki ilişki yaratmaz. Burada taşınmaz malikinin değişmesi söz konusu olmadığı gibi bir mülkiyet devri işlemi de yer almaz. Şu halde satış vaadi sözleş­mesi, Kat Mülkiyeti Kanununun 10. ve onu izleyen maddelerinde düzenlenen kat mülkiyeti ya da kat irtifakı kurma sözleşmesi ola­rak nitelendirilemeyeceğinden bunun Kat Mülkiyeti Kanununun 10, 13 ve 14. maddelerindeki şekle bağlı olduğu hiçbir yönden kabul edilemez.
Bağımsız bölümler, bağımsız bir taşınmaz niteliğinde oldu­ğundan, böyle bir bölümün satışı vaadi aslında bir taşınmaz satışı vaadinden başka bir şey değildir. Tarafların gerçek iradeleri de buna yöneliktir.
O nedenlerle bağımsız bölüme ilişkin kat mülkiyeti ya da kat irtifakı satış vaadi sözleşmesi, Noterlik Yasasının 60. maddesi­nin 3. bendi gereğince noterler tarafından düzenlenebilir. Noter­lerce düzenlenen böyle bir satış vaadi sözleşmesi geçerlidir ve ta­rafları bağlayıcı niteliktedir.
SONUÇ: 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra, ana taşınmazda henüz kat mülkiyeti ya da irti­fakı kurulmadan önce, bağımsız bölüme ilişkin ve arsa payı ile bağlantılı veya bağlantısız, eş deyişle arsa payı belirlenmiş veya belirlenmemiş olarak noterlerce düzenlenen kat mülkiyeti ya da kat irtifakı satış vaadi sözleşmesi geçerli olup, bu tür bir satış vaadi sözleşmesinin tapu memurunca düzenlenmesi zorunlu değildir[12].
Satış vaadi sözleşmesi, inşaat sözleşmesinden tamamen bağımsız nitelikte hukuki değeri olan ayrı bir sözleşmedir.
İnşaat başlamadan binadan satış vaadi yapılabilir.
Satış vaadinin koşula bağlı olması durumunda tescil istene­bilmesi için koşulun gerçekleşmiş olması gerekir (BK. md. 149 vd.). Sözleşmede inşaatın tamamen bittiği ve kat irtifakı kurul­duğu zaman tapu ferağının yapılacağı belirtilmiş ve inşaatın ta­mamen bittiği bilirkişi raporuyla saptanmışsa, şart gerçekleşmiş olacağından alıcı tescil isteminde haklıdır. Binada henüz kat irtifakı kurulmadığından sözleşmenin ko­nusu olan bağımsız bölüme isabet edecek arsa payının belirlenmesi gerekir. Bağımsız bölüme kat irtifakı kurulduğunda isabet etmesi gereken arsa payının saptanması ve bu miktar tapunun iptali ile alıcı adına tesciline karar verilmesi gerekir[13].
Satış vaadi sözleşmesi kişisel hak doğurur. Ancak sözleşme tapuya şerh edildiğinde, kişisel hak güçlenir ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir. Satış vaadinde bulunan kişiler veya mirasçı­ları sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmezlerse, davacı, BK. md. 106-108 gereğince, taşınmaz satış vaadinin yerine getirilmesini (tapu iptal ve tescil davasıyla) mahkemeden isteye­bileceği gibi, sözleşmeyi bozarak ödediği paranın iadesini (taşın­mazın satış bedelini) de talep edebilir. Davacı, satış vaadi sözleş­mesini tapuya şerh ettirdikten sonra, bu şerhe rağmen üçüncü ki­şiler taşınmazı edinmişlerse, onlara karşı da bu haklarını ileri süre­bilir[14].
Satış Vaadi Sözleşmeleri, BK. md. 22 ve 213, TMK. md. 706 ve Noterlik Kanunu md. 89 uyarınca noter önünde yapılması gereken (resmi şekil şartına bağlı), tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan bir sözleşme olup; tapunun beyanlar hanesine şerh edilerek, alacaklının sözleşmeden kaynaklanan kişisel haklarını üçüncü kişilere de ileri sürme hakkını kazandırır. Ancak satış vaadi sözleşmesi şerh edilmeden de, bu sözleşme ile kazanılan kişisel hakkın, taşınmazı tapuda temlik alan kişilere karşı da ileri sürülmesi olanaklıdır: TMK. md. 1023 uyarınca tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak aynî hak kazanan üçüncü kişinin kazanımının korunması gerekir ise de; bu kişinin taşınmaz mülkiyetini gerçekten iyi niyetle edinmesi gerekir. Yoksa TMK. md. 1024’e göre aynî hak yolsuz tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişinin edinimi korunmaz. Örneğin; alacaklı, borçlu ve üçüncü kişiler birbirlerinin akrabaları ise, konumları gereği dava konusu taşınmazın, davacıya satış vaadinde bulunduğunu bildiklerinin kabulü gerekir. Buna rağmen taşınmazın ardı ardına başkalarına satılması durumunda, onlar, kötü niyetlerinin ispatı gerekmeden, TMK. md. 1023’ün koruyuculuğundan yararlanamazlar. Vaat alacaklısı devir borcunu yerine getirmemesi durumunda vaat borçlusu aleyhine dava açarak tapu iptal ve tescil isteminde bulunabilir. Taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayanan tescil işleminin hüküm altına alınabilmesi için sözleşmede kararlaştırılan veya taraflarca sözleşmedekinin aksine ödenmediğini kabul ettikleri bir bedel varsa bu bedelin dosyaya ödenmesi (BK. md. 81) ve depo ettirilecek bedelin hak sahiplerine verilmesi gerekir[15].


[1]Kartal, 104 vd.
[2] 15. HD. 14.6.1990, 6138/5599.
[3] Kat karşılığı inşaat sözleşmesi geriye etkili olarak bozulmuşsa, arsanın her türlü takyidattan arınmış olarak (örneğin üzerindeki ipotek ve hacizler kaldırılarak) iş sahi­bine iade edilmesi gerekir.
[4] 13. HD. 12.6.2000, 3890/4149: “Yüklenicinin eser sözleşmesi uyarınca yapmakta olduğu binada payına düşen bağımsız bölümü üçüncü kişiye temliki geçerli olmakla birlikte, temellük edenin bu şahsi hakkını arsa sahibine karşı ileri sürebilmesi için, yüklenicinin edimini yerine getirmiş olması gerekir. Edimini yerine getirmediği için arsa sahibi ile arasındaki eser sözleşmesi bozulan yüklenici, satış vaadi sözleşmesinin gereğini yerine getirmediği alıcıya karşı tam tazminatla (istenmişse dairenin tam de­ğerini ödemekle) sorumludur. Satış vaadi sözleşmesinde taraf olmayan arsa sahibi taz­minatla sorumlu tutulamaz.”
[5] 15. HD. 20.4.2000, 5012/1923.
[6] 15. HD. 29.4.1993, 4528/2021.
[7]15. HD. 4.3.2005, 3299/1234.
[8] 15. HD. 20.6.1994, 581/4069.
[9] 15. HD. 17.1.1994, 6316/60.
[10] 15. HD. 6.5.2003, 6192/2460.
[11] Arsebük, 1051 vd.
[12] İBK. 24.4.1978, E.1978/3, K.1978/4.
[13] 15. HD. 6.2.2006, 5865/507.
[14] 13. HD. 27.1.2006, 13875/795.
[15]14. HD. 26.1.2006, 10028/380.

KİTAP

Av. İlker Hasan Duman
Açıklamalı-İçtihatlı
İNŞAAT HUKUKU
8. Baskı
Seçkin Yayıncılık, Mayıs 2016

YARGI HABERLERİ

İMAR PLANLARINDA HİYERARŞİK İLİŞKİ, de, nazım imar planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi [Devamı...]
İMAR PLANLARININ İPTALİ DAVASINDA DAVA AÇMA SÜRESİ, lanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin düzenleyici işlem [Devamı...]
UZLAŞMA TUTANAĞININ İPTALİ, dur. Bu işlem ise idarenin kendi iç bünyesinde yaptığı kişinin hukuki durumunda bir değişiklik meydana getirmeyen kesin ve yürütülebilir olmayan işlemdir. Kamulaştırma [Devamı...]
TÜKETİCİ HAKEM HEYETİ KARARLARI, rların ise İcra ve İflas Kanununun “ilamların yerine getirilmesi” hakkındaki hükümlere göre yerine getirileceği, Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararlarına karşı [Devamı...]
Kooperatif Ortağı, Ödemiş Olduğu Aidatın Ayrıldığı Yıl Bilançosuna Göre Hesaplanacak Masraf Hissesi Düştükten Sonra Bakiyesini Talep Edebilir;, n ayrılan ortak, ödemiş olduğu aidatın tamamını değil, ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanacak olan masraf hissesi düşüldükten sonra bakiyesinin iadesini talep [Devamı...]
Likit Sayılması Gereken Kooperatif Aidat Alacağı Hakkında İcra İnkar Tazminatına Hükmedilmesi Gerekir;, ooperatife ait üye kayıt defterinde davacının ödediği meblağlar açıkça yazılmıştır. Davalı kooperatif sadece alacağın muaccel hale gelmediğini savunmuştur. Bu durum [Devamı...]
Kooperatif Eski Yöneticilerinin Kooperatifi Zarara Uğrattığı İddiasına Dayalı Tazminat Davası;, rulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılmasına bağlıdır. Fakat anılan yönteme uyulmaması durumunda davacı tarafa süre verilerek açılan [Devamı...]
Yönetim Kurulu Ve Tasfiye Kurulunun Yetkileri;, ooperatifler Kanunu'nun 55/1. maddesi aidat toplama görevinin yönetim kuruluna ait olduğunu, kooperatif ana sözleşmesinin 44/10. maddesi ise kooperatif adına dava açma ve [Devamı...]
İmar Kısıtlamalarından Doğan Davalar, [Devamı...]
Avukatın Dürüstlük Kuralına Aykırı Davranışı;, kilde fazladan avukatlık ücreti isteyemez (8. HD. 9.3.2015, 5221/5534).  [Devamı...]
Tespite İlişkin Kararlar İcraya Konulamaz;, lir (8. HD. 8.9.2014, 23863/14838).  [Devamı...]
Acele Kamulaştırmada Acelelik Halinin Değerlendirilmesi, ele kamulaştırılacak taşınmazlar açıklıkla gösterilmek suretiyle acele kamulaştırmanın kapsamı ve çerçevesinin belirlenmesi, acelelik halinin dışındaki durumlar için [Devamı...]
Katkı Payı Davasında Zamanaşımı, t olaya yeni Medeni Kanunda yer alan zamanaşımı kuralları uygulanmaksızın mal rejimi ve Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri dikkate alınarak çözüm [Devamı...]
Vadeden Sonra Ciro Alacağın Temlikidir, (12. HD. 19.1.2010, 19566/934). [Devamı...]
Bonoda Zamanaşımı, ; yıldır (12. HD. 17.3.2009, 25557/5658). [Devamı...]
Sözleşmeye Aykırılıktan Kiracının Tahliyesi, lığın giderilmesinin istenmesi gerekir. Kiralanan yerin açık şekilde fena kullanılması durumunda ihtar gönderilmesine gerek yoktur (6. HD. 2.11.2010, 7891/11974). [Devamı...]
Kararın Yalnız Boşanma Hükmünün Kesinleşmiş Olması, uml;re, nafaka ve tazminat alacağı kesinleşip kesinleşmediğine bakılmaksızın takibe konulabilir hale gelmiştir (HGK. 22.10.2002, 656/638). [Devamı...]
Kiralanan Yerin Boşaltıldığının İspatı ve Geriye Kalan Ayların Kirasında Kiracının Sorumluluğu, nundan önce boşaltan kiracı geri kalan sürenin kira parsından sorumlu olur. Ancak kiralayan da zararın artmaması ve taşınmazı aynı koşullarda başkasına kiralamak için gerekli [Devamı...]
Sanayi Suyunun Kaçak Olarak Satılması, delin davalı tarafından ödenmediğini öne sürmüştür. Mahkemece, dava konusu olayla ilgili olarak davacının yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar [Devamı...]
Bağımsız Bölümde Oturanların Komşularını Rahatsız Etmesi Ya da Yükümlülüklerini Yerine Getirmemesi Tahliye Nedeni Değildir, nda o kişinin ya da kişilerin bağımsız bölümden tahliyesini değil, Kat Mülkiyeti Kanunu md. 33/son’daki yaptırımın uygulanması gerekir. Tahliye hususu aynı Yasanın 24. [Devamı...]
Mal Ayrılığı Rejiminin Geçerli Olduğu Dönemde Taşınmaz Alırken Eşe Yapılmış Olan Katkı "Elden Bağış" Niteliğindedir, karşılıksız kazanma yoluyla gelen bu para, onun kişisel malı olmuştur. Davalıya ait pay “bağış” yoluyla gelen bu para ile alındığına ve davalının kişisel malı olduğuna göre, davalı [Devamı...]
Verilen Onayın Geri Alınması TMK md. 2'ye Aykırıdır, a açmaları dürüstlük kuralıyla bağdaşmaz (18. HD. 15.6.2010, 1416/9003). [Devamı...]
Bonoda Bedelsizlik İddiasının İspatı, [Devamı...]
Manevi Tazminat, a açıklandığı üzere, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarar uğrayanın manevi ıstırabını bir nebze dindiren, ruhsal tahribatını onaran bir araçtır. Manevi [Devamı...]
Haksız Fiilde Failin Temerrüdü ve Faizden Sorumluluğu, inden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği [Devamı...]
Boşanma Davasında Ziynetlerin İstenmesi, ahsilini de istediğine göre, hüküm altına alınan ziynetlerin cins, gram ve ayarları gösterilmeden toplamının değerine göre hükmedilmesi doğru değildir (2. HD. [Devamı...]
Boşanma Davasında Çalışmaya İzin Verilmemesinden Kaynaklanan Kazanç Kaybının İstenmesi, asının izin vermediğini öne sürerek, bu yüzden yoksun kaldığı kazanç kaybına karşılık maddi tazminat istemiştir. Bu talep TMK’nun 174/1 kapsamında boşanmanın eki [Devamı...]
KAZANILMIŞ HAK, nmazdaki yapıların kaba inşaatının tamamlandığı, idare mahkemesince dava konusu yapı ruhsatlarıyla tespit edilen kısım haricinde yeni yapılaşma hakkı verilmediği, bu nedenle ruhsatların kazanılmış [Devamı...]
İŞLEMİ KURAN İDARE ONU GERİ ALABİLİR, ">Fazla çalışma ücretlerinden kesilen gelir vergisinin iadesi istemiyle yapılan başvurunun Defterdarlık tarafından kabul edilerek yapılan kesintilerin davacıya ödendiği, sonrasında [Devamı...]
İDARE MAHKEMESİNDE DAVA AÇMA SÜRESİ, ">Anayasanın 125’inci ve 1602 sayılı Kanunun 40’ıncı maddesinde, dava açma süresinin her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihini izleyen günden itibaren [Devamı...]
Karayolları Trafik Kanunundan Doğan Hukuk Davalarında Görevli Ve Yetkili Mahkeme, e yayımlanan değişiklikle bu kanunun uygulanmasından doğan hukuk davalarında görevli ve yetkili mahkemeler yeniden belirlendi: "İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları [Devamı...]
Alkollü Araç Kullanmak, ol açmaz. Mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan kurul aracılığıyla; olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip [Devamı...]
Bonoda Zamanaşımı, re üç yıllık zamanaşımı süresine tabi iseler de; söz konusu bonolar taraflar arasındaki temel borç ilişkisi yönünden yazılı delil başlangıcı olarak kabul [Devamı...]
Üye Kooperatifle İlişkisini Kesince Üyelik Sıfatı Sona Erer, üğünü yerine getirmeyen ve ilişkisini kesen davacının kooperatif ortağı olduğunun tespiti için açmış olduğu davanın MK’nın 2. Maddesi uyarınca kabul edilemeyeceği, [Devamı...]
Estetik Ameliyatı Yapılmasına İlişkin Sözleşme, öne sürerek maddi ve manevi tazminat istemiştir. Dosya kapsamından estetik ameliyat konusunda tarafların sözleştikleri anlaşılmaktadır. Tarafların sözleşme yapmaktaki asıl [Devamı...]
Müstehcen Görüntü Bulundurma, ideo görüntüleri olduğu, bir kısmının ise hayvanlarla insanların cinsel ilişkilerinin görüntülerini içerdiği, çocukların kullandığı müstehcen [Devamı...]
Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi-Yolsuz Tescil, nde olup, bu yolla oluşan tapu kayıtları gerçek mülkiyet durumunu oluşturmaz. Yüklenici edimini ifa ettiği oranda şahsi hak elde edebilir ve elde ettiği hakkını [Devamı...]
Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi-Alacağın Temliki-İtiraz ve Defiler, ly: Calibri; mso-fareast-language: TR; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">Yüklenici arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesine göre kazandığı şahsi hakkını [Devamı...]
Temyiz Harcının Yatırılamaması-adil Yargılanma Hakkı, kça yüksek miktarda olan karar ve temyiz harcının yatırılmasının istenmesi ve verilen sürede yatırılmaması üzerine kanun yoluna başvuru hakkının ortadan [Devamı...]
Harici Satış Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil, kümleri uyarınca isteyebilirler. Taşınmazın güncel karşılığı talep edilmez ise de, harici satış nedeniyle ödenen bedelin uyarlama kuralları gereğince hesaplanması ve sonucuna göre [Devamı...]
Tespit Davasında Hukuksal Yarar Koşulu, rdan söz edebilmek için; bir hakkın veya hukuki durumun mevcut ve yakın bir tehlike ile tehdit edilmiş olması, bu tehdidin zarar doğurabilecek nitelikte olması, tespit [Devamı...]
Sözleşmeye Aykırılık Nedeniyle Tahliye, iş olmasının verilen süreden sonra olup akde aykırı davranışı ortadan kaldırmayacağı gözetilmelidir. Öte yandan kiralanan kiralanma amacı dışında kullanılmaya da devam etmekte olup, [Devamı...]
İştirak Nafakası, ;ocuğa bakıyorsa, çocuğa bakan taraf velayetin nezi davasını açmadan doğrudan iştirak nafakası talebinde bulunabilir (3. HD. 11.10.2010, 14433/16126). [Devamı...]
Boşanmada Manevi Tazminat, zere boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden olmalıdır. Boşanma sebebi olarak gösterilmemiş, ancak boşanmanın kesinleşmesine kadar gerçekleşmiş sadakat [Devamı...]
CEMAAT VAKIFLARININ GAYRİMENKUL EDİNME HAKKI:, ip gerçek ve tüzel kişiler sahip olabilirler. Fransız ... Rahipleri adlı topluluk adına tapuya kayıtlıyken, açılan dava sonucu tüzel kişiliği bulunmayan ve ne Türkiye [Devamı...]
AİHM'NCE HÜKMEDİLEN TAZMİNATIN HAZİNECE ÖDENMESİ:, ersonele rücu mekanizması işletilmediği için dava yoluna başvurulduğunu, sorumlulara rücu etme konusunda idarenin takdir yetkisi bulunmadığını; maddi mağduriyetleri ödenen [Devamı...]
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ'NİN KESİNLEŞMİŞ HAK İHLALİ KARARLARI:, üler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurmuşlardır. Anılan mahkeme, hükümlülerin yargılandığı Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nin bağımsız ve tarafsız olmaması, savunma [Devamı...]
AVRUPA SOSYAL ŞARTI:, uml;venlik sisteminden yararlanarak böyle bir imkan sağlayamayan herkese yeterli yardımı sağlamayı ve hastalık halinde bu kişinin şartlarının gerektirdiği bakımı sağlamayı akit taraflar [Devamı...]
AHİM ÖNÜNDE YAPILAN SULH ANLAŞMASI İİK'NIN BELİRTTİĞİ ANLAMDA İLAM SAYILMAZ:, ilişkin kararına dayanarak Dışişleri Bakanlığı aleyhine ilamlı icra takibine geçmiş, takibe mercii nezdinde borçlu vekilince şikayet edilmiştir. İlamlı icra yoluna başvuru için [Devamı...]
AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİNE AYKIRILIK:, lgili davalarda, davanın taraflarının herbirinin; diğer taraf karşısında kendisini önemli ölçüde dezavantajlı konumda bırakmayacak şartlarda iddia ve savunmalarını mahkemeye [Devamı...]
TERCÜMANLIK ÜCRETİ SANIĞA YÜKLETİLEMEZ:, nığa sağlanan tercüman için ödenecek ücretin mahkumiyet halinde dahi sanığa yükletilemez (7. CD. 24.6.2003, 2478/5303). [Devamı...]
ADİL YARGILANMA HAKKINA AYKIRILIK, azlığın, taraflar arasında fark gözetmeksizin iddia ve savunmaların eşit ve karşılıklı yapıldığı dürüst bir yargılamadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi uluslararası insan [Devamı...]
DİL BİLMEYEN SANIĞIN ÜCRETSİZ OLARAK ÇEVİRMENDEN YARARLANMA HAKKI, yardımından ücretsiz olarak yararlanmak hakkına sahiptir" hükmüne aykırı olarak mahkemece mahkum olan dil bilmeyen sanıktan çevirmenlik ücretinin alınmasına karar [Devamı...]
AHİM'in KESİNLEŞEN KARARI, in kararına ilişkin AHİM 2. Dairesinin kesinleşen kararı nedeniyle 2577 sayılı Yasa'nın 53/1-ı maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulü ile dava konusu işlemin iptali gerekir [Devamı...]

HIZLI ERİŞİM

Seçilmiş Mevzuat Seçilmiş Yazı ve Yargı Kararları Dilekçeler Sözleşmeler İhtarnameler İnşaat-İmar Sözlüğü İnsan Hakları Belgeleri İnsan Hakları Kararları Bilirkişi Raporları Yasal Faiz Hesabı Hukukumuzda Parasal Sınırlar Avukatlık Asgari Ücret Tablosu Önemli Yasal Süreler

KÜMELER

AYIN KONUSU YÖNETSEL YARGI YARGI DÜNYASI ANAYASA VE ANAYASA MAHKEMESİ MAKALELER AVUKATIN GÜNCELİ TBB DİSİPLİN KARARLARI FORUM PRATİK BİLGİLER RESİM VE KARİKATÜR ÖZLÜ SÖZLER ATATÜRK VE CUMHURİYET BAĞLANTILAR

HAVA TAHMİNİ

5 Günlük Hava Tahmini (İstanbul) 5 günlük hava tahmini
5 Günlük Hava Tahmini (Ankara) 5 günlük hava tahmini
5 Günlük Hava Tahmini (İzmir) 5 günlük hava tahmini Kaynak http://www.dmi.gov.tr