BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SINIRLARI İÇERİSİNDE İLÇE KURULMASI- GENELGENİN YASAL DAYANAĞININ ANAYASA MAHKEMESİNCE KISMEN İPTAL EDİLMESİ
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SINIRLARI İÇERİSİNDE İLÇE KURULMASI- GENELGENİN YASAL DAYANAĞININ ANAYASA MAHKEMESİNCE KISMEN İPTAL EDİLMESİ  
(İDDGK. 19.12.2008, 2008/3456)
Dava, İçişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan 1.5.2008 günlü, 2008/34 sayılı "5747 sayılı Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun Uygulanmasına İlişkin Genelge"nin iptali istemiyle açılmıştır.
Danıştay Sekizinci Dairesinin 19.12.2008 günlü, E:2008/4826, K:2008/8384 sayılı kararıyla; 22.3.2008 günlü, 26824 sayılı ( Mükerrer ) Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan 5747 sayılı Yasanın Geçici 1. madddesinin ( 1 ) numaralı fıkrasıyla, ekli 44 sayılı listede adları yazılı olan 862 belediyenin tüzel kişiliklerinin ilk genel mahalli idareler seçiminden geçerli olmak üzere kaldırılarak köye dönüştürüldüğü, Anayasa Mahkemesinin 6.12.2008 günlü, 27076 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 31.10.2008 günlü, K:2008/153 sayılı kararıyla, 5747 sayılı Yasanın Geçici 1. maddesinin ( 1 ) numaralı fıkrasının Yasaya ekli 44 sayılı listede gösterilen belediyelerden; Türkiye İstatistik Kurumu tarafından gerçekleştirilen adrese dayalı nüfus sayımı sonuçlarına yasal süresi içinde iptal davası açanlar, Yasanın yürürlüğe girdiği 22.3.2008 tarihinden önce 5393 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca yapılan katılma işlemi ile nüfusu 2000'in üzerine çıkanlar ve Kültür ve Turizm Bakanlığının önerisi ve Bakanlar Kurulu kararı ile ilan edilmiş turizm bölge, alan ve merkezleri ve kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri kapsamında kalanlar ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca saptanan 2008 yılı turizm öncelikli yöreler listesinde yer alanlar yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline, 44 sayılı listenin kalan bölümünün ise Anayasaya aykırı olmadığına ve iptal isteminin reddine karar verildiği, Anayasa Mahkemesinin belirtilen kararında adrese dayalı nüfus sayımı sonuçlarının ilgili belediyelere yazılı olarak bildirilmediği ve Resmi Gazete'de de yayımlanmadığı dikkate alındığında ilgili belediyelerin kendilerine ilişkin nüfus sonuçlarından en geç 5747 sayılı Yasanın Resmi Gazete'de yayımlandığı 22.3.2008 tarihi itibariyle haberdar olduklarının ve idari dava açma süresinin de bu tarih itibariyle başlayacağınnın kabulü gerektiği belirtildiğinden açılan iptal davalarına ait süre sorununun irdelenmesinin gerektiği, olağan prosedür yerine nüfusu 2000'in altına düşen belediyelerin tüzelkişiliklerinin sona erdirilerek köye dönüştürülmelerinin 5747 sayılı Yasaya ekli listede sayma suretiyle yapıldığından ve ilgili belediyelerin yasaya karşı doğrudan dava açma hakkı bulunmadığından bu belediyelerin ancak Yasanın uygulanmasına ilişkin idari işlemlere karşı iptal davası açabileceklerinin kuşkusuz olduğu, açılacak iptal davalarında süre sorununun ise 2577 sayılı Yasa hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, öte yandan Anayasa Mahkemesi'nin söz konusu kararındaki iptal gerekçesiyle yeni bir hukuki durum ortaya çıktığından Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararının Resmi Gazete'de yayımı tarihinden itibaren 2577 sayılı Yasada belirtilen esas ve usuller çerçevesinde açılacak davaları da süresinde kabul etmenin hukuk devleti ilkesinin bir gereği olduğu, Yasa Koyucu tarafından nüfusu 2000'in altına düşen belediyelerin tüzelkişilikleri sona erdirilerek köye dönüştürülmelerinde 5393 sayılı Yasada yer alan yönteme istisna getirilerek olağan prosedür yerine liste halinde sayma suretiyle doğrudan yasa çıkarma yolunun benimsendiği, bu itibarla davacı belediye tarafından nüfus sayımı sonuçlarının gerçeği yansıtmadığından bahisle 5747 sayılı Yasanın uygulanmasına ilişkin Genelgenin iptali istemiyle açılan bu davanın da Anayasa Mahkemesi kararında belirtilen adrese dayalı nüfus sayımı sonucuna karşı açılan davalar kapsamında olduğunun kabulü gerektiği, bu durumda Anayasa Mahkemesince Genelgenin dayanağı 5747 sayılı Yasa'nın geçici 1. maddesinin ( I ) numaralı fıkrasının Türkiye İstatistik Kurumu tarafından gerçekleştirilen adrese dayalı nüfus sayımı sonuçlarına yasal süresi içinde iptal davası açanlar yönünden iptaline karar verildiğinden dava açan belediyelerin tüzel kişiliklerinin devam ettiğinin tartışmasız olduğu gerekçesiyle dava konusu Genelgenin davacı Belediye yönünden iptaline karar verilmiştir.
Davalı idare, anılan kararı temyiz etmekte ve bu aşamada Daire kararının yürütülmesinin durdurulmasını istemektedir.
3.7.2005 günlü ve 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 11. maddesinde; nüfusu 2.000'in altına düşen belediyelerin, Danıştayın görüşü alınarak İçişleri Bakanlığının önerisi üzerine müşterek kararname ile köye dönüştürülecekleri öngörülmüşken, 22.3.2008 günlü, 26824 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan 6.3.2008 günlü ve 5747 sayılı "Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"un Geçici 1. maddesinin ( 1 ) numaralı fıkrasında; "Ekli ( 44 ) sayılı listede adları yazılı belediyelerin tüzel kişilikleri, ilk genel mahalli idareler seçiminden geçerli olmak üzere kaldırılarak köye dönüştürülmüştür. " düzenlemesine yer verilmiştir. Böylece 5393 sayılı Yasa'yla belirlenen olağan yöntemin dışına çıkılarak 862 belediyenin tüzel kişilikleri yasaya eklenen listede sayılmak suretiyle köye dönüştürülmüştür.
Anılan Yasaya dayanılarak İçişleri Bakanlığı'nca hazırlanan dava konusu Genelge ile de; köye dünüştürülen belediyelerin Yasanın yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde 5393 sayılı Belediye Kanununun 8. maddesindeki usule bağlı olmaksızın bağlı oldukları il veya ilçe belediyesine mahalle olarak katılma isteminde bulunabilecekleri, katılma işleminin gerçekleşmesi için katılacak belediye ile katılınacak il veya ilçe belediyelerinin sınırları arasında başka bir belediye veya köyün bulunmaması ve aralarındaki mesafenin meskün sahadan meskün sahaya on kilometreden fazla olmamasının gerektiği; 5747 sayılı Yasaya ekli ( 44 ) sayılı listede yer alan belediyeler arasında birleşme ve katılma işlemlerinin yapılamayacağı; mahalle veya köye dönüşmüş belediyelerin tüzel kişiliği, organları, hakları, yetkileri ve görevlerinin ilk mahalli idareler seçimlerine kadar devam edeceği; bu belediyelerin personel istihdamı konusunda Bakanlığa yapacakları izin başvurularında il özel idarelerinden alınacak izin belgesinin başvuru evrakına ekleneceği; tüzel kişiliği ilk genel mahalli idareler seçimlerine kadar devam edecek belediyelerin yeni nazım ve uygulama imar planı yaptırmayacakları, mevcut planlarda yapılması gereken zorunlu değişiklikler ile ifraz, tevhit, parselasyon, yola terk ve yoldan ihdas gibi imar uygulamasının il özel idaresinin onayı ile yapılacağı; tasfiye işlemlerinin yürütülmesi için illerde tasfiye komisyonunun kurulacağı; tüzel kişiliği ilk mahalli idareler seçimlerine kadar devam edecek belediyelerin 2009 yılında seçimlerin yapılacağı döneme kadar üç aylık bütçe yapacakları öngörülmektedir.
Yukarıda içeriği açıklanan dava konusu genelge, ilk genel mahalli idareler seçiminden itibaren köye dönüştürülecek belediyelerin seçime kadar geçecek süre içinde uymaları gereken kuralları gösteren düzenleyici işlem niteliğini taşımakta olup; temyizen incelenen kararda belirtilenin aksine, anılan genelgenin iptali istemiyle açılan bu davanın, nüfus sayımı sonuçlarına karşı açılan davalar kapsamında sayılmasına olanak görülmemektedir.
862 belediyeyi köye dönüştüren 5747 sayılı Yasanın Geçici 1. maddesinin 1. fıkrası, Anayasa Mahkemesinin 6.12.2008 günlü, 27076 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 31.10.2008 günlü, E:2008/34, K:2008/153 sayılı kararıyla;
1- Türkiye İstatistik Kurumu tarafından gerçekleştirilen adrese dayalı nüfus sayımı sonuçlarına yasal süresi içinde iptal davası açanlar,
2- Yasa’nın yürürlüğe girdiği 22.3.2008 tarihinden önce 5393 sayılı Yasa’nın 8. maddesi uyarınca yapılan katılma işlemi ile nüfusu 2000’in üzerine çıkanlar,
3- “Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın önerisi ve Bakanlar Kurulu kararı ile ilan edilmiş turizm bölge, alan ve merkezleri ve kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri” kapsamında alanlar ile “Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’nca saptanan 2008 yılı turizm öncelikli yöreler “ listesinde yer alanlar, yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak kısmen iptal edilmiştir.
Dava konusu edilen genelgenin dayanağını oluşturan yasa hükmünün kısmen iptal edilmesi nedeniyle öncelikle iptal kararından sonra yasa hükmünün ne şekilde uygulanacağının; ayrıca Anayasa Mahkemesinin iptal kararında nüfus sayım sonuçlarına karşı iptal davası açan belediyelerin, bu davalar sonuçlanmadan köye dönüştürelemeyeceği belirtildiğinden, belediyelerce nüfus belirleme işlemlerine karşı hangi tarihten itibaren dava açılabileceğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu konular iki ayrı bölümde irdelenecektir.
I- Anayasa Mahkemesince kısmen iptal edilen 5747 sayılı Yasanın Geçici 1. maddesi 1. fıkrasının uygulanması:
Onikinci Daire Başkanı Yücel Irmak, Onuncu Daire Başkanı Mehmet Ünlüçay, İkinci Daire Başkanı Kamuran Erbuğa, Altıncı Daire Üyesi Nazlı Koçer, Beşinci Daire Üyesi Günay Erden, İkinci Daire Üyesi Ayfer Özdemir, Onüçüncü Daire Üyesi Zümrüt Öden, Onuncu Daire Üyesi Nüket Yoklamacıoğlu, Beşinci Daire Üyesi Hayrettin Kadıoğlu, Onuncu Daire Üyesi İbrahim Berberoğlu, Onbirinci Daire Üyesi Hüseyin Poroy ve Onuncu Daire Üyesi Tülin Özdemir'in;

 

Nitekim 5747 sayılı Yasanın Geçici 1. maddesi 1. fıkrasında da, 862 belediye köye dönüştürülürken, belediyelerin isimleri yollamada bulunulan 44 sayılı listede tek tek sayılmıştır. Anılan Yasa hükmünün ve dolayısıyla 44 sayılı listenin Anayasa Mahkemesi tarafından kısmen iptal edilmesinden sonra ise, belediye isimleri belirtilip, hangi belediyeler yönünden iptal kararı verildiği ortaya konulmadığından, köye dönüştürülecek belediyeleri tespit etmek olanaksız hale gelmiştir.

 
Yasa hükmünü kısmen iptal eden Anayasa Mahkemesi Kararında, Yasaya ekli 44 sayılı listede gösterilen belediyelerden, nüfus belirleme işlemlerine karşı yasal süresi içinde dava açanlar, 22.3.2008 tarihinden önce katılma işlemi ile nüfusu 2000'in üzerine çıkanlar, turizm bölge, alan ve merkezlerinde kalanlar ile turizm öncelikli yöreler listesinde yer alanlar yönünden iptal kararı verildiği belirtilmektedir. Fakat kararda yapılan tasnif, somut verilere dayalı olmaması nedeniyle yeterince açık değildir.862 belediyeden nüfus belirleme işlemlerine karşı dava açan belediyelerden söz edildiği halde kaç belediyenin dava açtığı, kaçının açmadığı tespit edilmemiş ;böylece 44 sayılı listede yer alan belediyelerin tümünün nüfuslarının 2000'in altına düştüğü yolundaki nüfus belirleme işlemlerini dava konusu etmeleri halinde, üç kategoride değerlendirilmek istenilen belediyelerin tümünün "dava açanlar" kategorisine gireceği, sayılan kategoriler dışında da belediye kalmayacağı hususu göz ardı edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi kararından sonra ortaya çıkan bu yasal belirsizliğin, yargı kararı veya idare makamlarınca tesis edilecek işlemlerle giderilmeye çalışılması, yasama yetkisine müdahale sonucu doğuracak; hukuk karmaşasına yol açacaktır. Yargı organları veya idare makamları görev ve yetki alanları itibariyle, sadece ortaya çıkan yasal belirsizliği tespit edebilirler. Söz konusu yasal belirsizlik, Anayasa Mahkemesi kararlarının asıl muhatabı yasama organınca çıkarılacak yeni bir yasal düzenlemeyle giderilebilir.
Bu nedenle, Anayasa Mahkemesi kararından sonra 5747 sayılı Yasa'nın Geçici 1. maddesinin ( 1 ) numaralı fıkrasının ve yollamada bulunulan ( 44 ) sayılı listenin, Türkiye Büyük Millet Meclisince iptal gerekçeleri gözetilerek yeni bir yasama tasarrufunda bulunulmadan uygulanmasının olanaksız hale geldiği, dolayısıyla ( 44 ) sayılı listenin yeniden düzenlenmesine kadar listede yer alan 862 belediyenin tüzel kişiliklerinin devam ettiğinin kabulü gerektiği" yolundaki karşı oylarına karşılık; Anayasa Mahkemesi kararının, ( 44 ) sayılı listede yer alan tüm belediyeler için iptal hükmünü içermediği ve Anayasa Mahkemesince Yasanın gerekçede belirtilenler yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline, bu kapsam dışında kalanlar yönünden ise Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin reddine karar verildiğinden, ( 44 ) sayılı listenin uygulanamaz hale geldiğinin kabulünün Anayasa Mahkemesi kararının redde ilişkin kısmını etkisiz kılacağı, kaldı ki 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 29. maddesinin ikinci fıkrasında, "Ancak, başvuru, kanunun, kanun hükmünde kararnamenin veya İçtüzüğün sadece belirli madde veya hükümleri aleyhinde yapılmış olup da, bu belirli madde veya hükümlerin iptali kanunun, kanun hükmünde kararnamenin veya İçtüzüğün bazı hükümlerinin veya tamamının uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa, Anayasa Mahkemesi, keyfiyeti gerekçesinde belirtmek şartıyla, kanunun, kanun hükmünde kararnamenin veya İçtüzüğün bahis konusu öteki hükümlerinin veya tümünün iptaline karar verebilir." hükmüne yer verildiğinden Anayasa Mahkemesince kimi belediyeler yönünden verilen iptal kararının ( 44 ) sayılı listeyi ( Söz konusu liste kanun metninin bir parçasıdır. ) uygulanamaz hale getirdiği konusunda karar verme yetki ve görevinin Anayasa Mahkemesine ait olduğu, Anayasa Mahkemesince bu yönde bir karar verilmemiş olması karşısında ( 44 ) sayılı listenin uygulanma kabiliyetinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.
II- Nüfus belirleme işlemlerine karşı açılacak idari davalarda dava açma süresi:
Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı Anayasanın 153. maddesinin son fıkrasında açıkça kurala bağlanmıştır. Bu kural gereği Anayasa Mahkemesi kararlarının sadece hüküm fıkraları değil, hükme dayanak oluşturan temel gerekçeleri de bağlayıcıdır.
5747 sayılı Yasanın geçici 1. maddesinin 1. fıkrasını kısmen iptal eden Anayasa Mahkemesi kararı da, hüküm fıkrası ve dayandığı temel gerekçesi yönünden bağlayıcı bulunmaktadır. Ancak anılan kararda, gerekçe oluşturulurken Anayasaya uygunluk denetiminin niteliği gereği yapılan tespit ve belirlemelerin, söz konusu yasal düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihteki maddi ve hukuki durumu yansıttığı göz ardı edilmeden; yasal düzenlemenin kısmen iptali üzerine doğan hukuki durumun kararın Resmi Gazete'de yayımı üzerine ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Anayasa Mahkemesinin nüfus sayımı sonuçlarına yasal süresi içinde iptal davası açanlar yönünden verdiği iptal kararı, kararın "Yasa'nın Geçici 1. Maddenin ( 1 ) Numaralı Fıkrasının İncelenmesi" başlıklı bölümünde yer alan " Hukuk devletinin sağladığı hukuk güvenliğinden yararlanarak ve yasaların kendilerine verdiği bir hakkı kullanarak tüzel kişiliklerinin köye dönüştürülmesine esas alınan nüfus sayımı sonuçlarının gerçeği yansıtmadığından bahisle, 5747 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla nüfuslarının 2.000'in üzerinde olduğunu ileri sürerek idari dava açan belediyelerin tüzel kişiliklerinin, açtıkları davaların sonucu beklenilmeden köye dönüştürülmesi Anayasa'da belirtilen hukuk devleti ilkesine aykırıdır. Bu nedenle, geçici 1. maddenin ( 1 ) numaralı fıkrasının bu belediyeler yönünden iptali gerekir." gerekçesine dayanmaktadır. Kararda yer alan Anayasaya aykırılığı belirleyen temel gerekçe oluşturulurken de nüfus belirleme işlemlerinin, belediyelere yazılı olarak bildirilmediğinden, haberdar olan belediyelerce yasanın yürürlüğe girdiği 22.3.2008 tarihinden önce ve sonra açılmış idari davalar olduğundan söz edilmiş; bu bağlamda, yasal düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle bir belirleme yapılarak "2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu ve bu sürenin, idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde ise ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı kurala bağlanmıştır. Buradaki "yazılı bildirim" sözcüğü ile ilgilisinin, idari uyuşmazlığa yol açan işlemin içeriğinden haberdar edilmesi amaçlanmış olup, ilgilinin haberdar olması, tebliğ, ilan veya ıttıla edilmeyle gerçekleşecektir.
Adrese dayalı nüfus sayım sonuçlarının, ilgili belediyelere yazılı olarak bildirilmediği, Resmi Gazete'de yayımlanmadığı dikkate alındığında, ilgili belediyelerin, kendilerine ilişkin nüfus sonuçlarından, en geç 5747 sayılı Yasa'nın Resmi Gazete'de yayımlandığı 22.3.2008 tarihi itibarıyla haberdar olduklarının ve idari dava açma sürelerinin de bu tarih itibariyle başlayacağının kabulü gerekir" açıklamasına yer verilmiştir.
5747 sayılı Yasanın Geçici 1. maddesinin 1. fıkrası, "Ekli ( 44 ) sayılı listede adları yazılı belediyelerin tüzel kişilikleri, ilk genel mahalli idareler seçiminden geçerli olmak üzere kaldırılarak köye dönüştürülmüştür." hükmünü içermekte; köye dönüştürülen belediyelerin nüfuslarının 2000 in altında kaldığı şeklinde bir ifadeye yer vermemektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi de, yasa koyucunun, 31.12.2007 tarihi itibariyle gerçekleştirilen nüfus sayım sonuçlarına göre nüfusu 2000'in altına düşen belde belediyelerini köye dönüştürmeyi amaçladığının yasanın genel gerekçesinden ve 30.10.2008 tarihinde Mahkemeye yapılan sözlü açıklamalardan anlaşıldığını kararında belirtmektedir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi'nin, nüfus sayım sonuçlarına karşı idari dava açma süresinin Yasanın yürürlüğe girdiği 22.3.2008 tarihinden itibaren başlayacağı yolunda yaptığı belirlemenin, yasanın gerekçesini öğrenip, bu şekilde nüfus belirleme işlemlerinden bilgi edinen belediyelerle sınırlı olduğunun kabulü zorunludur. Zira kendilerine yazılı bildirim yapılmayan belediyelerin, metninde nüfus sayım sonuçlarına hiçbir şekilde yer vermeyen yasal düzenlemenin 22.3.2008 tarihinde Resmi Gazete'de yayımı üzerine, nüfus belirleme işlemlerinden bilgi edindikleri düşünülemez.
Esasen idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirim tarihinden başlayacağı kuralı, Anayasanın 125. maddesinde yer almıştır.Bu kural idari işlemlerin idare tarafından ilgililere açık ve anlaşılır bir biçimde duyurulması ve bu işlemlere karşı idari yollara veya dava yoluna başvurmalarına olanak sağlama amacını taşımaktadır.
Anayasanın 40. maddesinde 2001 yılında 4709 sayılı Yasayla yapılan değişiklikle konulan, "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirlemek zorundadır" kuralı ile de, idareye, haklarında işlem tesis ettiği ilgiliye hangi mahkemede dava açabileceğini bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.
Yazılı bildirim esas olmakla birlikte, idari işlemin niteliği ve hukuki sonuçları itibariyle öğrenilip, bilgi edinilmesinin ( ıttılanın ) yazılı bildirimin sonuçlarını doğuracağı, dava açma süresine başlangıç alınacağı Danıştay içtihatlarıyla kabul edilmiştir. Bu istisnai durumun kabulü, bilgi edinmenin dava açma süresine başlangıç alınması, idari işlemin niteliği ve doğurduğu hukuki sonuç itibariyle davacılar tarafından öğrenildiğinin kanıtlanması koşuluna bağlı olup; bu koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği açılan idari davada idari yargı merciince karara bağlanabilir. Bir başka deyişle her tür bilgi edinmenin ( ıttılanın ) idari dava açma süresine başlangıç alınacağı şeklindeki genel bir kabul, Anayasının 125. maddesi ve 2577 sayılı Yasayla bağdaşmamaktadır.
Öte yandan Anayasa Mahkemesinin verdiği kararda, iptal kararının ve bu kararın Resmi Gazete'de yayınlanmasının idari dava açma süresi yönünden doğuracağı hukuki sonuç doğal olarak irdelenmemiştir. Belirtilen hususun irdelenmesi görev ve yetkisi, idari yargı merciine aittir.
Öncelikle yasal düzenlemenin kısmen iptali ve bu kararın Resmi Gazete'de yayımlanması, nüfus belirleme işlemlerine karşı dava açan belediyelerin köye dönüştürülemeyeceği şeklinde yeni bir hukuki durum ortaya koymuş; ayrıca kendilerine yazılı bildirim yapılmayan belediyelerin nüfus belirleme işlemlerinden bilgi edinmelerine, köye dönüşmeden dava açmalarına olanak sağlamıştır.
5747 sayılı Yasanın Geçici 1. maddesinde köye dönüştürülen belediyelerin nüfus sayım sonuçlarından sözedilmemesi, 862 belediyenin nüfusunun 2000'in altında kaldığının Türkiye İstatistik Kurumu tarafından 31.12.2007 tarihi itibariyle belirlendiğinin Anayasa Mahkemesince Yasanın gerekçesi ve Mahkemeye yapılan sözlü açıklamayla tespit edilip, bu hususa kararda yer verilmesi karşısında; haberdar olmamaları nedeniyle dava açmayan belediyelerin nüfus belirleme işlemlerini nitelikleri ve hukuki sonuçları itibariyle anılan kararın Resmi Gazete'de yayımlanması üzerine öğrendikleri, böylece yazılı bildirimin sonuçlarını doğuracak biçimde bilgi edindikleri sonucuna ulaşılmaktadır. Dolayısıyla nüfus sayım sonuçları işlemlerine karşı daha önce dava açmamış olan belediyelerin Anayasa Mahkemesi kararının Resmi Gazete'de yayımı üzerine 2577 sayılı Yasanın 7. maddesine göre altmış gün içinde dava açmaları mümkündür.
Sonuç olarak, davaya konu edilen Genelgenin dayanağı 5747 sayılı Yasa'nın Geçici 1. maddesinin ( 1 ) numaralı fıkrasının Anayasa Mahkemesince kısmen iptal edilmiş olması ve böylece Genelgenin yasal dayanaktan yoksun kalması, ayrıca davacı belediyenin nüfus sayım sonucuna karşı Anayasa Mahkemesi kararının Resmi Gazete'de yayımlandığı 6.12.2008 tarihinden itibaren iptal davası açma hakkı bulunması ve bu davayı açması halinde tüzel kişiliğinin ilk mahalli idareler seçimlerinde sona ermeyecek olması karşısında, ilk genel mahalli idareler seçimlerinde tüzel kişiliği sona erecek belediyelerin tasfiye sürecine yönelik açıklamalarda bulunan Genelgenin davacı Belediye yönünden iptali yolundaki Danıştay Sekizinci Daire kararı sonucu itibariyle hukuka uygun bulunmaktadır.

KİTAP

Av. İlker Hasan Duman
Açıklamalı-İçtihatlı
İNŞAAT HUKUKU
8. Baskı
Seçkin Yayıncılık, Mayıs 2016

YARGI HABERLERİ

İMAR PLANLARINDA HİYERARŞİK İLİŞKİ, de, nazım imar planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi [Devamı...]
İMAR PLANLARININ İPTALİ DAVASINDA DAVA AÇMA SÜRESİ, lanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin düzenleyici işlem [Devamı...]
UZLAŞMA TUTANAĞININ İPTALİ, dur. Bu işlem ise idarenin kendi iç bünyesinde yaptığı kişinin hukuki durumunda bir değişiklik meydana getirmeyen kesin ve yürütülebilir olmayan işlemdir. Kamulaştırma [Devamı...]
TÜKETİCİ HAKEM HEYETİ KARARLARI, rların ise İcra ve İflas Kanununun “ilamların yerine getirilmesi” hakkındaki hükümlere göre yerine getirileceği, Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararlarına karşı [Devamı...]
Kooperatif Ortağı, Ödemiş Olduğu Aidatın Ayrıldığı Yıl Bilançosuna Göre Hesaplanacak Masraf Hissesi Düştükten Sonra Bakiyesini Talep Edebilir;, n ayrılan ortak, ödemiş olduğu aidatın tamamını değil, ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanacak olan masraf hissesi düşüldükten sonra bakiyesinin iadesini talep [Devamı...]
Likit Sayılması Gereken Kooperatif Aidat Alacağı Hakkında İcra İnkar Tazminatına Hükmedilmesi Gerekir;, ooperatife ait üye kayıt defterinde davacının ödediği meblağlar açıkça yazılmıştır. Davalı kooperatif sadece alacağın muaccel hale gelmediğini savunmuştur. Bu durum [Devamı...]
Kooperatif Eski Yöneticilerinin Kooperatifi Zarara Uğrattığı İddiasına Dayalı Tazminat Davası;, rulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılmasına bağlıdır. Fakat anılan yönteme uyulmaması durumunda davacı tarafa süre verilerek açılan [Devamı...]
Yönetim Kurulu Ve Tasfiye Kurulunun Yetkileri;, ooperatifler Kanunu'nun 55/1. maddesi aidat toplama görevinin yönetim kuruluna ait olduğunu, kooperatif ana sözleşmesinin 44/10. maddesi ise kooperatif adına dava açma ve [Devamı...]
İmar Kısıtlamalarından Doğan Davalar, [Devamı...]
Avukatın Dürüstlük Kuralına Aykırı Davranışı;, kilde fazladan avukatlık ücreti isteyemez (8. HD. 9.3.2015, 5221/5534).  [Devamı...]
Tespite İlişkin Kararlar İcraya Konulamaz;, lir (8. HD. 8.9.2014, 23863/14838).  [Devamı...]
Acele Kamulaştırmada Acelelik Halinin Değerlendirilmesi, ele kamulaştırılacak taşınmazlar açıklıkla gösterilmek suretiyle acele kamulaştırmanın kapsamı ve çerçevesinin belirlenmesi, acelelik halinin dışındaki durumlar için [Devamı...]
Katkı Payı Davasında Zamanaşımı, t olaya yeni Medeni Kanunda yer alan zamanaşımı kuralları uygulanmaksızın mal rejimi ve Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri dikkate alınarak çözüm [Devamı...]
Vadeden Sonra Ciro Alacağın Temlikidir, (12. HD. 19.1.2010, 19566/934). [Devamı...]
Bonoda Zamanaşımı, ; yıldır (12. HD. 17.3.2009, 25557/5658). [Devamı...]
Sözleşmeye Aykırılıktan Kiracının Tahliyesi, lığın giderilmesinin istenmesi gerekir. Kiralanan yerin açık şekilde fena kullanılması durumunda ihtar gönderilmesine gerek yoktur (6. HD. 2.11.2010, 7891/11974). [Devamı...]
Kararın Yalnız Boşanma Hükmünün Kesinleşmiş Olması, uml;re, nafaka ve tazminat alacağı kesinleşip kesinleşmediğine bakılmaksızın takibe konulabilir hale gelmiştir (HGK. 22.10.2002, 656/638). [Devamı...]
Kiralanan Yerin Boşaltıldığının İspatı ve Geriye Kalan Ayların Kirasında Kiracının Sorumluluğu, nundan önce boşaltan kiracı geri kalan sürenin kira parsından sorumlu olur. Ancak kiralayan da zararın artmaması ve taşınmazı aynı koşullarda başkasına kiralamak için gerekli [Devamı...]
Sanayi Suyunun Kaçak Olarak Satılması, delin davalı tarafından ödenmediğini öne sürmüştür. Mahkemece, dava konusu olayla ilgili olarak davacının yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar [Devamı...]
Bağımsız Bölümde Oturanların Komşularını Rahatsız Etmesi Ya da Yükümlülüklerini Yerine Getirmemesi Tahliye Nedeni Değildir, nda o kişinin ya da kişilerin bağımsız bölümden tahliyesini değil, Kat Mülkiyeti Kanunu md. 33/son’daki yaptırımın uygulanması gerekir. Tahliye hususu aynı Yasanın 24. [Devamı...]
Mal Ayrılığı Rejiminin Geçerli Olduğu Dönemde Taşınmaz Alırken Eşe Yapılmış Olan Katkı "Elden Bağış" Niteliğindedir, karşılıksız kazanma yoluyla gelen bu para, onun kişisel malı olmuştur. Davalıya ait pay “bağış” yoluyla gelen bu para ile alındığına ve davalının kişisel malı olduğuna göre, davalı [Devamı...]
Verilen Onayın Geri Alınması TMK md. 2'ye Aykırıdır, a açmaları dürüstlük kuralıyla bağdaşmaz (18. HD. 15.6.2010, 1416/9003). [Devamı...]
Bonoda Bedelsizlik İddiasının İspatı, [Devamı...]
Manevi Tazminat, a açıklandığı üzere, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarar uğrayanın manevi ıstırabını bir nebze dindiren, ruhsal tahribatını onaran bir araçtır. Manevi [Devamı...]
Haksız Fiilde Failin Temerrüdü ve Faizden Sorumluluğu, inden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği [Devamı...]
Boşanma Davasında Ziynetlerin İstenmesi, ahsilini de istediğine göre, hüküm altına alınan ziynetlerin cins, gram ve ayarları gösterilmeden toplamının değerine göre hükmedilmesi doğru değildir (2. HD. [Devamı...]
Boşanma Davasında Çalışmaya İzin Verilmemesinden Kaynaklanan Kazanç Kaybının İstenmesi, asının izin vermediğini öne sürerek, bu yüzden yoksun kaldığı kazanç kaybına karşılık maddi tazminat istemiştir. Bu talep TMK’nun 174/1 kapsamında boşanmanın eki [Devamı...]
KAZANILMIŞ HAK, nmazdaki yapıların kaba inşaatının tamamlandığı, idare mahkemesince dava konusu yapı ruhsatlarıyla tespit edilen kısım haricinde yeni yapılaşma hakkı verilmediği, bu nedenle ruhsatların kazanılmış [Devamı...]
İŞLEMİ KURAN İDARE ONU GERİ ALABİLİR, ">Fazla çalışma ücretlerinden kesilen gelir vergisinin iadesi istemiyle yapılan başvurunun Defterdarlık tarafından kabul edilerek yapılan kesintilerin davacıya ödendiği, sonrasında [Devamı...]
İDARE MAHKEMESİNDE DAVA AÇMA SÜRESİ, ">Anayasanın 125’inci ve 1602 sayılı Kanunun 40’ıncı maddesinde, dava açma süresinin her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihini izleyen günden itibaren [Devamı...]
Karayolları Trafik Kanunundan Doğan Hukuk Davalarında Görevli Ve Yetkili Mahkeme, e yayımlanan değişiklikle bu kanunun uygulanmasından doğan hukuk davalarında görevli ve yetkili mahkemeler yeniden belirlendi: "İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları [Devamı...]
Alkollü Araç Kullanmak, ol açmaz. Mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan kurul aracılığıyla; olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip [Devamı...]
Bonoda Zamanaşımı, re üç yıllık zamanaşımı süresine tabi iseler de; söz konusu bonolar taraflar arasındaki temel borç ilişkisi yönünden yazılı delil başlangıcı olarak kabul [Devamı...]
Üye Kooperatifle İlişkisini Kesince Üyelik Sıfatı Sona Erer, üğünü yerine getirmeyen ve ilişkisini kesen davacının kooperatif ortağı olduğunun tespiti için açmış olduğu davanın MK’nın 2. Maddesi uyarınca kabul edilemeyeceği, [Devamı...]
Estetik Ameliyatı Yapılmasına İlişkin Sözleşme, öne sürerek maddi ve manevi tazminat istemiştir. Dosya kapsamından estetik ameliyat konusunda tarafların sözleştikleri anlaşılmaktadır. Tarafların sözleşme yapmaktaki asıl [Devamı...]
Müstehcen Görüntü Bulundurma, ideo görüntüleri olduğu, bir kısmının ise hayvanlarla insanların cinsel ilişkilerinin görüntülerini içerdiği, çocukların kullandığı müstehcen [Devamı...]
Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi-Yolsuz Tescil, nde olup, bu yolla oluşan tapu kayıtları gerçek mülkiyet durumunu oluşturmaz. Yüklenici edimini ifa ettiği oranda şahsi hak elde edebilir ve elde ettiği hakkını [Devamı...]
Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi-Alacağın Temliki-İtiraz ve Defiler, ly: Calibri; mso-fareast-language: TR; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">Yüklenici arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesine göre kazandığı şahsi hakkını [Devamı...]
Temyiz Harcının Yatırılamaması-adil Yargılanma Hakkı, kça yüksek miktarda olan karar ve temyiz harcının yatırılmasının istenmesi ve verilen sürede yatırılmaması üzerine kanun yoluna başvuru hakkının ortadan [Devamı...]
Harici Satış Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil, kümleri uyarınca isteyebilirler. Taşınmazın güncel karşılığı talep edilmez ise de, harici satış nedeniyle ödenen bedelin uyarlama kuralları gereğince hesaplanması ve sonucuna göre [Devamı...]
Tespit Davasında Hukuksal Yarar Koşulu, rdan söz edebilmek için; bir hakkın veya hukuki durumun mevcut ve yakın bir tehlike ile tehdit edilmiş olması, bu tehdidin zarar doğurabilecek nitelikte olması, tespit [Devamı...]
Sözleşmeye Aykırılık Nedeniyle Tahliye, iş olmasının verilen süreden sonra olup akde aykırı davranışı ortadan kaldırmayacağı gözetilmelidir. Öte yandan kiralanan kiralanma amacı dışında kullanılmaya da devam etmekte olup, [Devamı...]
İştirak Nafakası, ;ocuğa bakıyorsa, çocuğa bakan taraf velayetin nezi davasını açmadan doğrudan iştirak nafakası talebinde bulunabilir (3. HD. 11.10.2010, 14433/16126). [Devamı...]
Boşanmada Manevi Tazminat, zere boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden olmalıdır. Boşanma sebebi olarak gösterilmemiş, ancak boşanmanın kesinleşmesine kadar gerçekleşmiş sadakat [Devamı...]
CEMAAT VAKIFLARININ GAYRİMENKUL EDİNME HAKKI:, ip gerçek ve tüzel kişiler sahip olabilirler. Fransız ... Rahipleri adlı topluluk adına tapuya kayıtlıyken, açılan dava sonucu tüzel kişiliği bulunmayan ve ne Türkiye [Devamı...]
AİHM'NCE HÜKMEDİLEN TAZMİNATIN HAZİNECE ÖDENMESİ:, ersonele rücu mekanizması işletilmediği için dava yoluna başvurulduğunu, sorumlulara rücu etme konusunda idarenin takdir yetkisi bulunmadığını; maddi mağduriyetleri ödenen [Devamı...]
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ'NİN KESİNLEŞMİŞ HAK İHLALİ KARARLARI:, üler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurmuşlardır. Anılan mahkeme, hükümlülerin yargılandığı Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nin bağımsız ve tarafsız olmaması, savunma [Devamı...]
AVRUPA SOSYAL ŞARTI:, uml;venlik sisteminden yararlanarak böyle bir imkan sağlayamayan herkese yeterli yardımı sağlamayı ve hastalık halinde bu kişinin şartlarının gerektirdiği bakımı sağlamayı akit taraflar [Devamı...]
AHİM ÖNÜNDE YAPILAN SULH ANLAŞMASI İİK'NIN BELİRTTİĞİ ANLAMDA İLAM SAYILMAZ:, ilişkin kararına dayanarak Dışişleri Bakanlığı aleyhine ilamlı icra takibine geçmiş, takibe mercii nezdinde borçlu vekilince şikayet edilmiştir. İlamlı icra yoluna başvuru için [Devamı...]
AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİNE AYKIRILIK:, lgili davalarda, davanın taraflarının herbirinin; diğer taraf karşısında kendisini önemli ölçüde dezavantajlı konumda bırakmayacak şartlarda iddia ve savunmalarını mahkemeye [Devamı...]
TERCÜMANLIK ÜCRETİ SANIĞA YÜKLETİLEMEZ:, nığa sağlanan tercüman için ödenecek ücretin mahkumiyet halinde dahi sanığa yükletilemez (7. CD. 24.6.2003, 2478/5303). [Devamı...]
ADİL YARGILANMA HAKKINA AYKIRILIK, azlığın, taraflar arasında fark gözetmeksizin iddia ve savunmaların eşit ve karşılıklı yapıldığı dürüst bir yargılamadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi uluslararası insan [Devamı...]
DİL BİLMEYEN SANIĞIN ÜCRETSİZ OLARAK ÇEVİRMENDEN YARARLANMA HAKKI, yardımından ücretsiz olarak yararlanmak hakkına sahiptir" hükmüne aykırı olarak mahkemece mahkum olan dil bilmeyen sanıktan çevirmenlik ücretinin alınmasına karar [Devamı...]
AHİM'in KESİNLEŞEN KARARI, in kararına ilişkin AHİM 2. Dairesinin kesinleşen kararı nedeniyle 2577 sayılı Yasa'nın 53/1-ı maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulü ile dava konusu işlemin iptali gerekir [Devamı...]

HIZLI ERİŞİM

Seçilmiş Mevzuat Seçilmiş Yazı ve Yargı Kararları Dilekçeler Sözleşmeler İhtarnameler İnşaat-İmar Sözlüğü İnsan Hakları Belgeleri İnsan Hakları Kararları Bilirkişi Raporları Yasal Faiz Hesabı Hukukumuzda Parasal Sınırlar Avukatlık Asgari Ücret Tablosu Önemli Yasal Süreler

KÜMELER

AYIN KONUSU YÖNETSEL YARGI YARGI DÜNYASI ANAYASA VE ANAYASA MAHKEMESİ MAKALELER AVUKATIN GÜNCELİ TBB DİSİPLİN KARARLARI FORUM PRATİK BİLGİLER RESİM VE KARİKATÜR ÖZLÜ SÖZLER ATATÜRK VE CUMHURİYET BAĞLANTILAR

HAVA TAHMİNİ

5 Günlük Hava Tahmini (İstanbul) 5 günlük hava tahmini
5 Günlük Hava Tahmini (Ankara) 5 günlük hava tahmini
5 Günlük Hava Tahmini (İzmir) 5 günlük hava tahmini Kaynak http://www.dmi.gov.tr