SORUNA 6306 SAYILI KANUN MU YOKSA 634 SAYILI KAT MÜLKİYETİ KANUNU MU UYGULANACAKTIR?
Her türlü önemli yönetim işinde kat maliklerince oybirliği ile karar alınması gerekir (634 s. Kanun md. 45).
 
Her bir paydaş, eşyayı bir zarar tehlikesinden veya zararın artmasından korumak için derhal alınması gereken önlemleri bütün paydaşlar hesabına alabilir (TMK. md. 689).
 
Riskli yapıların tespiti, Bakanlıkça hazırlanacak yö­netmelikte belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde masraflar kendilerine ait ol­mak üzere, öncelikle yapı malikleri veya kanuni temsilcileri tarafından, Bakan­lıkça lisanslandırılan kurum ve kuruluşlara yaptırılır ve sonuç Bakanlığa veya İdareye bildirilir. Bakanlık, riskli yapıların tespitini süre vererek maliklerden ve­ya kanuni temsilcilerinden isteyebilir. Verilen süre içinde yaptırılmadığı takdirde, tespitler Bakanlıkça veya İdarece yapılır veya yaptırılır. Bakanlık, belirlediği alanlardaki riskli yapıların tespitini süre vererek İdareden de isteyebilir. Bakan­lıkça veya İdarece yaptırılan riskli yapı tespitlerine karşı maliklerce veya kanuni temsilcilerince onbeş gün içinde itiraz edilebilir. Bu itirazlar, Bakanlığın talebi üzerine üniversitelerce, ilgili meslek disiplini öğretim üyeleri arasından görevlen­dirilecek dört ve Bakanlıkça, Bakanlıkta görevli üç kişinin iştiraki ile teşkil edilen teknik heyetler tarafından incelenip karara bağlanır. Riskli yapılar, tapu kü­tüğünün beyanlar hanesinde belirtilmek üzere, tespit tarihinden itibaren en geç on iş günü içinde Bakanlık veya İdare tarafından ilgili tapu müdürlüğüne bildiri­lir. Tapu kütüğüne işlenen belirtmeler hakkında, ilgili tapu müdürlüğünce ayni ve şahsi hak sahiplerine bilgi verilir.  (6306 Sayılı Kanun md. 3).
 
Amaç, afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere olanak sağlayacak hukuki engelleri ortadan kaldırmak ve kentsel dönüşüm sürecini kolaylaştırmaktır (6306 sayılı Kanun m. 5/f. 3).
 
 Bu amaçla Kanunda bir bina­nın riskli yapı olarak tespiti halinde yıkımı ve tekrar yapımı hususunda Kat Mülkiyeti Kanunu ve Medeni Kanun hükümlerinden ayrılan önemli düzenleme­ler getirilmiştir: bir yapının riskli yapı olarak tespiti tek bir malik tarafından dahi istenebilmekte; riskli yapının yıktırılmasında maliklerin kendi­lerine verilen sürede yapıyı yıktırmamaları halinde bu yapıların insandan ve eşyadan tahliyesi ve yıktırma işlemleri, yıktırma masrafı ile gereken diğer yar­dım ve krediler öncelikle dönüşüm projeleri özel hesabından karşılanmak üze­re, mahallî idarelerin de iştiraki ile mülki amirler tarafından yapılabilmektedir.
 
       Üzerindeki bina yıkılarak arsa hâline gelen taşınmazlarda daha önce kurulmuş olan kat irtifakı veya kat mülkiyeti, ilgililerin muvafakatleri aranmaksızın Bakanlığın talebi üzerine ilgili tapu müdür­lüğünce resen terkin edilerek, önceki vasfı ile değerlemede bulunularak veya malik ile yapılan anlaşmanın şartları tapu kütüğünde belirtilerek malikleri adına paylan oranında tescil edilir. Bu taşınmazların sicilinde bulunan taşınmazın nite­liği, ayni ve şahsi haklar ile temlik hakkını kısıtlayan veya yasaklayan her türlü şerh, hisseler üzerinde devam eder. Bu şekilde belirlenen uygulama alanında cins değişikliği, tevhit ve ifraz işlemleri Bakanlık, TOKÎ veya İdare tarafından resen yapılır veya yaptırılır. Bu parsellerin malikleri tarafından değerlendirilmesi esastır. Bu çerçevede, parsellerin tevhit edilmesine, münferit veya birleştirilerek veya imar adası bazında uygulama yapılmasına, yeniden bina yaptırılmasına, payların satışına, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı ve diğer usuller ile yeniden değerlendirilmesine sahip oldukları hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verilir. Bu karara katılmayanların bağımsız bölümlerine iliş­kin arsa paylan, Bakanlıkça rayiç değeri tespit ettirilerek bu değerden az olma­mak üzere anlaşma sağlayan diğer paydaşlara açık artırma usulü ile satılır. Bu suretle paydaşlara satış gerçekleştirilemediği takdirde, bu paylar, Bakanlığın talebi üzerine, tespit edilen rayiç bedeli de Bakanlıkça ödenmek kaydı ile tapuda Hazine adına resen tescil edilir ve yapılan anlaşma çerçevesinde değerlendiril­mek üzere Bakanlığa tahsis edilmiş sayılır veya Bakanlıkça uygun görülenler TOKİ'ye veya İdareye devredilir. Bu durumda, paydaşların karan ile yapılan anlaşmaya uyularak işlem yapılır (6306 Sayılı K. Md. 6).
 
Parsellerin tevhit edilmesine, münferit veya birleştirilerek veya imar adası bazında uygulama yapılmasına, yeniden bina yaptırılmasına, payların satışına, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı ve diğer usuller ile yeniden değerlendirilmesine, sahip oldukları hisseleri oranında pay­daşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verilir (6306 s. K. Md. 6/I). 
 
6306 sayılı Kanu­nun 6. maddesi hükmünde yer alan bu karar yeter sayısının, Yargıtay kararın­da da belirtildiği şekilde yalnızca “üzerindeki bina yıkılarak arsa haline gelen taşınmazlar” bakımından mı uygulanacağı yoksa henüz yıkılmamış riskli yapı­lara ilişkin alınacak yıktırma ve yeniden yaptırma kararları ve bunlara dayalı yapılacak işlemler bakımından da mı geçerli olacağı önemli bir sorundur.
 
6306 sayılı Kanun’da öngörülen usul izlenerek bir yapının nihai biçimde “riskli yapı” olarak tespiti halinde, kat maliklerinden herhangi birinin de binanın yıkımına yönelik diğer malikler hesabına işlem yapıp yapamayacağı, örneğin bir firma ile anlaşarak yıkım işini diğer malikler hesabına bu firmaya sözleşme ile verip veremeyeceği de önemlidir.
 
Riskli yapının tespiti ve yıkımı aşamaları Kanunda bir dizi idari işlem yoluyla gerçekleşirken, yıkım­dan sonraki yapım aşamasında daha çok maliklerin iradeleri ön plana çıkmak­tadır. uygulamada bir yapının kentsel dönüşüm kapsamında yenilenmesi, Kanun’un öngördüğünün aksine kat maliklerinin yıkım aşamasını da kapsayacak şekilde binanın yeniden inşasına yönelik aldık­ları bir karar ve buna binaen bir yüklenici ile anlaşmaları suretiyle gerçekleş­mektedir. Bu durumda yüklenici, kat maliklerinin verdikleri temsil yetkisi ile riskli yapı tespiti ile yıkım ruhsatı alınması işlemlerini ve yıkımı bizzat yürüt­mektedir. Kat maliklerinin tamamının bu sürece katılımının sağlandığı durum­larda haliyle herhangi bir hukuki sorun da ortaya çıkmamaktadır. Ancak kat maliklerinin anlaşamamaları halinde 6306 sayılı Kanunun 6. maddesinde ön­görülen prosedürü işletilerek üçte iki çoğunlukla alınan yıkım kararı ve bu karara binaen yüklenici ile akdedilen ve yıkımı da kapsayan sözleşmenin geçer­liliği sorunu ortaya çıkmaktadır.
 
6306 sayılı Kanun m. 6/f. 1 hükmünün lafzı esas alındığında gerçekten de üçte iki karar yeter sayısının yalnızca yeniden bina yaptırılmasına yönelik alınacak kararlar için ve yine arazi üzerindeki yapının yıkılmasından sonraki aşamada geçerli olduğu sonucuna varılması kaçınılmazdır. Bu durumda yı­kımdan önceki aşamada riskli yapı tespiti yapılmış olsa dahi bina, ya malikle­rin oybirliği ile alacakları bir karar ile (KMK m. 45; MK m. 692/f. 1; MK m. 702/f. 2) yahut da idarece yıktırılabilecektir. Bunlardan ilki tam da 6306 sayılı Kanun’un sağlamak istediği riskli yapıların hızlı ve kolay dönüşümü amacını olanaksız duruma getirecek niteliktedir. Zira binanın yıkımında oybirliği arandıktan sonra artık yıkımın ardından yeniden bina yapılması için üçte iki çoğunluğu yeterli görmenin hiçbir mantıklı açıklaması yoktur. Kaldı ki uygulamada binanın yıkımı ve yeniden yapılması birbirinden ayrı iki aşama olarak değil, tek bir karar ve buna dayalı yapılan sözleşme ile şekillendirilmektedir. Kat maliklerinden riskli yapıyı yıktırmak için ayrı, yeniden yaptırmak için ayrı karar almaları ve her biri için ayrı sözleş­meler yapmaları beklenemez. Böylesi bir kurgu hayatın olağan akışına ve eko­nomik gerçeklere aykırı olacaktır.
Yapının riskli olduğunun tespiti, olası bir depreme dayanıklı olmadığı ve yıkılma tehlikesinin bulunduğu anlamına gelmektedir. Bu durumda riskli yapının olabildiğince kısa sürede yıkılmasında gerek maliklerin gerekse kamunun özel olarak korunmaya değer menfaati vardır. Riskli yapının yıktırılması için oybirliği ile alınmış bir kararı aramak yahut İdarenin ne zaman gerçekleşeceği belirli olmayan yıkım işlemini beklemeye zorlamak, 6306 sayılı Kanunun amaç ve mantığıyla bağdaşmadığı gibi, açıkça riskli olduğu idari bir karar ile tespit edilmiş olan binada kişilerin yaşamaya devam etmeye mahkum edilmesi anlamına gelecektir.
 
Binanın riskli olarak tespit edilmesinden sonra yıkılması, maliklerin rızasına tabi olmayan ve kanundan doğan bir zorunluluktur. Bundan dolayıdır ki, malikler kanunda belirtilen süre içinde binayı yıkmazlarsa idare binayı resen yıkarak tahliyesini gerçekleştirecektir. Bu nedenle 6306 sayılı Kanun m. 5/f. 1/c. l’de öngörülen “malikler arası anlaşma” riskli binanın artık yıkılıp yıkılamayacağına ilişkin değil, ancak nasıl yıktırılacağına ilişkin olabilir.
 
Kat malikleri arasında henüz yıkılmamış olan riskli yapının tahliyesi­ne kadar olan süreçteki ortak giderlerine ilişkin bir karar alınmış olsa idi elbet­te ki bu karar Kat Mülkiyeti Kanuna tabi olacaktır; dolayısıyla da toplantı usu­lü de bu kanun hükümlerine uygun olması gerekir.
Yıkılması kamu hukuku kuralları gereği zorun­luluk arzeden bir binanın, 6306 sayılı Kanun m. 5/f. 3 uyarınca idarece verile­cek süre içerisinde biran önce yıktırılabilmesi için 6306 sayılı Kanun’un 6. maddesinin ilk fıkrasının, Kanunun amaç ve ruhuna uygun olarak geniş yo­rumlanması gerekir. Böylelikle riskli yapı tespiti yapıldıktan sonra gerek bina­nın yıktırılması yöntemi gerekse yeniden yaptırılması bakımından maliklerin anlaşamaması halinde üçte iki pay çoğunluğu ile tek bir karar alınabilmesi­nin önü açılacaktır. Bu durumda 6306 sayılı Kanunun 6. maddesinde öngörü­len prosedür işletilerek üçte iki çoğunlukla alınmış riskli binanın yıkımı ve ye­niden yaptırılmasına ilişkin kararın geçerlilik yönünden denetimi de yine aynı Kanuna göre yapılacağından, 6306 sayılı Kanun m. 6/f. l’de aranan “hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu” esası bu durumda da yine uygulanabile­cektir. Buna göre üçte iki çoğunluk belirlenirken, bağımsız bölümlere tahsis edilmiş olan arsa payı oranları dikkate alınarak bir hesaplama yapılabilecektir.
 
Tek bir malik dahi riskli yapıyı zarar tehlikesin­den korumak için gerekli önlemleri alabilecek; yani gerekli tahliye işlemlerini ve yıkım işlemlerini diğer paydaşlar nam ve hesabına yapabilecektir. Bu durumda üçte iki hisse çoğunluğuna sahip maliklerin de aynı önlemleri evleviyetle alabi­lecekleri açıktır. Şu halde, yıkım aşamasında genel hükümler uygulanacak olsa dahi varılacak sonuç, (oybirliği ile alınmış) bir kat malikleri kurulu kararı dahi gerekmeksizin, her bir malikin diğer malikler hesabına yıkıma yönelik sözleşme akdetme ve yıkım işlemlerini bizzat yahut sözleşme ile bu işi üstlenecek bir firma aracılığıyla gerçekleştirme olanağına sahip olduğudur. 
 
Riskli yapının henüz yıkılmadığı dönemde binanın yeniden yaptırılması­na yönelik alınan kararın her koşulda yapının yıkılmasından sonra hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Bu durum kararda açıkça belirtilmese dahi işin nite­liği gereği bu sonuca varılacaktır. 6306 sayılı Kanun md. 6 hükmünde öngörülen karar alma prosedürünün temel amacı daha önce de belirttiğimiz üzere malik­lerin anlaşamaması halinde binanın yıktırılması ve yeniden yaptırılması süre­cinde oybirliği esasının yarattığı tıkanıklığın aşılabilmesidir. Bu nedenle Kanu­n’un 3. maddesinde öngörülen prosedür işletilerek bir yapının riskli yapı oldu­ğunun nihai olarak tespiti halinde, artık binanın yıkımına ve yeniden yaptırıl­masına yönelik kararlar bakımından 6306 sayılı Kanunun 6. maddesinde yer alan karar yeter sayısının aranması, Kanunun amaç ve mantığına en uygun yol olacaktır. Bu noktada hükmün lafzına sıkı sıkıya bağlı kalmanın haklı bir ge­rekçesi bulunmamaktadır. Zira artık geri dönülemez bir hukuki süreç içerisine girilmiştir ve riskli yapı, tarafların anlaşması bulunmasa dahi her halükarda idarece yıkılacaktır. Bu sebeple maliklerce alınan kararın zamansal açıdan yıkımdan öncesine denk düşmesi, Kat Mülkiyeti Kanununun uygulanmasını gerektirmediği gibi, tek başına kararın hükümsüzlüğünün ileri sürütebilmesine de haklı bir dayanak oluşturmayacaktır. Bu amaçla açılacak bir davanın her koşulda hakkın kötüye kullanımı nedeniyle (MK m. 2/f. 2) reddi gerekir. Zira davacı malik açısından kararın yıkımdan önce yahut yıkımdan sonra alınmış olması hiç bir fark yaratmayacağından, bu konuda korunmaya değer hiçbir haklı menfaati de bulunmamaktadır. Önemli olan binanın 6306 sayılı Kanun m. 3 hükmünde öngörülen yol izlenerek riskli yapı olarak tespitinin yapılmış olmasıdır. 6306 sayılı Kanun buna yönelik işlemlere başlanması ile birlikte zaten uygulama alanı kazanmış bulunmaktadır. Eğer yıkımdan önce Kat Mül­kiyeti Kanunun uygulanması mutlak surette olsaydı, binanın riskli yapı olup olmadığına yönelik tüm karar ve işlemlerin de yine aynı Kanun çerçevesinde belirli çoğunluk oranları sağlanmak suretiyle gerçekleştirilmesi gerekirdi. Oysa bir kat maliki, 6306 sayılı Kanun kapsamında tespit işlemlerini başlattıktan sonra artık binanın kaderiyle ilgili olarak kat maliklerinin iradeleri önemini yitirecektir. Zira lisanslı kuruluş, yaptığı tespit sonucunu aynı zamanda Ba­kanlığa veya idareye de bildirmekte ve kat malikleri tamamen pasif kalsalar dahi riskli binanın yıkılması ile sonuçlanan bir süreç başlamış olmaktadır. Dolayısıyla 6306 sayılı Kanun uyarınca riskli yapı olduğu tespiti yapılan bina­lara ilişkin yeniden yaptırma kararı, yıkımdan önce dahi alınmış olsa bu Kanun hükümlerine tabi olmalıdır. Yıkımdan önce 6306 sayılı Kanun m. 6 hükmünün uygulanmasına he­nüz kat mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüşmemiş olması da engel değildir. Yine daha önce belirttiğimiz üzere üçte iki pay çoğunluğunun bulunup bu­lunmadığı bağımsız bölümlere özgülenecek arsa paylarının oranları esas alınarak kolaylıkla belirlenebilecektir.

    

KİTAP

Av. İlker Hasan Duman
Açıklamalı-İçtihatlı
İNŞAAT HUKUKU
8. Baskı
Seçkin Yayıncılık, Mayıs 2016

YARGI HABERLERİ

İMAR PLANLARINDA HİYERARŞİK İLİŞKİ, de, nazım imar planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi [Devamı...]
İMAR PLANLARININ İPTALİ DAVASINDA DAVA AÇMA SÜRESİ, lanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin düzenleyici işlem [Devamı...]
UZLAŞMA TUTANAĞININ İPTALİ, dur. Bu işlem ise idarenin kendi iç bünyesinde yaptığı kişinin hukuki durumunda bir değişiklik meydana getirmeyen kesin ve yürütülebilir olmayan işlemdir. Kamulaştırma [Devamı...]
TÜKETİCİ HAKEM HEYETİ KARARLARI, rların ise İcra ve İflas Kanununun “ilamların yerine getirilmesi” hakkındaki hükümlere göre yerine getirileceği, Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararlarına karşı [Devamı...]
Kooperatif Ortağı, Ödemiş Olduğu Aidatın Ayrıldığı Yıl Bilançosuna Göre Hesaplanacak Masraf Hissesi Düştükten Sonra Bakiyesini Talep Edebilir;, n ayrılan ortak, ödemiş olduğu aidatın tamamını değil, ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanacak olan masraf hissesi düşüldükten sonra bakiyesinin iadesini talep [Devamı...]
Likit Sayılması Gereken Kooperatif Aidat Alacağı Hakkında İcra İnkar Tazminatına Hükmedilmesi Gerekir;, ooperatife ait üye kayıt defterinde davacının ödediği meblağlar açıkça yazılmıştır. Davalı kooperatif sadece alacağın muaccel hale gelmediğini savunmuştur. Bu durum [Devamı...]
Kooperatif Eski Yöneticilerinin Kooperatifi Zarara Uğrattığı İddiasına Dayalı Tazminat Davası;, rulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılmasına bağlıdır. Fakat anılan yönteme uyulmaması durumunda davacı tarafa süre verilerek açılan [Devamı...]
Yönetim Kurulu Ve Tasfiye Kurulunun Yetkileri;, ooperatifler Kanunu'nun 55/1. maddesi aidat toplama görevinin yönetim kuruluna ait olduğunu, kooperatif ana sözleşmesinin 44/10. maddesi ise kooperatif adına dava açma ve [Devamı...]
İmar Kısıtlamalarından Doğan Davalar, [Devamı...]
Avukatın Dürüstlük Kuralına Aykırı Davranışı;, kilde fazladan avukatlık ücreti isteyemez (8. HD. 9.3.2015, 5221/5534).  [Devamı...]
Tespite İlişkin Kararlar İcraya Konulamaz;, lir (8. HD. 8.9.2014, 23863/14838).  [Devamı...]
Acele Kamulaştırmada Acelelik Halinin Değerlendirilmesi, ele kamulaştırılacak taşınmazlar açıklıkla gösterilmek suretiyle acele kamulaştırmanın kapsamı ve çerçevesinin belirlenmesi, acelelik halinin dışındaki durumlar için [Devamı...]
Katkı Payı Davasında Zamanaşımı, t olaya yeni Medeni Kanunda yer alan zamanaşımı kuralları uygulanmaksızın mal rejimi ve Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri dikkate alınarak çözüm [Devamı...]
Vadeden Sonra Ciro Alacağın Temlikidir, (12. HD. 19.1.2010, 19566/934). [Devamı...]
Bonoda Zamanaşımı, ; yıldır (12. HD. 17.3.2009, 25557/5658). [Devamı...]
Sözleşmeye Aykırılıktan Kiracının Tahliyesi, lığın giderilmesinin istenmesi gerekir. Kiralanan yerin açık şekilde fena kullanılması durumunda ihtar gönderilmesine gerek yoktur (6. HD. 2.11.2010, 7891/11974). [Devamı...]
Kararın Yalnız Boşanma Hükmünün Kesinleşmiş Olması, uml;re, nafaka ve tazminat alacağı kesinleşip kesinleşmediğine bakılmaksızın takibe konulabilir hale gelmiştir (HGK. 22.10.2002, 656/638). [Devamı...]
Kiralanan Yerin Boşaltıldığının İspatı ve Geriye Kalan Ayların Kirasında Kiracının Sorumluluğu, nundan önce boşaltan kiracı geri kalan sürenin kira parsından sorumlu olur. Ancak kiralayan da zararın artmaması ve taşınmazı aynı koşullarda başkasına kiralamak için gerekli [Devamı...]
Sanayi Suyunun Kaçak Olarak Satılması, delin davalı tarafından ödenmediğini öne sürmüştür. Mahkemece, dava konusu olayla ilgili olarak davacının yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar [Devamı...]
Bağımsız Bölümde Oturanların Komşularını Rahatsız Etmesi Ya da Yükümlülüklerini Yerine Getirmemesi Tahliye Nedeni Değildir, nda o kişinin ya da kişilerin bağımsız bölümden tahliyesini değil, Kat Mülkiyeti Kanunu md. 33/son’daki yaptırımın uygulanması gerekir. Tahliye hususu aynı Yasanın 24. [Devamı...]
Mal Ayrılığı Rejiminin Geçerli Olduğu Dönemde Taşınmaz Alırken Eşe Yapılmış Olan Katkı "Elden Bağış" Niteliğindedir, karşılıksız kazanma yoluyla gelen bu para, onun kişisel malı olmuştur. Davalıya ait pay “bağış” yoluyla gelen bu para ile alındığına ve davalının kişisel malı olduğuna göre, davalı [Devamı...]
Verilen Onayın Geri Alınması TMK md. 2'ye Aykırıdır, a açmaları dürüstlük kuralıyla bağdaşmaz (18. HD. 15.6.2010, 1416/9003). [Devamı...]
Bonoda Bedelsizlik İddiasının İspatı, [Devamı...]
Manevi Tazminat, a açıklandığı üzere, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarar uğrayanın manevi ıstırabını bir nebze dindiren, ruhsal tahribatını onaran bir araçtır. Manevi [Devamı...]
Haksız Fiilde Failin Temerrüdü ve Faizden Sorumluluğu, inden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği [Devamı...]
Boşanma Davasında Ziynetlerin İstenmesi, ahsilini de istediğine göre, hüküm altına alınan ziynetlerin cins, gram ve ayarları gösterilmeden toplamının değerine göre hükmedilmesi doğru değildir (2. HD. [Devamı...]
Boşanma Davasında Çalışmaya İzin Verilmemesinden Kaynaklanan Kazanç Kaybının İstenmesi, asının izin vermediğini öne sürerek, bu yüzden yoksun kaldığı kazanç kaybına karşılık maddi tazminat istemiştir. Bu talep TMK’nun 174/1 kapsamında boşanmanın eki [Devamı...]
KAZANILMIŞ HAK, nmazdaki yapıların kaba inşaatının tamamlandığı, idare mahkemesince dava konusu yapı ruhsatlarıyla tespit edilen kısım haricinde yeni yapılaşma hakkı verilmediği, bu nedenle ruhsatların kazanılmış [Devamı...]
İŞLEMİ KURAN İDARE ONU GERİ ALABİLİR, ">Fazla çalışma ücretlerinden kesilen gelir vergisinin iadesi istemiyle yapılan başvurunun Defterdarlık tarafından kabul edilerek yapılan kesintilerin davacıya ödendiği, sonrasında [Devamı...]
İDARE MAHKEMESİNDE DAVA AÇMA SÜRESİ, ">Anayasanın 125’inci ve 1602 sayılı Kanunun 40’ıncı maddesinde, dava açma süresinin her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihini izleyen günden itibaren [Devamı...]
Karayolları Trafik Kanunundan Doğan Hukuk Davalarında Görevli Ve Yetkili Mahkeme, e yayımlanan değişiklikle bu kanunun uygulanmasından doğan hukuk davalarında görevli ve yetkili mahkemeler yeniden belirlendi: "İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları [Devamı...]
Alkollü Araç Kullanmak, ol açmaz. Mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan kurul aracılığıyla; olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip [Devamı...]
Bonoda Zamanaşımı, re üç yıllık zamanaşımı süresine tabi iseler de; söz konusu bonolar taraflar arasındaki temel borç ilişkisi yönünden yazılı delil başlangıcı olarak kabul [Devamı...]
Üye Kooperatifle İlişkisini Kesince Üyelik Sıfatı Sona Erer, üğünü yerine getirmeyen ve ilişkisini kesen davacının kooperatif ortağı olduğunun tespiti için açmış olduğu davanın MK’nın 2. Maddesi uyarınca kabul edilemeyeceği, [Devamı...]
Estetik Ameliyatı Yapılmasına İlişkin Sözleşme, öne sürerek maddi ve manevi tazminat istemiştir. Dosya kapsamından estetik ameliyat konusunda tarafların sözleştikleri anlaşılmaktadır. Tarafların sözleşme yapmaktaki asıl [Devamı...]
Müstehcen Görüntü Bulundurma, ideo görüntüleri olduğu, bir kısmının ise hayvanlarla insanların cinsel ilişkilerinin görüntülerini içerdiği, çocukların kullandığı müstehcen [Devamı...]
Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi-Yolsuz Tescil, nde olup, bu yolla oluşan tapu kayıtları gerçek mülkiyet durumunu oluşturmaz. Yüklenici edimini ifa ettiği oranda şahsi hak elde edebilir ve elde ettiği hakkını [Devamı...]
Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi-Alacağın Temliki-İtiraz ve Defiler, ly: Calibri; mso-fareast-language: TR; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">Yüklenici arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesine göre kazandığı şahsi hakkını [Devamı...]
Temyiz Harcının Yatırılamaması-adil Yargılanma Hakkı, kça yüksek miktarda olan karar ve temyiz harcının yatırılmasının istenmesi ve verilen sürede yatırılmaması üzerine kanun yoluna başvuru hakkının ortadan [Devamı...]
Harici Satış Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil, kümleri uyarınca isteyebilirler. Taşınmazın güncel karşılığı talep edilmez ise de, harici satış nedeniyle ödenen bedelin uyarlama kuralları gereğince hesaplanması ve sonucuna göre [Devamı...]
Tespit Davasında Hukuksal Yarar Koşulu, rdan söz edebilmek için; bir hakkın veya hukuki durumun mevcut ve yakın bir tehlike ile tehdit edilmiş olması, bu tehdidin zarar doğurabilecek nitelikte olması, tespit [Devamı...]
Sözleşmeye Aykırılık Nedeniyle Tahliye, iş olmasının verilen süreden sonra olup akde aykırı davranışı ortadan kaldırmayacağı gözetilmelidir. Öte yandan kiralanan kiralanma amacı dışında kullanılmaya da devam etmekte olup, [Devamı...]
İştirak Nafakası, ;ocuğa bakıyorsa, çocuğa bakan taraf velayetin nezi davasını açmadan doğrudan iştirak nafakası talebinde bulunabilir (3. HD. 11.10.2010, 14433/16126). [Devamı...]
Boşanmada Manevi Tazminat, zere boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden olmalıdır. Boşanma sebebi olarak gösterilmemiş, ancak boşanmanın kesinleşmesine kadar gerçekleşmiş sadakat [Devamı...]
CEMAAT VAKIFLARININ GAYRİMENKUL EDİNME HAKKI:, ip gerçek ve tüzel kişiler sahip olabilirler. Fransız ... Rahipleri adlı topluluk adına tapuya kayıtlıyken, açılan dava sonucu tüzel kişiliği bulunmayan ve ne Türkiye [Devamı...]
AİHM'NCE HÜKMEDİLEN TAZMİNATIN HAZİNECE ÖDENMESİ:, ersonele rücu mekanizması işletilmediği için dava yoluna başvurulduğunu, sorumlulara rücu etme konusunda idarenin takdir yetkisi bulunmadığını; maddi mağduriyetleri ödenen [Devamı...]
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ'NİN KESİNLEŞMİŞ HAK İHLALİ KARARLARI:, üler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurmuşlardır. Anılan mahkeme, hükümlülerin yargılandığı Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nin bağımsız ve tarafsız olmaması, savunma [Devamı...]
AVRUPA SOSYAL ŞARTI:, uml;venlik sisteminden yararlanarak böyle bir imkan sağlayamayan herkese yeterli yardımı sağlamayı ve hastalık halinde bu kişinin şartlarının gerektirdiği bakımı sağlamayı akit taraflar [Devamı...]
AHİM ÖNÜNDE YAPILAN SULH ANLAŞMASI İİK'NIN BELİRTTİĞİ ANLAMDA İLAM SAYILMAZ:, ilişkin kararına dayanarak Dışişleri Bakanlığı aleyhine ilamlı icra takibine geçmiş, takibe mercii nezdinde borçlu vekilince şikayet edilmiştir. İlamlı icra yoluna başvuru için [Devamı...]
AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİNE AYKIRILIK:, lgili davalarda, davanın taraflarının herbirinin; diğer taraf karşısında kendisini önemli ölçüde dezavantajlı konumda bırakmayacak şartlarda iddia ve savunmalarını mahkemeye [Devamı...]
TERCÜMANLIK ÜCRETİ SANIĞA YÜKLETİLEMEZ:, nığa sağlanan tercüman için ödenecek ücretin mahkumiyet halinde dahi sanığa yükletilemez (7. CD. 24.6.2003, 2478/5303). [Devamı...]
ADİL YARGILANMA HAKKINA AYKIRILIK, azlığın, taraflar arasında fark gözetmeksizin iddia ve savunmaların eşit ve karşılıklı yapıldığı dürüst bir yargılamadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi uluslararası insan [Devamı...]
DİL BİLMEYEN SANIĞIN ÜCRETSİZ OLARAK ÇEVİRMENDEN YARARLANMA HAKKI, yardımından ücretsiz olarak yararlanmak hakkına sahiptir" hükmüne aykırı olarak mahkemece mahkum olan dil bilmeyen sanıktan çevirmenlik ücretinin alınmasına karar [Devamı...]
AHİM'in KESİNLEŞEN KARARI, in kararına ilişkin AHİM 2. Dairesinin kesinleşen kararı nedeniyle 2577 sayılı Yasa'nın 53/1-ı maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulü ile dava konusu işlemin iptali gerekir [Devamı...]

HIZLI ERİŞİM

Seçilmiş Mevzuat Seçilmiş Yazı ve Yargı Kararları Dilekçeler Sözleşmeler İhtarnameler İnşaat-İmar Sözlüğü İnsan Hakları Belgeleri İnsan Hakları Kararları Bilirkişi Raporları Yasal Faiz Hesabı Hukukumuzda Parasal Sınırlar Avukatlık Asgari Ücret Tablosu Önemli Yasal Süreler

KÜMELER

AYIN KONUSU YÖNETSEL YARGI YARGI DÜNYASI ANAYASA VE ANAYASA MAHKEMESİ MAKALELER AVUKATIN GÜNCELİ TBB DİSİPLİN KARARLARI FORUM PRATİK BİLGİLER RESİM VE KARİKATÜR ÖZLÜ SÖZLER ATATÜRK VE CUMHURİYET BAĞLANTILAR

HAVA TAHMİNİ

5 Günlük Hava Tahmini (İstanbul) 5 günlük hava tahmini
5 Günlük Hava Tahmini (Ankara) 5 günlük hava tahmini
5 Günlük Hava Tahmini (İzmir) 5 günlük hava tahmini Kaynak http://www.dmi.gov.tr