AHİM'İN "BİBER GAZI" KARARI (2. DAİRE, 10.4.2012, 9829/07, ALİ GÜNEŞ - TÜRKİYE DAVASI)

 OLAYLAR

DAVANIN KOSULLARI

A.Giriş
5. Başvuran, 1968 doğumludur ve İstanbul’da ikamet etmekte olup, lise öğretmeni olarak görev yapmaktadır. Aynı zamanda, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) ve Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) üyesidir.

6. 2004 NATO zirvesi 28 – 29 Haziran tarihleri arasında İstanbul’da yapılmıştır. İstanbul
Valiliği, tayin edilen on üç bölgede gösterinin yapılmasına izin vermiştir.

7. Davanın geriye kalan kısmı taraflar arasında ihtilaf konusu olduğundan, ayrı ayrı
açıklanacaktır. Başvuranın beyanına göre olaylar aşağıda B kısmında (8-10 paragraflar)
belirtilmektedir, Hükümet’in olaylara ilişkin beyanları ise aşağıda C kısmında (11-13
paragraflar) özetlenmektedir. Hükümet ve başvuran tarafından ibraz edilen yazılı deliller ve diğer fiili unsurlar D kısmında (14-27 paragraflar) özetlenmektedir.

B. Başvuranın olaylar hususundaki beyanları

8. 28 Haziran 2004 tarihinde, başvuran ve birkaç meslektaşı, basın açıklaması yapmak üzere, yukarıda belirtilen on üç bölgeden biri olan Mecidiyeköy Metro İstasyonu çıkısındaki alana gitmişlerdir.

9. Başvuran ve meslektaşlarının tümü silahsızdılar ve barışçıl bir tutum içerisindeydiler. Buna rağmen, kalabalığın etrafını saran polis memurları, başvuran ve arkadaşlarını kollarından yakalamış, göz yaşartıcı gaz sıkmış ve hırpalamışlardır.

10. Polis memurları sonrasında başvuranı polis merkezine götürmüş ve başvuran on bir saat orada tutulmuştur. Daha sonra başvuran savcı karsısına çıkarılmış ve sorgusunun ardından salıverilmesine karar verilmiştir.

C. Hükümet’in olaylar hususundaki beyanları

11. Başvuran ve gösteri yapan diğer öğretmenler basın açıklamalarını okuduktan sonra polis memurları kendilerinden dağılmalarını istemiştir. Dağılmayı reddetmeleri durumunda, polis memurları göstericileri gözaltına alınacakları konusunda uyarmışlardır. Grup dağılmayı reddederek oturma eylemi yapmıştır.
 
Polis memurlarına, diğer bölgelerde yakalanmış olan arkadaşları serbest bırakılıncaya kadar protestolarına devam edeceklerini bildirmişlerdir.

12. Polis ikna çabalarına devam ederken, göstericiler polise tas ve sopalarla saldırmışlardır.
Ayrıca, çevredeki araçlara zarar vermişler ve birkaç polis memurunu yaralamışlardır. Sonuç olarak polis, göstericileri dağıtabilmek için göz yaşartıcı gaz kullanmıştır. Başvuran polis merkezine alınmış ve savcı tarafından salıverilmesine karar verilinceye kadar 11 saat gözaltında tutulmuştur.
13. Aynı gün başvuran iki doktor tarafından muayene edilmiştir. İlk muayene saat 11.30’da Haseki Devlet Hastanesi’nde gerçekleştirilmiştir. Doktor, başvuranın gözlerinde kızarıklık bulunduğunu, bu yüzden uzman bir doktor tarafından muayene edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aynı gün saat 18.45’te Sağmalcılar Hastanesi’nde başvuranı muayene eden uzman doktor, başvuranın vücudunda kötü muameleye maruz kaldığına dair herhangi bir iz bulunmadığını rapor etmiştir.

D. Taraflarca ibraz edilen yazılı deliller ve diğer fiili unsurlar

14. Olaya karısan dokuz polis memuru tarafından 28 Haziran 2004 tarihinde hazırlanan
rapora göre, Mecidiyeköy’deki göstericilerin konuşmacısı polis memurlarına, sendika üyesi birkaç arkadaşlarının önceki gün İstanbul’un başka bir bölgesinde yakalandıklarını ifade etmistir. Buna ilaveten, arkadaşları serbest bırakılmadan Mecidiyeköy’deki göstericilerin dağılmayacaklarını, üstelik Taksim meydanına yürüyeceklerini belirtmiştir. Polis, konuşmacıya; buna izin verilmeyeceğini belirtip, göstericileri dağılmaları konusunda uyardığında, göstericiler polis memurlarına pankartlarının sopalarıyla saldırmışlar ve oturma eylemi başlatmışlardır. Sonrasında Çevik Kuvvet, göstericileri dağıtmış ve aralarında dağılmayı reddeden başvuranın da bulunduğu on bir kişiyi yakalamıştır.

15. Olay, ulusal basında geniş olarak yer almıştır. Günlük Sabah gazetesinde yayımlanan bir fotoğrafta, başvuranın iki polis memuru tarafından tutulduğu ve içlerinden birinin çok yakın mesafeden başvuranın ağzına ve burnuna gaz sıktığı görülmektedir.

16. Başuran, aynı gün saat 11.30’da Haseki Hastanesi’nde doktor tarafından muayene
edilmiştir. Doktor, başvuranın her iki gözünde de kızarıklık tespit etmiş ve uzman doktora sevkini yapmıştır. Günün ilerleyen saatlerinde aynı hastanede başvuranı muayene eden göz doktoru, her iki gözde “hiperemi” tespit etmiş ve bulgularını rapor haline getirmiştir.

17. Başvuran, aynı gün saat 18.45’te başka bir doktor tarafından muayene edilmiştir. Ancak doktor, raporda olayın detayları, başvuranın iddiaları ve doktorun bulguları için ayrılmış kısımları doldurmamıştır. Raporun bu kısımları doktor tarafından basit bir şekilde çizilmiştir.

Raporda sadece başvuranın ismi, doğum tarihi, tıbbi muayene zamanı ve kendisine eslik eden polis memurunun ismi yer almaktadır.

18. Başvuranın, aynı gün içerisinde başka bir doktor tarafından da muayene edildiği
görülmektedir. Doktor, raporunda (3015 nolu rapor), başvuranın omuzlarının alt bölgesinde 5 x 8 cm altında 8 cm büyüklüğünde çürük bulunduğunu, ayrıca başvuranın gözlerinde kızarıklık olduğunu belirtmiştir.

19. Hükümet tarafından ibraz edilen tıbbi raporlara göre, başvuranla birlikte yakalanan on göstericinin (bkz. yukarıda paragraf 14) vücutlarında da çeşitli zedelenmeler tespit edilmiştir.
20. Başvuran ve diğer göstericiler savcı karsısına çıkartılmış ve sorgulanmışlardır. Başvuran ifadesinde hiçbir suç islemediğini sadece basit bir şekilde demokratik haklarını kullandığını belirtmiştir. Savcıya, polisin kendisine biber gazı sıktığını ifade etmiştir. İfade tutanağına göre, başvuranın sorgulanması sırasında kendisine bir avukat eşlik etmiştir.
 
Olay günü saat 10.00’da kendisiyle beraber bir kısım meslektaşının basın
açıklaması hazırladıkları sırada, birkaç polis memurunun kendilerine coplarla saldırdıklarını ve göz yaşartıcı gaz sıktıklarını ileri sürmüştür. Polis memurlarının kendisine coplarla vurduklarından ve hatta yakaladıktan sonra bile yumruklayıp tekmelediklerinden dolayı şikayetçi olmuştur. Sorumlu polis memurlarının gazetede yayımlanan fotoğraflardan saptanabileceklerini belirtmiştir. Başvuran, polis memurlarının kendisine karsı olan tutumları nedeni ile hem iç mevzuatta, hem de Sözleşme ile korunan özgürlük ve güvenlik hakkı, ifade özgürlüğü ve kötü muameleden korunma haklarının ihlal edildiğini iddia etmektedir.

22. Başvuran, 2007 yılında, 7 Eylül 2004 tarihli şikayetinden önce savcının 30 Haziran 2004 tarihinde polis memurları hakkında takipsizlik kararı verdiğini öğrenmiştir. Savcının kararında, başvuran dahil olmak üzere on altı kişi “müştekiler” olarak ifade edilmiştir. On altı kişi içerisinde ayrıca başvuranla birlikte yakalanan on gösterici bulunmaktadır (bkz. yukarıda 14. paragraf). Dokuz polis memuru (bkz. yukarıda 14. paragraf) “şüpheli” olarak ifade edilmiştir. Bu kararda polis memurlarına atılı suç “kötü muamele” olarak belirtilmiştir.

23. Savcı, kararında, polis memurlarının göstericilerin basın açıklamalarını okumalarına izin verdiklerini ancak Taksim meydanına yürümek istediklerinde göstericileri dağıtmak zorunda kaldıklarını ifade etmiştir. Savcıya göre, polis memurları Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu uyarınca görevlerini yerini getirmiş ve hiçbir suç islememişlerdir. Kararda açıkça, kararın müştekilere tebliğ edileceği ve müştekilerin karara karsı itirazda bulunabilecekleri belirtilmiş olmasına rağmen karar başvurana tebliğ edilmemiştir.

24. Başvuran, 4 Temmuz 2007 tarihinde soruşturma hakkında bilgi edinmek üzere Sisli
savcısına bir dilekçe yazmıştır.

25. 21 Kasım 2007 tarihinde Sisli savcısı, başvuranın avukatına cevap olarak 30 Haziran 2004 tarihinde alınan kararın bir kopyasını iletmiştir.

26. 4 Aralık 2007 tarihinde, başvuran karara karsı itirazda bulunmuştur ve savcının, yukarıda belirtilen tıbbi raporları (bkz. yukarıda 16 ve 18. paragraflar) ve olaya ilişkin basında yer alan fotoğrafları dikkate almadığına dikkat çekmiştir.

27. 8 Şubat 2008 tarihinde, Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi, savcının 30 Haziran 2004 tarihli kararının, uygulanabilir mevzuat ve usule uygun düştüğünü ifade ederek itirazı reddetmiştir.

SÖZLESME’NİN 3. VE 13. MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI

28. Başvuran, Sözleşme’nin 3. maddesi uyarınca, polis tarafından yakalandıktan sonra bile dövüldüğünden ve kendisine zararlı gazlar sıkıldığından şikayetçidir. Ayrıca Sözleşme’nin 13. maddesine istinat ederek, ulusal makamların, polis memurları hakkındaki iddialarını yeterince incelemediğinden şikayetçidir.

29. Hükümet bu iddiaya itiraz etmiştir.

30. Mahkeme, her iki şikayeti de yalnızca Sözleşme’nin 3. maddesi yönünden incelemeyi uygun görmüştür. Bu madde şu şekildedir:

“Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz.”

A. Kabul edilebilirlik

31. Hükümet, başvuranın, kötü muameleye ilişkin şikayetleri hususunda, yürürlükteki
mevzuat uyarınca birtakım hukuki ve idari çözümlerden faydalanmadığını iddia etmiştir.

32. Mahkeme, benzer davalarda yapılan benzer ilk itirazları halihazırda incelediğini ve
reddettiğini vurgulamaktadır (bkz. özellikle, Gazioğlu ve Diğerleri – Türkiye, no. 29835/05, §§ 29-30, 17 Mayıs 2011, ve orada yer alan durumlar). Mevcut davada, yukarıda atıf yapılan davaya ilişkin bulgulardan sapmasını gerektirecek hiçbir özel koşul saptamamaktadır. Bu nedenle, Hükümet’in şikayetin kabul edilebilirliğine ilişkin itirazını reddetmiştir.

33. Mahkeme, Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesinin anlamı çerçevesinde bu şikayetin açıkça dayanaktan yoksun olmadığını belirtmektedir. Mahkeme ayrıca şikayetin başka bir gerekçe ile kabul edilemez olmadığını belirtmektedir. Bu nedenle şikayet kabul edilebilir olarak beyan edilmiştir.

B. Esas Bakımından

34. Hükümet, başvuranın iddialarının asılsız olduğunu beyan etmiştir (savunmuştur).
Hükümet’e göre, başvuran ve gösterici arkadaşları polisin dağılma emrine uymadıkları sırada, polis memurları tarafından hukuku ihlal etmemeleri konusunda uyarılmışlardır. Ancak, grubun trafik akısını engelleyen protestolarına devam etmeleri üzerine, polis memurları göstericilerin etrafında bir kordon oluşturup onları yakalamışlardır. Polis ve göstericiler arasında hiçbir mücadele yaşanmamıştır. Başvuran, polisin kendisini yakalama girişimine direndiği için, polis tarafından kendisine aşırı olarak nitelendirilemeyecek güç kullanılmak zorunda kalınmıştır. Polisin güç kullanımı, kamu düzenini sağlama hususunda orantılı olup Sözleşme’nin 3. maddesinin ihlali söz konusu değildir.
35. Hükümet, ayrıca, İstanbul Savcılığına şikayette bulunulmasını müteakip savcının
soruşturma başlattığını ileri sürmüştür. Savcı, soruşturma sürecinde polis memurlarını
sorgulamış ve kararını verirken tarafların ifadeleri ile tıbbi raporları göz önünde
bulundurmuştur. Soruşturmanın başvuranın istediği şekilde sonuçlanmaması, soruşturmanın etkili olarak yürütülmediği manasına gelmemektedir.

36. Mahkeme, öncelikle başvuranın kötü muameleye ilişkin şikayetlerinin iki bölümden
oluştuğunu gözlemlemektedir. İlk olarak, başvuran polis memurunun kendisini yakaladıktan sonra göz yaşartıcı gaz sıktığından şikayetçi olmuştur. Bu şikayete ilişkin olarak başvuran, Mahkeme’ye ulusal bir gazetede yayınlanan fotoğrafı (bkz. yukarıda paragraf 15) ibraz etmiş ve gözlerinin gazdan etkilenmiş olduğunu gösteren yukarıda belirtilmiş olan tıbbi raporlara (bkz. yukarıda paragraf 16) atıfta bulunmuştur. İkinci olarak başvuran, polis tarafından dövüldüğünden şikayetçi olmuştur. İkinci iddiasını desteklemek için başvuran maruz kaldığı darbeleri detaylandıran tıbbi raporlara dayanmıştır (bkz. yukarıda paragraf 18).

37. Mahkeme halihazırda, yasaların uygulanmasına ilişin olarak “göz yaşartıcı gaz” veya “biber gazı” kullanılması hususunu incelemeye tabi tutmuş ve “biber gazı” kullanımının solunum problemleri, bulantı, kusma, soluk borusu irritasyonu, göz irritasyonu, spazm, göğüs ağrısı, dermatit ve alerji gibi sorunlara yol açabileceği sonucuna varmıştır. Aşırı doz halinde, bu gaz, solunum ve sindirim borularında doku ölümüne, akciğer ödemi ve iç hemorajiye yol açabilmektedir (böbrek üstü bezi hemorajisi) (Oya Ataman – Türkiye, no. 74552/01, §§ 17-18, AİHM 2006 – XIII).

38. Mahkeme aynı kararda ayrıca, Kimyasal Silahların Geliştirilmesi, Üretilmesi, Saklanması ve Kullanılması ve Yok Edilmesine dair 1993 tarihli Sözleşme (Kimyasal Silahlar Sözleşmesi (CWC)) uyarınca, göz yaşartıcı gazı, kimyasal bir silah olarak düşünmemektedir. Ayrıca bu gazın kullanımına, iç karışıklıkların kontrol altına alınması da dahil olmak üzere, yasaların uygulanması amacıyla izin verilmiştir (II § 9 (d) maddesi). CWC, Türkiye’de 11 Haziran 1997 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

39. Mahkeme, yasaların uygulanması hususunda bu tür gazların kullanılmasına ilişkin olarak, Avrupa İşkencenin ve İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Ceza veya Muamelenin Önlenmesi Komitesi (CPT) tarafından kaygıların ifade edildiğini belirtmektedir. CPT su kanaattedir:

“… Biber gazı potansiyel olarak tehlikeli bir maddedir ve kapalı alanlarda kullanılmamalıdır. Açık havada kullanılması halinde bile CPT’nin ciddi çekinceleri bulunmaktadır; istisnai olarak kullanılması gerektiğinde, bölgede belirli güvenlik tedbirlerinin alınması gerekmektedir. Örneğin, biber gazına maruz kalan kişiler derhal bir doktora ulaştırılmalı ve bu kişilere panzehir sağlanmalıdır. Biber gazı, halihazırda kontrol altına alınmış bir tutukluya karsı kullanılmamalıdır.” (CPT/Inf (2009) 25).

40. Avrupa Konseyi’nin birkaç Üye Devletinde yürüttüğü teftişlerinde, CPT su tavsiyelerde bulunmuştur:

“… Biber gazı kullanımının kontrolüne ilişkin düzenlenen net bir yönetmelik en azından şunları içermelidir:

biber gazının hangi durumda kullanılabileceğine dair talimatlar; biber gazının kapalı alanlarda kullanılmaması gerektiğini açıkça belirtmelidir;

biber gazına maruz kalan tutukluların derhal doktora ulaştırılmalarına ve kendilerine kurtulma tedbirlerinin sunulmasına dair hakları;

biber gazı kullanma yetkisi verilmiş personellerin nitelikleri, eğitimleri ve yeteneklerine ilişkin bilgi; biber gazının kullanımına ilişkin yeterli bir raporlama ve denetim mekanizması…” (ayrıca bkz. CPT/Inf (2009) .

41. Mahkeme, CPT’nın kaygılarına katılmakta ve yukarıda belirtilen tavsiyeler ile
uyuşmaktadır. Ayrıca, mevcut davada görüldüğü gibi, kolluk kuvvetleri tarafından kontrol altına alınmış olan bireye karsı bu tür gazların kullanılmasının hiçbir haklı nedeni
olamayacağını vurgulamaktadır.

42. Başvuru, ilgili Hükümet’e iletildiğinde, Mahkeme tarafından Hükümet’ten başvuran
yakalandığında polis memurlarının hangi gerekçe ile kendisine göz yaşartıcı gaz sıktığını
açıklaması talep edilmiştir. Ancak, Hükümet bu özel soruya yanıt vermemiş ve bu nedenle, başvurana biber gazı sıkılmasına gerekçe göstermeye çalışmamıştır.

43. Gazların neden olduğu etkiler ve içerdiği potansiyel sağlık tehlikelerini göz önünde
bulundurarak (bkz. 37. Paragraf) Mahkeme, yukarıda anlatılan koşullar altında başvuranın yüzüne haksız yere gaz sıkılmasının, kendisinin yoğun fiziksel ve ruhsal acı duymasına neden olduğu ve başvuranı aşağılayabilecek ve itibarını düşürebilecek korku, acı ve aşağılanma duyguları uyandırma niteliğinde bulunduğu kanaatindedir (bkz. gerekli değişikliklerle, Kudla v. Polonya [GC], no. 30210/96, § 92, AİHM 2000-XI). Bu nedenle Mahkeme, polis memurlarının, başvurana bu şartlar altında göz yaşartıcı gaz sıkarak, Sözleşme’nin 3. Maddesi çerçevesinde, başvuranı insanlık dışı ve aşağılayıcı muameleye maruz bıraktıkları sonucuna varmaktadır.

44. Yukarıda varılan sonuç dikkate alındığında Mahkeme, ayrıca başvuranın polis memurları tarafından dövülüp dövülmediğini incelemeyi gerekli görmemiştir.

45. Başvuranın soruşturmanın etkisizliğine ilişkin şikayetine gelince, yukarıda bahsedildiği üzere, soruşturma savcı tarafından kırk sekiz saat içinde kapatılmıştır. Savcının soruşturmayı kapatma kararı dışında (bkz. yukarıda paragraf 22), yetkili merciler tarafından kötü muamele iddialarını araştırma hususunda girişimde bulunulduğuna ilişkin Mahkeme’ye hiçbir belge sunulmamıştır. Mahkeme bu nedenle ulusal mercilerin başvuranın kötü muameleye katıldığına ilişkin etkin bir soruşturma yürütmediği sonucuna varmıştır.

46. Yukarıda bahsedilenler ışığında Mahkeme, başvuranın iddialarına ilişkin soruşturma
yürütülmemesinin yanı sıra kendisine göz yaşartıcı gaz sıkılması nedeniyle Sözleşme’nin 3. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.

II. SÖZLESME’NİN 5 § 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASINA DAİR

47. Son olarak, Sözleşme’nin 5. maddesine dayanan başvuran, ulusal mevzuata aykırı olarak, yasal bir dayanak olmaksızın polis tarafından yakalanmasından ve özgürlüğünden mahrum bırakılmasından şikayetçi olmuştur.

48. Mahkeme, bu şikayeti Sözleşme’nin 5 § 1 maddesi kapsamında incelemeyi uygun görür.
Sözleşme’nin bu maddesi su şekildedir:

“1. Herkes özgürlük ve güvenlik hakkına sahiptir. Aşağıda belirtilen haller dışında ve yasanın öngördüğü usule uygun olmadan hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz:

a) Kişinin, yetkili bir mahkeme tarafından verilmiş mahkumiyet kararı sonrasında yasaya uygun olarak tutulması;
b) Kişinin, bir mahkeme tarafından yasaya uygun olarak verilen bir karara uymaması sebebiyle veya yasanın öngördüğü bir yükümlülüğün uygulanmasını sağlamak amacıyla yasaya uygun olarak yakalanması veya tutulması;
c) Kişinin bir suç islediğinden şüphelenmek için inandırıcı sebeplerin bulunduğu veya suç islemesine ya da suçu isledikten sonra kaçmasına engel olma zorunluluğu kanaatini doğuran makul gerekçelerin varlığı halinde, yetkili adli merci önüne çıkarılmak üzere yakalanması ve tutulması;
d) Bir küçüğün gözetim altında eğitimi için usulüne uygun olarak verilmiş bir karar gereği tutulması veya yetkili merci önüne çıkarılmak üzere yasaya uygun olarak tutulması;
e) Bulaşıcı hastalıkların yayılmasını engellemek amacıyla, hastalığı yayabilecek kişilerin, akıl hastalarının, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılarının veya serserilerin yasaya uygun olarak tutulması;
f) Kişinin, usulüne aykırı surette ülke topraklarına girmekten alıkonması veya hakkında derdest bir sınır dışı ya da iade işleminin olması nedeniyle yasaya uygun olarak yakalanması veya tutulması;”
 
49. Hükümet, başvuranın iddialarına itiraz etmiştir.
 
50. Hükümet, başvuranın, hakkındaki gözaltı kararının 28 Haziran 2004 tarihinde sona
ermesinden sonra 6 ay içinde başvurusunu Mahkemeye sunmadığı için, 6 aylık süre limitine uymadığı görüsündedir.
 
51. Mahkeme, Hükümet’in 6 aylık süre kuralı ile ilgili itirazını ele almayı gerekli görmemiştir ve her koşulda böyle bir şikayetin asılsız olduğunun açıkça görüldüğü kanısındadır.
 
52. Mahkeme, başvuranın bu şikayetin ayrıntılarına girmediğini ve yakalanması ve
tutukluluğuna ilişkin usulde herhangi bir hata veya eksiklik iddiasında bulunmadığını
gözlemlemiştir.
 
53. Mahkeme, her koşulda, geçerli olan usulün, ulusal yetkililer tarafından uygulanmış
olduğunu gözlemlemektedir. Başvuranın tutukluluğu, polis memurunun raporunda kayıt altına alınmıştır (bkz. yukarıda paragraf 14) ve ayrıca başvuranın karakoldan savcılığa nakli de başvuranın imzaladığı resmi bir belge ile kayıt altına alınmıştır. Sonrasında başvuran savcı tarafından – avukat esliğinde – gösteriye katılımı ile ilgili sorguya alınmıştır ve aynı gün içinde salıverilmesine karar verilmiştir.

54. Yukarıda anlatılanlar ışığında Mahkeme, bu şikayetin açıkça dayanaktan yoksun olduğuna ve Sözleşme’nin 35 § 3 maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiğine karar verir.

III. SÖZLESME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI

55. Sözleşme’nin 41. Maddesi su şekildedir:

“Eğer Mahkeme bu Sözleşme ve Protokollerin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Taraf’ın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektirdiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder.”

A. Tazminat

56. Başvuran, manevi tazminata ilişkin olarak 10,000 Euro (EUR) talep etmiştir.
57. Hükümet bu talebi abartılı bulup Mahkemeyi talebi reddetmeye davet etmiştir.

58. Sözleşme’nin 3. maddesinin ihlaline yol açan olaylar neticesinde Mahkeme, manevi
tazminat olarak başvurana talep ettiği tüm tazminat miktarı olan 10,000 Euro (EUR)
ödenmesine karar vermiştir.

B. Masraf ve Harcamalar

59. Başvuran ayrıca mahkeme masraf ve harcamaları için 3,000 Euro (EUR) talep etmiştir.
İddiasını desteklemek amacıyla başvuran, Mahkeme’ye, avukatının bu dava üzerine harcadığı zamanı belgeleyen bir zaman çizelgesi ibraz etmiştir.

60. Hükümetin görüsü, bu iddianın asılsız ve abartılı olduğu yönündedir.
61. Mahkeme’nin içtihadına göre, başvuran, masraf ve harcamaları, sadece fiilen ve zorunlu olarak ortaya çıktığının gösterildiği ve miktar olarak makul olduğu kadarıyla tazmin etme hakkına sahiptir. Mevcut davada Mahkeme, yukarıdaki kriterleri ve elindeki belgeleri dikkate alarak, Mahkeme önündeki yargılamalar için başvurana 1,500 Euro ödenmesinin makul olduğu kanaatindedir.

C. Gecikme Faizi

62. Mahkeme, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere
uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun
olduğuna karar verir.


KİTAP

Av. İlker Hasan Duman
Açıklamalı-İçtihatlı
İNŞAAT HUKUKU
8. Baskı
Seçkin Yayıncılık, Mayıs 2016

YARGI HABERLERİ

İMAR PLANLARINDA HİYERARŞİK İLİŞKİ, de, nazım imar planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi [Devamı...]
İMAR PLANLARININ İPTALİ DAVASINDA DAVA AÇMA SÜRESİ, lanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin düzenleyici işlem [Devamı...]
UZLAŞMA TUTANAĞININ İPTALİ, dur. Bu işlem ise idarenin kendi iç bünyesinde yaptığı kişinin hukuki durumunda bir değişiklik meydana getirmeyen kesin ve yürütülebilir olmayan işlemdir. Kamulaştırma [Devamı...]
TÜKETİCİ HAKEM HEYETİ KARARLARI, rların ise İcra ve İflas Kanununun “ilamların yerine getirilmesi” hakkındaki hükümlere göre yerine getirileceği, Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararlarına karşı [Devamı...]
Kooperatif Ortağı, Ödemiş Olduğu Aidatın Ayrıldığı Yıl Bilançosuna Göre Hesaplanacak Masraf Hissesi Düştükten Sonra Bakiyesini Talep Edebilir;, n ayrılan ortak, ödemiş olduğu aidatın tamamını değil, ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanacak olan masraf hissesi düşüldükten sonra bakiyesinin iadesini talep [Devamı...]
Likit Sayılması Gereken Kooperatif Aidat Alacağı Hakkında İcra İnkar Tazminatına Hükmedilmesi Gerekir;, ooperatife ait üye kayıt defterinde davacının ödediği meblağlar açıkça yazılmıştır. Davalı kooperatif sadece alacağın muaccel hale gelmediğini savunmuştur. Bu durum [Devamı...]
Kooperatif Eski Yöneticilerinin Kooperatifi Zarara Uğrattığı İddiasına Dayalı Tazminat Davası;, rulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılmasına bağlıdır. Fakat anılan yönteme uyulmaması durumunda davacı tarafa süre verilerek açılan [Devamı...]
Yönetim Kurulu Ve Tasfiye Kurulunun Yetkileri;, ooperatifler Kanunu'nun 55/1. maddesi aidat toplama görevinin yönetim kuruluna ait olduğunu, kooperatif ana sözleşmesinin 44/10. maddesi ise kooperatif adına dava açma ve [Devamı...]
İmar Kısıtlamalarından Doğan Davalar, [Devamı...]
Avukatın Dürüstlük Kuralına Aykırı Davranışı;, kilde fazladan avukatlık ücreti isteyemez (8. HD. 9.3.2015, 5221/5534).  [Devamı...]
Tespite İlişkin Kararlar İcraya Konulamaz;, lir (8. HD. 8.9.2014, 23863/14838).  [Devamı...]
Acele Kamulaştırmada Acelelik Halinin Değerlendirilmesi, ele kamulaştırılacak taşınmazlar açıklıkla gösterilmek suretiyle acele kamulaştırmanın kapsamı ve çerçevesinin belirlenmesi, acelelik halinin dışındaki durumlar için [Devamı...]
Katkı Payı Davasında Zamanaşımı, t olaya yeni Medeni Kanunda yer alan zamanaşımı kuralları uygulanmaksızın mal rejimi ve Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri dikkate alınarak çözüm [Devamı...]
Vadeden Sonra Ciro Alacağın Temlikidir, (12. HD. 19.1.2010, 19566/934). [Devamı...]
Bonoda Zamanaşımı, ; yıldır (12. HD. 17.3.2009, 25557/5658). [Devamı...]
Sözleşmeye Aykırılıktan Kiracının Tahliyesi, lığın giderilmesinin istenmesi gerekir. Kiralanan yerin açık şekilde fena kullanılması durumunda ihtar gönderilmesine gerek yoktur (6. HD. 2.11.2010, 7891/11974). [Devamı...]
Kararın Yalnız Boşanma Hükmünün Kesinleşmiş Olması, uml;re, nafaka ve tazminat alacağı kesinleşip kesinleşmediğine bakılmaksızın takibe konulabilir hale gelmiştir (HGK. 22.10.2002, 656/638). [Devamı...]
Kiralanan Yerin Boşaltıldığının İspatı ve Geriye Kalan Ayların Kirasında Kiracının Sorumluluğu, nundan önce boşaltan kiracı geri kalan sürenin kira parsından sorumlu olur. Ancak kiralayan da zararın artmaması ve taşınmazı aynı koşullarda başkasına kiralamak için gerekli [Devamı...]
Sanayi Suyunun Kaçak Olarak Satılması, delin davalı tarafından ödenmediğini öne sürmüştür. Mahkemece, dava konusu olayla ilgili olarak davacının yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar [Devamı...]
Bağımsız Bölümde Oturanların Komşularını Rahatsız Etmesi Ya da Yükümlülüklerini Yerine Getirmemesi Tahliye Nedeni Değildir, nda o kişinin ya da kişilerin bağımsız bölümden tahliyesini değil, Kat Mülkiyeti Kanunu md. 33/son’daki yaptırımın uygulanması gerekir. Tahliye hususu aynı Yasanın 24. [Devamı...]
Mal Ayrılığı Rejiminin Geçerli Olduğu Dönemde Taşınmaz Alırken Eşe Yapılmış Olan Katkı "Elden Bağış" Niteliğindedir, karşılıksız kazanma yoluyla gelen bu para, onun kişisel malı olmuştur. Davalıya ait pay “bağış” yoluyla gelen bu para ile alındığına ve davalının kişisel malı olduğuna göre, davalı [Devamı...]
Verilen Onayın Geri Alınması TMK md. 2'ye Aykırıdır, a açmaları dürüstlük kuralıyla bağdaşmaz (18. HD. 15.6.2010, 1416/9003). [Devamı...]
Bonoda Bedelsizlik İddiasının İspatı, [Devamı...]
Manevi Tazminat, a açıklandığı üzere, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarar uğrayanın manevi ıstırabını bir nebze dindiren, ruhsal tahribatını onaran bir araçtır. Manevi [Devamı...]
Haksız Fiilde Failin Temerrüdü ve Faizden Sorumluluğu, inden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği [Devamı...]
Boşanma Davasında Ziynetlerin İstenmesi, ahsilini de istediğine göre, hüküm altına alınan ziynetlerin cins, gram ve ayarları gösterilmeden toplamının değerine göre hükmedilmesi doğru değildir (2. HD. [Devamı...]
Boşanma Davasında Çalışmaya İzin Verilmemesinden Kaynaklanan Kazanç Kaybının İstenmesi, asının izin vermediğini öne sürerek, bu yüzden yoksun kaldığı kazanç kaybına karşılık maddi tazminat istemiştir. Bu talep TMK’nun 174/1 kapsamında boşanmanın eki [Devamı...]
KAZANILMIŞ HAK, nmazdaki yapıların kaba inşaatının tamamlandığı, idare mahkemesince dava konusu yapı ruhsatlarıyla tespit edilen kısım haricinde yeni yapılaşma hakkı verilmediği, bu nedenle ruhsatların kazanılmış [Devamı...]
İŞLEMİ KURAN İDARE ONU GERİ ALABİLİR, ">Fazla çalışma ücretlerinden kesilen gelir vergisinin iadesi istemiyle yapılan başvurunun Defterdarlık tarafından kabul edilerek yapılan kesintilerin davacıya ödendiği, sonrasında [Devamı...]
İDARE MAHKEMESİNDE DAVA AÇMA SÜRESİ, ">Anayasanın 125’inci ve 1602 sayılı Kanunun 40’ıncı maddesinde, dava açma süresinin her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihini izleyen günden itibaren [Devamı...]
Karayolları Trafik Kanunundan Doğan Hukuk Davalarında Görevli Ve Yetkili Mahkeme, e yayımlanan değişiklikle bu kanunun uygulanmasından doğan hukuk davalarında görevli ve yetkili mahkemeler yeniden belirlendi: "İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları [Devamı...]
Alkollü Araç Kullanmak, ol açmaz. Mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan kurul aracılığıyla; olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip [Devamı...]
Bonoda Zamanaşımı, re üç yıllık zamanaşımı süresine tabi iseler de; söz konusu bonolar taraflar arasındaki temel borç ilişkisi yönünden yazılı delil başlangıcı olarak kabul [Devamı...]
Üye Kooperatifle İlişkisini Kesince Üyelik Sıfatı Sona Erer, üğünü yerine getirmeyen ve ilişkisini kesen davacının kooperatif ortağı olduğunun tespiti için açmış olduğu davanın MK’nın 2. Maddesi uyarınca kabul edilemeyeceği, [Devamı...]
Estetik Ameliyatı Yapılmasına İlişkin Sözleşme, öne sürerek maddi ve manevi tazminat istemiştir. Dosya kapsamından estetik ameliyat konusunda tarafların sözleştikleri anlaşılmaktadır. Tarafların sözleşme yapmaktaki asıl [Devamı...]
Müstehcen Görüntü Bulundurma, ideo görüntüleri olduğu, bir kısmının ise hayvanlarla insanların cinsel ilişkilerinin görüntülerini içerdiği, çocukların kullandığı müstehcen [Devamı...]
Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi-Yolsuz Tescil, nde olup, bu yolla oluşan tapu kayıtları gerçek mülkiyet durumunu oluşturmaz. Yüklenici edimini ifa ettiği oranda şahsi hak elde edebilir ve elde ettiği hakkını [Devamı...]
Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi-Alacağın Temliki-İtiraz ve Defiler, ly: Calibri; mso-fareast-language: TR; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">Yüklenici arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesine göre kazandığı şahsi hakkını [Devamı...]
Temyiz Harcının Yatırılamaması-adil Yargılanma Hakkı, kça yüksek miktarda olan karar ve temyiz harcının yatırılmasının istenmesi ve verilen sürede yatırılmaması üzerine kanun yoluna başvuru hakkının ortadan [Devamı...]
Harici Satış Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil, kümleri uyarınca isteyebilirler. Taşınmazın güncel karşılığı talep edilmez ise de, harici satış nedeniyle ödenen bedelin uyarlama kuralları gereğince hesaplanması ve sonucuna göre [Devamı...]
Tespit Davasında Hukuksal Yarar Koşulu, rdan söz edebilmek için; bir hakkın veya hukuki durumun mevcut ve yakın bir tehlike ile tehdit edilmiş olması, bu tehdidin zarar doğurabilecek nitelikte olması, tespit [Devamı...]
Sözleşmeye Aykırılık Nedeniyle Tahliye, iş olmasının verilen süreden sonra olup akde aykırı davranışı ortadan kaldırmayacağı gözetilmelidir. Öte yandan kiralanan kiralanma amacı dışında kullanılmaya da devam etmekte olup, [Devamı...]
İştirak Nafakası, ;ocuğa bakıyorsa, çocuğa bakan taraf velayetin nezi davasını açmadan doğrudan iştirak nafakası talebinde bulunabilir (3. HD. 11.10.2010, 14433/16126). [Devamı...]
Boşanmada Manevi Tazminat, zere boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden olmalıdır. Boşanma sebebi olarak gösterilmemiş, ancak boşanmanın kesinleşmesine kadar gerçekleşmiş sadakat [Devamı...]
CEMAAT VAKIFLARININ GAYRİMENKUL EDİNME HAKKI:, ip gerçek ve tüzel kişiler sahip olabilirler. Fransız ... Rahipleri adlı topluluk adına tapuya kayıtlıyken, açılan dava sonucu tüzel kişiliği bulunmayan ve ne Türkiye [Devamı...]
AİHM'NCE HÜKMEDİLEN TAZMİNATIN HAZİNECE ÖDENMESİ:, ersonele rücu mekanizması işletilmediği için dava yoluna başvurulduğunu, sorumlulara rücu etme konusunda idarenin takdir yetkisi bulunmadığını; maddi mağduriyetleri ödenen [Devamı...]
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ'NİN KESİNLEŞMİŞ HAK İHLALİ KARARLARI:, üler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurmuşlardır. Anılan mahkeme, hükümlülerin yargılandığı Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nin bağımsız ve tarafsız olmaması, savunma [Devamı...]
AVRUPA SOSYAL ŞARTI:, uml;venlik sisteminden yararlanarak böyle bir imkan sağlayamayan herkese yeterli yardımı sağlamayı ve hastalık halinde bu kişinin şartlarının gerektirdiği bakımı sağlamayı akit taraflar [Devamı...]
AHİM ÖNÜNDE YAPILAN SULH ANLAŞMASI İİK'NIN BELİRTTİĞİ ANLAMDA İLAM SAYILMAZ:, ilişkin kararına dayanarak Dışişleri Bakanlığı aleyhine ilamlı icra takibine geçmiş, takibe mercii nezdinde borçlu vekilince şikayet edilmiştir. İlamlı icra yoluna başvuru için [Devamı...]
AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİNE AYKIRILIK:, lgili davalarda, davanın taraflarının herbirinin; diğer taraf karşısında kendisini önemli ölçüde dezavantajlı konumda bırakmayacak şartlarda iddia ve savunmalarını mahkemeye [Devamı...]
TERCÜMANLIK ÜCRETİ SANIĞA YÜKLETİLEMEZ:, nığa sağlanan tercüman için ödenecek ücretin mahkumiyet halinde dahi sanığa yükletilemez (7. CD. 24.6.2003, 2478/5303). [Devamı...]
ADİL YARGILANMA HAKKINA AYKIRILIK, azlığın, taraflar arasında fark gözetmeksizin iddia ve savunmaların eşit ve karşılıklı yapıldığı dürüst bir yargılamadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi uluslararası insan [Devamı...]
DİL BİLMEYEN SANIĞIN ÜCRETSİZ OLARAK ÇEVİRMENDEN YARARLANMA HAKKI, yardımından ücretsiz olarak yararlanmak hakkına sahiptir" hükmüne aykırı olarak mahkemece mahkum olan dil bilmeyen sanıktan çevirmenlik ücretinin alınmasına karar [Devamı...]
AHİM'in KESİNLEŞEN KARARI, in kararına ilişkin AHİM 2. Dairesinin kesinleşen kararı nedeniyle 2577 sayılı Yasa'nın 53/1-ı maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulü ile dava konusu işlemin iptali gerekir [Devamı...]

HIZLI ERİŞİM

Seçilmiş Mevzuat Seçilmiş Yazı ve Yargı Kararları Dilekçeler Sözleşmeler İhtarnameler İnşaat-İmar Sözlüğü İnsan Hakları Belgeleri İnsan Hakları Kararları Bilirkişi Raporları Yasal Faiz Hesabı Hukukumuzda Parasal Sınırlar Avukatlık Asgari Ücret Tablosu Önemli Yasal Süreler

KÜMELER

AYIN KONUSU YÖNETSEL YARGI YARGI DÜNYASI ANAYASA VE ANAYASA MAHKEMESİ MAKALELER AVUKATIN GÜNCELİ TBB DİSİPLİN KARARLARI FORUM PRATİK BİLGİLER RESİM VE KARİKATÜR ÖZLÜ SÖZLER ATATÜRK VE CUMHURİYET BAĞLANTILAR

HAVA TAHMİNİ

5 Günlük Hava Tahmini (İstanbul) 5 günlük hava tahmini
5 Günlük Hava Tahmini (Ankara) 5 günlük hava tahmini
5 Günlük Hava Tahmini (İzmir) 5 günlük hava tahmini Kaynak http://www.dmi.gov.tr